Otomotiv sektörünün orta ve uzun dönemli

, , Sende yorum yap

stratejisinin tartisilmasi zorunlu
Otomotiv sektöründe kurulu kapasite kullanilamiyor. Gümrük birligi nedeniyle koruma duvarlarinin hizla kaldirilmasi ithal otomobil karsisinda yerli üretimin rekabet gücünü yok ediyor. Kurulu kapasite kullanilamazken, yeni ve küçük ölçekli kapasiteli yatirimlara yesil isik yakiliyor.
Gelir dagilimindaki bozulma nedeniyle iç pazar beklenen ölçüde genislemiyor.
Bunlar otomotiv sektörünün karsilastigi sorunlar. Fakat ilginç olani bu sorunlara karsin, sektörün orta ve uzun dönemdeki gelisme stratejisinin tartisma gündemine gelmemesi. Gelememesi.
Kapasite kullanilamiyor
General Finans’in Moneia isimli aylik yayininda özeti verilen Senol Korkmaz’in arastirmasina göre, 1995 yilinda Türkiye’deki otomobil üretim tesislerindeki yillik kapasite 495 bine ulasti. 1995 yilinda kurulu kapasitenin, yerli satis ve ihracat için yapilan üretimde toplam yüzde 44’ü kullanildi. Bu da kapasitenin yansinin kullanilmadigi anlamina gelmektedir. Ayni durum bu yil için de sözkonusu. Türkiye’de otomobil üreten tesisler 1994 yilinda 12 bin araç ihraç etti. 1995 yilinda ihraç edilen otomobil 33 bine, ihracat geliri 217 milyon dolara ulasti.
Gelir dagiliminin bozulmasi iç piyasayi daraltiyor
Neredeyse satilan her 100 otomobilin 20’si ithal otomobil. Yerli otomobillerin tümündeki kalite, model ve teknoloji degisimi ve yenilemeye karsin, pahali ithal otomobil satislarinin artmasi nedenleri arasinda gelir dagiliminin bozulmasi, otomobil alim gücünün düsmesi buna karsilik rantiye kesiminin ithal otomobillere talebinin artmasi, ekonomideki istikrarsizlik, daha önceki yillarda otomobil fiyatlari enflasyonun üstündeyken simdi ise satistaki daralmayla birlikte bos kapasite nedeniyle fiyatlar ancak enflasyon oraninda artiyor. 1995 yilinda yerli otomobil fiyatlarindaki (enflasyondan arindirilmis) reel artis yüzde 2.4 oraninda buna karsilik Hazine bonosu yüzde 24, banka mevduati yüzde 6.2 kazandirmis. Bu durumda insanlar birkaç yil öncesinde oldugu gibi paralarini enflasyondan korunmak için otomobile yatirmayip diger alternatif yatirim araçlanna yöneldi.
1995 yilinda tüketici kredisi ile satilan otomobil sayisi 61 bin adet. Toplam satislarin yaklasik yüzde 30’u tüketici kredisi ile gerçeklesmis. Bu da otomobil alicilarinin gelir düzeyinin düsüklügünü ortaya koyuyor. 1995 yilinda eskiyen araçlann yenilenmesi için 81 bin, yeni otomobil sahibi olacaklar için 135 bin yerli otomobil satildigi hesaplaniyor. Demek ki, satilan her 100 otomobilin 38’i eskiyen aracin yenilenmesi amaciyla aliniyor. Su anda Türkiye’de 3 milyon otomobil bulunuyor.
Otomotivciler dis pazari zorluyor
Türkiye’nin otomotiv ihracati, bu yilin ilk 6 ayinda, geçen yilin ayni dönemine göre yüzde 74 oraninda artarak, 285 milyon dolar olmustur. Bu yilin ocak-haziran döneminde otomotiv ana ve yan sanayi ihracati toplami ise geçen yilin ayni dönemine göre yüz-de 32 oraninda artis gösterdi. Geçen yilin ilk yansinda 514 milyon dolar olan otomotiv ve yan sanayi ihracati bu yilin ayni döneminde 680 milyon dolara çikti. Bu yilin 6 aylik döneminde otobüs ihracati yüzde 152 artarak, 106 milyon dolar, otomobil ihracati da yüzde 76 artarak 158 milyon dolar olmustur. Otomotiv ana sanayiinde diger ürünlerin ihracat ise yüzde 34 oraninda azalarak, 20 milyon dolar düzeyinde kaldi. Ayni dönemde otomotiv yan sanayi ihracati ise yüzde 13 oraninda artarak, 395 milyon dolar oldu. Otomotiv yan sanayiinde emniyet cami ihracati yüzde 17, iç ve dis lastik ihracati yüzde 7 artarken, akümülatör ihracati ise yüzde 7 geriledi. Toplam ihracatin yüzde 58’i otomotiv ana sanayiinde, yüzde 42’si yan sanayide gerçeklesti.
Yeni kapasiteler nasil kullanilacak?
Durum böyle iken yeni kapasiteler yaratiliyor. Otomobil pazannda piyasa lideri TOFAS’in gerçeklestirdigi 200 milyon dolarlik yatirima ek olarak 1998 yili sonuna kadar 660 milyon dolarlik yatinm yapma ve kapasitesini 200 binden 350 bine çikarma plani-programi var.
Yeni gelenlerin hangisinin niyetinin ciddi, hangisinin gayri-ciddi oldugu bilinmiyor ama, açiklanan projeleri söyle:
1. Hyundai-Assan, Izmit’ten 6 km uzakliktaki Ali Kahya beldesinde l milyon metrekarelik bir alanda fabrika insasina baslandi. Hedeflenen 100 bin oto ve 20 bin ticari araç olmak üzere toplam 120 bin kapasiteye ulasmak. 1997 Eylül ayinda seri üretime baslanacak.
2. Mazda-Mermerler ortakligi ile yapilacak yatinm-da ilk etapta yilda 100 bin araç üretilmesi planlaniyor. Robot teknolojisinin yogun olarak kullanilacagi ve isçi sayisinin kademeli olarak 1200 kisiye çikartilacagi belirtiliyor.
3. Honda Anadolu Grubu’nun ortak girisimiyle ortaya konulan proje çerçevesinde 50 milyon dolarlik bir yatirimla, yillik 30 bin adet kapasite ile 4 kapili Civic Sedan modeli üretilecek. Halen 12 olan bayi sayisi 2000 yilinda 50’ye çikartilacak. l milyon 400 bin metrekarelik bir alanda kurulacak tesislerden BDT, Orta Dogu ve Avrupa pazarlanna mal verilecek.
4. Kia-Ihlas ortakligi ile gerçeklestirilecek tesislerde Sephia binek otomobili, Ceres kamyonet ve HI-Be-sata Panelvan minibüs üretilecek. Yillik kapasitenin 35 bin adet olarak planlandigi tesislerde yaklasik 450 kisi istihdam edilecek.
5. Suzuki firmasi tarafindan kurulacak fabrikanin temelinin 1997 yilinda atilacagi ve ilk etapta 10 bin araç üretecek kapasitenin hedef alindigi belirtiliyor. Ticari araç üretimine yönelik olarak kurulacak fabrika 2 yil içinde tamamlanacak. 1998 yilindan sonra ise büyük model ticari araç üretilecek.
Politika ve strateji yok
Otomotiv sektörü önemli bir sektör. Yillar önce kurulmus, pazara yerlesmis, sermaye ve bilgi birikimi saglanmis, kendi teknolojisini üretme gücüne ulasmis dev firmalarin yaninda bir ülkenin (bir firmanin degil bir ülkenin) pazara-girmesi önemli politika ve strateji kararlanni gerektirir.
Küçük küçük kapasitelerle, montaj sanayii ile pazar rekabetine girilemez. Tekne ile Atlantik geçilemez. Ekonomik boyutta üretim gerekir.
Türkiye’de bu kadar önemli sanayi dalinda hükümetler firma sahiplerine kisisel sempatilerine veya hinçlarina göre politikalar olusturmakta, strateji diye bir sey gündeme gelmemektedir.
Tabii ki bundan öncelikle firmalar zarar görüyor ama, ülkenin bu ülkede yasayanlarin zaranni kimse dikkate almiyor.

 

Sende yorum yap