Önemli olan, kanunu uygulamak

, , Sende yorum yap

Konuyu parçalara bölmez isek sonuca ulasamayiz.
1) Anayasa Mahkemesi mali durumu bozulan bankalara devlet müde-halesini düzenleyen Bankalar Kanu-nu’nun iki maddesini usul yönünden iptal etti. 12 Haziran’dan itibaren kanuni bir bosluk ortaya çikmamasi için iptal edilen maddelerin aynen veya degistirilerek TBMM’den geçmesi zorunlulugu var.
2) Bankalar sisteminde önemli sorunlar ortaya çikti, çikiyor. Bankalar Kanunu’nun günün ihtiyaçlarina göre düzenlenmesinde yarar var. Bu iki maddeden birincisi, “hemen yapilmasi gereken” bir formalitedir. Ikincisi, “önceligi olan”, fakat ciddi biçimde, dogu dürüst yapilmaz ise yarardan çok zarar getirecek bir düzenlemedir.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettigi maddelerle ilgili acil düzenleme isini unutalim ve gelelim, Bankalar Kanunu’ndaki temel degisiklige. Temel degisiklikte “agirlik verilmesi gereken noktalan açiga çikarmak için” bir tahlile ihtiyacimiz var.
1) Acaba mevcut Bankalar Kanunu’nun eksik olan yani nedir? Kanun, gerekli düzenlemeleri yapmiyor mu?
2) Yoksa kanunda her sey düsünülmüs de, gözetim ve denetim mekanizmalari mi islemiyor? Kanun mu uygulanamiyor?
Çünkü bu iki farkli degerlemeye göre, yeni kanun tasarisinda yaklasim da farkli olmak zorundadir.
Bakiniz, bugün için sorunun Bankalar Kanunu’ndaki eksikliklerden kaynaklanmasini Sadi Uzunoglu “Finan-sal Forum’daki kösesinde nasil güzel anlatiyor:
Bankacilik sisteminin içinde bulundugu sorunlu yapinin sorumlusu Bankalar Kanunu degildir. Mevcut yasada bankalarin risklerini sinirlandiracak her türlü madde vardir. Merkez Bankasi ve Hazine de tebligler ile riskin sinirlanmasina yönelik konulari açikliga kavusturmus durumdadir.
Örnegin, mevcut yasada (BK. 38-39-41) bankalarin kullandirabilecek-leri krediler özkaynaklarinin belirli bir orani ile sinirlandiriliyor. Bankalar Kanunu’nun 38. mmaddesine göre; “Bir bankanin verecegi nakdi krediler
ve satin alacagi tahvil ve benzeri sermaye piyasasi araçlarinin tutari ile te-minat mektuplari, kefaletler, aval, ciro ve kabuller gibi gayri nakdi kredilerin toplami özkaynaklarin 20 katini asamaz.”
Yine ayni madde, bankanin bir ger-çek ve tüzel kisiye verilebilecek krediyi bankanin özkaynaginin yüzde 20’si ile sinirliyor.
Ayrica bankanin dolayli kredileri toplami da özkaynaklarinin yüzde 75’ini asamiyor.
Bankalar Kanunu’nun 39. maddesi istiraklere ne kadar kredi verebilecegini açikça gösteriyor. 41. madde ise bankanin ortak ve mensuplarina verilecek kredileri açikliyor.
Ayrica yayinlanan tebligler ile genel kredi karsiligi ve tasfiye olunacak alacaklar, yani batik kredilerin karsiliginin da ayrilmasi gerektigi açikça belirtiliyor.
Yine uluslararasi bir kriter olan “Sermaye Yeterlilik orani” belirli periyotlar ile bankalardan istenerek bankalarin sermayelerinin üstlendikleri riske kiyasla yeterli olup olmadigi inceleniyor.
Saydigimiz madde ve tebligler yalnizca kredilerle ilgili, bunun disinda bankalarin açik pozisyonlarindan tutun muhtemel zararlar karsiligi ayirmasi, Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu ile iliskilerine kadar her sey açikça belirtilmistir.
Görülüyor ki, kanunda düzenleyici maddeler var. Madde bosluklarinin ise Merkez Bankasi ve Hazine Müstesarligi tarafindan doldurulmasi mümkün. Sorun, kanundan kaynaklanmiyor. Sorun, kanunun uygulanmamasindan, gözetim ve denetim sonuçlarini politik gücün uygulamaya koymamasindan kaynaklaniyor.
Demek ki, Bankalar Kanunu degisecek ise, degismesi gereken nokta, politikacinin denetim ve uygulama koltugundan kaldirilmasidir.
Bankalarin gerçek anlamda bagimsiz (hiç olmazsa Sermaye Piyasasi Kurulu modeli benzeri) bir kurumun gözetim ve denetimine verilmesi gerekmektedir.
Bu neticeyi ortaya çikarmayacak bir düzenleme bankacilik sistemine hiçbir sey getiremez.

 

Sende yorum yap