Özal-Yılmaz … ve de İstanbul

, , Sende yorum yap

(Fedon’u dinlerken gördüklerim)
“Bizans’in havasindan mi, yoksa istanbul’un suyundan mi”, her neden ise ilginç bir sehirde yasiyoruz.
Yasadiklarim, gördüklerim beni çok etkiliyor. Mülkiye Haftasinda Özal
4 Aralik günü Mülkiye’nin kurulus yildönümüdür. Mülkiyeliler Birligi istanbul Subesi Baskani Hüseyin Ergün ve arkadaslari dört yildir “Mülkiye Haftasi” adi ile istanbul’da çok güzel programlar düzenliyor.
Bu programlara devlet adamlari, hükümet üyeleri, idareciler, isadamlari, ilim adamlari konusmaci olarak katiliyor.
,Bu yilki program 5 Aralik 1991 Persembe gü-
nü Sayin Turgut Özal’in açis konusmasiyla bas-
ladi.
Ben o gün istanbul disinda idim. Daha sonraki günler isim vardi. Toplantilara katilamadim. Bir Mülkiyeli olarak toplantilari izleyen karimdan duy-. duklarim beni etkiledi.
Istanbul’da düzenlenen her toplantida “mutlaka bulunmayi” yasam biçimi haline getirmis kadro, Sayin Özal’a görünmeye gelmemis. Halbuki bu kadro geçen yil Mülkiye Haftasi’nda Sayin Özal’in konusma yaptigi gün, ayni otelin ayni salonuna sigamamis, ayakta koltuk aralarinda Sayin Özal’a görünmeye çalisiyordu.
Ayni durum 6 Aralik’1991 Cuma günü ANAP Genel Baskani Mesut Yilmazin katildigi oturumda da gözlenmis.
Seçim öncesi dönemde Sayin Mesut yilmaz istanbul’da bir hatta içinde birkaç gün ve de bir gün içinde üç ayri yerde ayni konusmayi yapmak zorunda kalmisti… Bana anlatildigina göre isimleri bilinen “mutat görünme heyetleri” her toplantida, Sayin Mesut Yilmaz’in karsisina siralanmak için kapi kapi gezmekten yorgun düsmüstü (!) * * *
Simdi bu anlatimdan sonra birinci tespitimizi yapalim: Demek ki, rie imis, efendim… Istanbul’da “iktidar gücünü elinde tutanlarin” düzenledikleri her toplantida salonlari dolduran “mutat görünme” heyetlerine, bunlarin tepkisine, degerlendirmelerine güvenmemek gerekirmis… “iktidar gücünü elinde tutanlarin” bunlarin tepkisine göre icraatlarini ayarlama yanlisligina düsmemeleri, bunlarin görüs ve degerlendirmelerine önem vermemeleri gerekirmis… Gün olup, iktidar gücünü kaybettiklerinde bunlari yanlarinda bulamaz-larmis… Buraya bir nokta koyalim…
Anlatimimiza devam edelim… Zorba Taverna’da Fedon’u Dinlerken Basimiza Neler Geldi?
Benim, “Gazeteci agabeylerimin çogunlukta oldugu” bir dost grubum var. Bu gruptaki saygin bir dostumuzun dostu olarak bundan sekiz yil önce Sayin Mesut Yilmaz ve zarif eslerini tanidik… Bu süre içinde, bizim dost grubunun bazi programlarina Sayin Yilrnaz’lar da katilir oldu. Bugünlerde Istanbul’da Zorba Tavarna’da Rum müzigi yapan Fedon çok ilgi görüyor. Bizim dost grubundakiler Fedon’u hiç dinlememis. Geçen aksam hep birlikte Zorba’ya gidildi, istanbul’a Mülkiyeliler Haftasi nedeniyle düzenlenen program çerçevesinde, bir konusma yapmaya gelen sayin yilmaz ve esi de grubun davetine Zorba’ya geldi…
Bütün bunlar normal… Bundan sonra anlata-.caklarim anormal.. Görmeden marnlamayacak bir sey.. Aslinda ben gördügüm, yasadigim halde inanamiyorum… önce Zorba’yi, Zorba’nin müsterilerini anlatayim, sonra gördüklerimi, yasadiklarimi anlatirim.
Zorba, istanbul’da Yildiz Posta Caddesi üzerinde, iki apartman arasindaki bosluktaki bir dükkânin hemen çatisinda insa edilmis enten-püften tek tatli bir salonda faaliyetini sürdüren bir gazino. Bu gazinonun özelligi, her gece saat 24.00 dolayinda sahneye çikan Fedon’un Rum müzigi esliginde Rum sarkilari ve de Türkçe sarkilar söylemesi… Saat 24.00’ten önce Niso hafif müzik yapiyor, Suna oryantal dansa çikiyor. Gürsel Gür-soy alaturka söylüyor. Dörtköse salon yaklasik iki
yüz kisilik. Masalar yanyana, insanlar sirtsirta… Salon her aksam doluyormus… Anlasildigi kadari ile Fedon’un hayrani çok.
Salondaki müsteriler istanbul’un orta gelir grubundan, yaslan ortanin altindaki insanlar… Giyimlerinden kusamlarindan, davranislarindan anlasildigi kadari ile grup halinde gelen memurlar, esnaf, otomobil galerisi sahipleri veya yedek parçacilar, toptanci, küçük ithalatçi, ihracatçi gibi kimseler… Ilginç olan kadinlarin sayisinin erkeklerden fazla olmasi… Gelenler yemek yemekten ziyade müzik dinlemeye, özellikle Fedon’u izleyip neselenmeye gelenler… Sayin Mesut Yilmaz
Bizim dost grubu salonun tam ortasinda uzun bir masanin etrafina siralanmis… Sayin Mesut Yilmaz ve zarif esleri masanin ortasinda oturuyor. Baska bir baglantimiz nedeniyle ben karimla saat 23.30 dolayinda gruba katildim…
Salona girdigimde, bütün salon ayakta… Ortada alaturka söyleyen Gürsel Gürsoy programini bitiriyor… “Hadi bakalim kolay gelsin…” diye ANAP’in ünlü seçim sarkisini söylüyor… Bütün salon ayakta… Herkes oldugu yerde zipliyor. “Mesut Basbakan…” diye bagirnalar… Sayin Mesut Yilmaz ve zarif esini kucaklayanlar… Öpenler… Üzerlerine sepet sepet gül yapragi serpenler… Allah Allah… ANAP’in yemekli toplantisina mi geldik?
Insanlari yara yara masamiza geçtik… Biz gelinceye kadar bes alti kere “Hadi bakalim… Kolay gelsin…” çalinmis… Sayin Yilmaz’lara sevgi gösterisi yapilmis… Biz masaya oturduk… Tezahürat devam ediyor. Mesut Yilmaz ile resim çektirmek için izin isteyenler, elini sikanlar… Kendisine “Basbakanim…” diye hitap edenler… Saat 24.00’de Fedon sahnedeki yerini aldi… Bes kere daha “Hadi bakalim… Kolay gelsin…” çalindi… Salon her seferinde ayaga kalkti…
Benim anlayamadigim sey su: “Salonda diger partilere sempati duyan hiç kimse yok mu? Neden tüm salon ayni sempati gösterisi içinde bütünlesiyor? Hiç olmazsa üç dört kisinin tepki göstermese bile gösteri disinda kalmasi gerekmez mi? Ben.bu isi bir türlü,anlavamadim…
Sayin Mesut Yilmaz, sanki parti lideri degil de, utangaç bir genç… Bu asiri sevgi gösterileri karsisinda nerede ise oturdugu iskemleden masanin altina kayacak… Elinde sigara agizligi… Ciddi ciddi oturuyor. Hanimlar geliyor, elini sikiyor.. Piste davet ediyor… O ise kendini korumaya almis… Dayanamadi saat 1.00 dolayinda esiyle masadan kalkti… Müzik tekrar kesildi… Bütün salon “Hadi bakalim… Kolay gelsin…” Basladi herkes ziplamaya, Yilmaz’larin elini sikanlar, öpmeye kalkanlar…
Simdi bu anlatimdan sonra da ikinci tespitimizi yapalim: Demek ki, ne imis efendim… Türk halki sempatisini “iktidar gücüne” baglamiyor… .Bir in-sani “tutar ve sever ise, iktidarda da olsa, iktidardan ayrilsa da” sevgisi sempatisi devam ediyor… Tersine, iktidardan ayrilanlara daha fazla sempati duyuyor…
Belki de Türk halki, genç, yeni liderler arayisinda… Özellikle Türkiye hin genç nüfusu, dinamik nüfusu (ki salondakiler orta yasin altinda idi) politikada yeni ve genç çehreler ariyor… Sadece gençlik, liderlik mi önemli?.. ANAP’in “felâket tellâlligi karsrti felaket bekleyisi karsiti, ümit dagitan, zenginlik ve refah vaat eden, serbest piyasa ekonomisinde insanlara gelisme ve zenginlesme _ firsati sunan… Ve. bir ölçüde de belli kesimlere daha iyi yasam imkani saglayan.. politikalari (ki salondakiler bu politikalarin nimetlerinden yararlananlar idi) hangi partiden olur ise olsun belli çevrelerce benimsenmis… Sonuç
Politikacinin hedef kitlesi “halk”tir… Politikaci halkin begenisini kazanma arayisinda olmalidir. Halkin nabzini tutarak yönünü belirlemelidir.
Önemli olan “Zorba”nin salonundaki halkin deger yargilari… “The Marmara”, “The Sheraton” ve de “The Hilton” gibi salonlardaki “mutat görünme heyetlerinin deger yargilarina göre bir yere varilamayacagi ortada…
Bugün iktidar koltuguna oturan tecrübesiz politikacilarin ilgilerine ve de bilgilerine sunulur.
Tevfik GÜNGÖR^

@

 

Sende yorum yap