Para İstiyoruz Ama İki Eksiğimiz Var

, , Sende yorum yap

ABD'ye gidenler "maalesef" hazırlıksız gitti.  Ankara'da ev ödevi hazırlanmadan yola çıkıldı. ABD gezisine çıkanlar iki konuda hazırlıklı olmalı idi.

(1) ABD yönetimi ile politika konuşulacak.

ABD yönetimi Kıbrıs konusunda ve Ege konusunda taviz isteyecek. Ruhban okulunun açılmasını isteyecek. Bizim bu konudaki politikamız belli değil.

(2) ABD yönetimi, IMF ve Dünya Bankası yetkilileri ile ekonomi konuşulacak. Parasal destek aranacak. Bizim bu konuda hazırlığımız olmalı idi.

İşin gerçeğine inilmeden kamuoyuna iyimserlik pompalandı. ABD hükümeti garantisi ile dış borçlanmadan, ABD yönetiminin kotaları kaldıracağından söz edildi. Daha sonra bunların mümkün olamayacağı anlaşıldı. Şimdi yapılabilecek şeyler sınırlı: (1) IMF'den kısa sürede stand-by anlaşması imzalanması istenilecek, Dünya Bankası'ndan destek beklenecek. (2) ABD yönetiminin dış ekonomik ilişkilerde Türkiye'ye arka çıkması ricasında bulunulacak.

Bütün bunlar bir noktada düğümleniyor: Türkiye para istiyor. Türkiye para bekliyor. Fakat Türkiye'nin unuttuğu bir şey var… Bir ülke para istediğinde, karşı taraf kim olursa olsun, IMF olsun, Dünya Bankası olsun, ticari bankalar olsun, "Bu parayı ne yapacaksın?" diye sorarlar… Türkiye'nin para isterken masanın üzerine koyacağı bir hazırlığının olması gerekir. Masanın üzerine konulması gerekenler:

(1) Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanmış 2000 yılı ekonomik dengeleri ile 2000 yılından sonraki 5 yıl hakkındaki gelişme projeksiyonudur.

(2) Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmış, 2000 yılı bütçesidir.

(3) Gene Devlet Planlama Teşkilatı tarafından derlenmiş, kamu ve özel sektörün yatirim projelerinin dis kaynak ihtiyaç listesidir.

Sadaka, nereye kullanılacağı, ne yapılacağı sorulmadan, geri ödenmesi istenmeden verilen bir yârdim parasıdır. Kredi ise, belli bir süre sonra ana parası ödenecek ve bu arada düzenli şekilde faiz isleyecek bir borç işlemidir.

Kredi veren bu paranın nerede kullanılacağını, nasıl ödeneceğini bilmek ve buna emin olmak ister.

Türkiye döviz açığı olduğu için dış kredi istiyor… İyi de, döviz açığı nasıl kapatılacak?

Türkiye'ye bu durumda kimse kredi veremez. Kredi vereceklerin, verilen paranın döviz açığını kapatacak bir ekonomik faaliyetin finansmanında kullanılacağını, üretim artışı yaratacağını, artan üretim sayesinde borcun faizinin ve ana parasının düzenli şekilde ödenebileceğini görmesi gerekir.

Bunların görüleceği belgeler, kamu finansman dengeleri, beş yıllık projeksiyonlar, yıllık bütçeler ve yatırım projeleridir. Güven yaratacak, kredibilite sağlayacak belgeler bunlardır. Bunlar olmadan ciddi boyutlarda kredi bulunamaz.

Önümüzde bir tehlike var. Kamuoyuna yayılan iyimserlik devam ediyor. ABD'ye gidenler "her şey oldu bitti" havası ile gitti. Orada gerçeklerle karşılaşıp, elleri bos dönerler ise hem onlar, hem kamuoyu hırçınlaşabilir.

İleri iyimserlik, önce hırçınlığa, sonra ümitsizliğe, sonra da yanlış politikalara yol açabilir.

 

Sende yorum yap