Patagonya’da turizm nasıl patladı?

, , Sende yorum yap

Bu hafta basi sayin okuyucularima bir “Patagonya” hikâyesi nakletmek istiyorum. Bu hikaye benim hikayem degil. Ufuk Saka’nin hikâyesi…
Bu hikaye Türkiye Seyahat Acenteleri Birligi “TURSAB”in yayinladigi derginin haziran ayi sayisinda yer almisti. Benim hosuma gitti.
“Patagonya Avrupa’da; Fransa ile Ispanya arasina sikismis, küçük bir Akdeniz ülkesi. Sahilleri, tabii güzellikleriyle sirin mi sirin bir
yer…
Böyle bir ülke olur da geç de olsa turizm patlamaz mi? Nitekim 80’li yillarin ardindan, 10.000 yatak kapasitesi, 100.000’e çikartilmis,
ülkenin büyükçe iki sehrine havalimanlari insa ettirilmis, yurtdisindaki temsilcilikleri vasitasiyla tüm Avrupali turistler ülkelerine
davet edilmis. Turizm ve bagli olarak gelisen ulasim sektöründe kurumlasmalar güç kazanmis, PATSAB,PATOB gibi birliklerin yani
sira devlete bagli kurum ve kuruluslar da Avrupa ile entegre hale gelmeye baslamislar. Patagonya Hükümeti Avrupa Toplulugu’na girme çabalarini hizlandirmis, bu arada yönetmelik ve kararnamelerde Avrupa Birligi
üyesi ülkelere atifta bulunularak bu entegrasyon kuvvetlendirilmeye çalisilmis. Ancak, 80’li yillarin sonlarinda yasanan “Cebelitarik”
krizinde Ispanya ile Fas arasindaki “savas!” Patagonya turizminin önüne
ilk engel olarak çikmis, ardindan da Patagonya’nin daglik kesimlerinde örgütlenen El Apostos isimli bir liderin önderligindeki terör örgütü turistik kasabalarda bombalar patlatarak, devlet güçleriyle çatisarak
Patagonya’daki turizm patlamasinin seyrini degistirmisler.
Patagonya halki ise “külliyen” sicak kanli, sevecen ve misafirperver,
tipik Akdenizli hepsi… Çabuk sinirlenip öfkelenen; arada bir, birbirlerine ve gelen turistlere tüm seveceriliklerine, karsi “madik atmayi” seven insanlar. Patagonya tarihinde darbelere de sik rastlan-
mis. Ancak Avrupa’dakime, Avrupa ve gümrük birligi rüzgârlari,
Patagonya’yi da etkilemis, demokratiklesme, seçilenlere saygi duy-
ma, ihtilallerin önünü kesme tedbirleri düsünülüp, alinmaya baslanmis
Patagonya’nin bürokratlari da çok ilginçmis. Çaliskan, dürüst, dinamik bürokratlar da var olmasina karsin diger bir kismi “isleri nasil ya-
vaslatirim, kanun ve yönetmeliklerin açiklarindan ve “eski” zihniyete
uygun yasakçi hükümlerinden nasil yararlanir da kendime pay çikaririm” seklinde düsünürlermis. Yani “islerini bilirlermis”.
..
Yine bir gün El Apostos ve çetesinin saldirilarini arttirdigi bir dönemde tüm Avrupa’da yasanan olaylar nedeniyle Patagonya’nin tehlikeli ilan edilip “oralara gitmeyin” kampanyalarinin basladigi bir dönemde, hükümet toplanip bu engellemelerin çözülebilmesi için bir dizi kararlar almis.
“Patagonya’ya gelecek turistlere otellerde ve karayoluyla ülkeye gelen turist otobüslerine benzin aldiklarinda %50 indirim uygulansin” den-
mis. Oteller bu uygulamayi yaparken Karayollari Genel Müdürlügü “olmaz, biz Patagonya Pesetalarimizi (PP) kimseye yedirtmeyiz” diyerek ve konuyu çikmaza sokmak için Turizm Bakanligi’na kirmizi otobüsle gelenlere mi, yoksa sari otobüsle gelenlere mi bu indirimin uygulanmasi gerektigini sor-
mus, “ya mavi otobüslerin durumu ne olacak” demis. Hükümet kararinin bürokrasiye takilarak uygulanmamasi Avrupali ülkelerde, bürokrasi sorunu yasandiginda “Burasi Patagonya mi?” deyiminin ortaya çikmasina yol açmis. Isin garibi Karayollarinin bu engellemesine ragmen, hükümet karari otobüslerin rengine bakilmaksizin tam olarak, fakat bir yillik gecikmeyle
uygulanmis. Olan bu gecikme nedeniyle prestij kaybeden Patagonya’ya olmus,
sadece.
Bu problem büyük çabalar ve yine turizmi tesvik için yapilan uygulamalarla
unutulmaya yüz tutup da Avrupali için bakir bir bölge olan Patagonya’ya turist yagmaya baslarken yine Patagonya bürokrasisi çikmis sahneye.
Komsu ülkelerden, Baltik ülkelerine, Rusya ve Türkiye’ye kadar bütün ülkelerde Patagonya “in” olmus, diger sahil ülkeleri “out”. Türkiye’deki tur operatörleri: Patagonya turlarini “Gez Dünyayi, Gör Patagonya”yi özdeyisiyle tanitmislar. O günlere dek Patagonya ile aralari kraliçeleri basta olmak üzere dis politikalariyla da El Apostos örgütüne kucak açtigi için açik olan Baltikiye Kralligi’nin bir charter uçak sirketi, baska ülkeden kiraladigi uçaklarla Patagonya’ya turist getirmek için Patagonya Havacilik Genel Müdürlügü’ne basvurmus. Iste, Avrupali’nin dillerine des-
tan olan Patagonya bürokrasisi yine boy göstermis ve “sizin uçaginizin kuyruk adi G ile basliyor. Oysa Baltikiye’de bu harf yok, alfabenizde olmayan bir harfle uçamazsiniz” diyerek ve kendisini hakli çikaracak to-
zlanmis kitaplardaki bazi hükümlere dayanarak Baltikiye’nin bu uçak sirketine uçus izni vermemis. Bu kadiar disa açilmaya, Avrupa Birligi’ne katilmaya, liberallesmeye çaba harcayan Patagonya Hükümeti’ni bile
sasirtmis. Ancak, “en büyük bürokrat, bizim bürokrat” denilerek bir sey yapilamamis. Bir baska seferde büyük bir ülkeden Patagonya’nin en büyük limanina yapilacak vapur seferlerine de Patagonya Deniz Yollari’ni korumak gerekçesiyle karsi çikilmis. Kazara akli basinda, Patagonya’nin turizmdeki
çabalarini destekleyen Patagon’lar bu “yasakçi” bürokratlara verdikleri kararin yanlis oldugunu, hükümetin kararlariyla çelistigini hatirlattiklarinda bu bürokratlar “kardesim biz Turizm, Disisleri Bakani degiliz ki, dis iliskiler ve turizmle ilgili kararlari düsünerek hareket
edelim, biz su rafta gördügümüz ve eger yetmezse arsivden de çikartabilece-
miz, 1913 yilinda basilmis kitaplardaki kurallari uygulamak zorundayiz” diyerek cevap verirler baslarindan savarlarmis.
Yine bu dönemde “Patagonya’da limanlar, havaalanlari, otogarlar ve hatta
gemiler, uçaklar otobüsler olmasa ne güzel idare ederiz bu Ulasim Bakanligi”ni diye bir özdeyis popüler olmus. ”
Bütün bu olaylar gözlerimin önünden geçtikçe bir Patagon’mus gibi terliyor,
sikiliyor ve kivraniyorum. Kalp atislarim hizlaniyor, bir saga bir sola dönüyorum. Ter içerisindeyim ve kan ter içinde uyaniyorum.
Bütün bunlar meger bir rüya imis. “Öf be” diyorum, kendi kendime, “ne kötü
rüyaydi”. Sonra düsünüyor ve seviniyorum: “Zaten böyle seyler Türkiye’de olmaz, olamaz, kattiyen olmaz, olamaz:”

 

Sende yorum yap