Petrol Arayanlar Kaçtı, Faturayı “Memurlar” Ödüyor

, , Sende yorum yap

Petrol Arayanlar Kaçtı, Faturayı “Memurlar” Ödüyor

Bizim toprakların altında petrol olduğuna inanırız. Bu petrolün bir gün bulunup çıkarılmasını bekleriz. Ama petrol, “inanmakla-beklemekle” yerin üzerine çıkmıyor.

Birisinin toprağı delip araması gerekiyor. Petrol aramak riskli ve pahalı bir iş. Bugüne kadar petrol bulunmuş bölgeler varken kimse yeni bölgelere gelip para harcamak istemiyor.

Bizim de etimiz-budumuz bu ise para harcamaya el vermiyor. Teknolojimiz, birikimimiz de yetersiz.

Biz taaaa 1954 yılında bir Petrol Kanunu çıkardık. O zamanlarda Demokrat Parti’nin çıkardığı bu kanun bir “devrim” idi. Yabancı sermaye, Türkiye’ye davet ediliyordu. O kanun sayesinde Türkiye’ye bir ilgi başladı. Ama çok geçmeden biz gelenleri kaçırdık.

Yeterli arama ve geliştirme çalışması yapılamadı.

Aradan elli yıl geçti. Geldik 2000 yılına. Türkiye’den çıkarabildiğimiz petrol yılda 2.850 ton. Dışarıdan İthal ettiğimiz ham petrol 24.350 ton. Tükettiğimiz ham petrolün yüzde 10’unu kendi topraklarımızdan çıkarabiliyoruz.

İşin ilginç yani, biz bulunan petrolü bile çıkaramıyoruz. Üretim, her yıl geriliyor. 1995 yılında yıllık üretimimiz 3.516 ton idi, Beş yılda yüzde 20 dolayında azaldı.

Yabancı şirketlerden kaçan kaçıyor- Yenileri gelmiyor. Bizim TPAO şirketimiz ise Türkiye’yi bırakmış Asya’da para harcıyor.

Bütün bunlar olurken, Ankara’da da bir komedi sahneleniyor. 1954 yılında çıkarılan Petrol Kanunu İle yabancı büyük şirketleri cezbetmek İçin önemli bir teşvik getirilmiş. Denilmiş ki “her kim ki Türkiye’ye petrol aramak ve çıkarmak için gelir, getirdiği dövizleri sermaye yaptırmak için bozdurur, bu şirketler Türkiye’den giderlerken sermaye olarak bozdurduktan Türk Liraları, dolar getirdikleri tarihteki kurdan dolara çevrilir.”

Açık anlatımıyla kanun sunu söylüyor. Dolar 100 TL iken, Türkiye’ye 1000 dolar getiren ve bunu bozdurup 100.000 TL sermaye yapan yabancı petrolcü, Türkiye’den çıkıp gitmeye kalktığında dolar 100 TL’den yola çıkıp da 1000 TL’ye yükselmiş ise, 100.000 TL sermayesi karşılığında geriye 100 dolar olarak götürmeyecek. Dolan getirdiği tarihteki “l dolar eşittir 100 TL” kuru ile getirdiği sermaye dolara dönüştürülecek. Aradaki fark da bütçenin özel bir bölümünden karşılanacak.” Bu teşvik tedbirlerinin amacı, çok riskli bir iş olan petrol arama isine ciddi yabancı firmaları çekebilmek ve onlara “kur riski garantisi” vererek Türkiye’ye büyük sermaye ile gelmelerini, İşi ciddi tutmalarını ve de makine ve teçhizat getirmede cömert davranmalarını sağlamak. Bu önemli teşvike rağmen, Türkiye’ye az sayıda yabancı geldi. Gelenler de Güneydoğu Anadolu’daki terör nedeniyle çekip gitti. Kanun gereği 1954 yılından beri gidenlere, getirdikleri sermaye “sabit döviz kuru” esasi ile ödendi. Kur farkı Bütçe ‘den oluşturulan bir fondan karşılandı, Kanun, hâlâ yürürlükte. Derken efendim, geçen yıl Sayıştay, ‘kânuna yeni bir yorum getirdi. Geriye dönük olarak “sabit döviz kuru” uygulaması iptal edildi. Kanunun yürürlükte olmasına rağmen, bundan böyle petrol şirketlerine iade, cari kurdan yapılacak. Bu arada bugüne kadar kanunu uygulayan memurlar hapı yutmuş durumda. Bugüne kadar yapılan tüm ödemelerde kur farkları İçin o işlemi imzalayan görevlilerin maaşlarına trilyonluk hacizler konuldu. Haksız ödemelerin işlemlerini yapan kamu görevlilerine tazmin ettirilmesine çalışılıyor.

Ham petrol ithalatı ve üretimi

(Bin ton)

İthalat                  üretim

1995             23.605                     3.516

1996             22.767                     3.500

1997             23.324                     3.457

1998             23.793                     3.224

1999             22.984                     2.940

2000             24.350                     2.850

Hesap uzmanları/Maliye müfettişleri kırgınlığı ile ilgili açıklama

Maliye Bakanı Sayın Sümer Oral, Balina Operasyonu olarak adlandırılan İzmir’deki KDV yolsuzluğunu İnceleyen hesap uzmanlarının belgelerine imzasız bir ihbar mektubu üzerine Maliye müfettişlerinin müracaatı ile DGM karan ile polis tarafından el konulması konusunda dün bu sütunda yayınlanan yazı ile ilgili olarak su bilgiyi verdi:

(1) imzasız ihbar mektubu Maliye Bakanlığı makamına gönderilmemiş. İçişleri Bakanlığı ile Maliye Teftiş Kumlu Başkanlığı’na gönderilmiş.

(2) İhbar mektubunda görevli hesap uzmanları İle ilgili iddiaların ötesinde farklı konularda iddialar yer aldığından Maliye Teftiş Kurulu Başkanlığı, konunun incelenmesini uygun görmüş.

(3)  Bu olayda Maliye Bakanı’nın Maliye müfettişlerini, hesap uzmanları ile ilgili ihbar değerlendirmekle görevlendirmesi söz konusu değilmiş. Sayın okuyucularımın bilgilerine sunarım.

 

Sende yorum yap