Merkez Bankası Gazi Erçel yönetiminde nasıl bir politika uygulayacak?

, , Sende yorum yap

Gazi Erçel, Merkez Bankasi’nin yeni baskani… Ankara’yi, bankacilik kesimini, iç ve dis piyasalari biliyor. Maliye Bakanligi’ndaki, yurtdisi temsilciliklerdeki görevi nedeniyle, dis kredi kuruluslarini ve de yöneticilerini taniyor.
Acaba Gazi Erçel yönetiminde Merkez Bankasi ne yapacak? Nasil politikalar uygulayacak? Yeni Yüzyil için Serpil Yilmaz, Gazi Erçel ile bir söylesi yapmis. Gazi Erçel, Serpil Yilmaz’a ilginç seyler anlatmis. Gazi Erçel’in konusmasindaki daginik anlatimini gruplandirip görüslerini, ne yapmak istedigini anlamaya çalistim. Gazi Erçel’in konusmasindan kendime göre yaptigim bir derlemeyi aktarmak istiyorum.
Merkez Bankasi, hükUmet iliskileri
MB ile hükümet iliskileri iki yönlüdür. Hükümetler demokratik rejimlerde ülkeyi yönetmekle so-rurnlu ve yetkilidir. Bunun sonucunda eger yanlis yaparlarsa, seçilmiyorlar. Demokratik rejimlerde en üst makam hükümet. Dolayisiyla onun politikasi var. Hükümet diyebilir ki, “Ben enflasyonu yüzde 100 yapacagim veya tek haneye indirecegim”. Hepsinin oya etkileri var. MB’ler hükümete üst düzeyde danismanlik yapar.
Hükümetlerin programina bakmak gerekiyor. Bu 4 asamali ve iç içe geçislerle olusur. Hükümetin ekonomik tercihleri gerçeklesmeli. Ikinci asama politik kararlilik. Bu hep var. Simdiye kadar kimseden “Enflasyonu yükseltecegiz” diye bir laf duymadik. Ama bu politik kararliligin bir anlamda iyice kararli bir hale gelip, orta dönemli programla birlesmesi lazim. Üçüncü ayagi ise devletin iç borçlanmasinda olan sikisiklik.
Alman Bundesbank île TC Merkez Bankasi’nin 1995 sonu rakamlarina baktigimizda, kamuya açilan krediler orani Türkiye’de yüzde 50.2, Almanya’da yüzde 3.3. Merkez Bankasi parasi Türkiye’de yüzde 27.9, Almanya’da yüzde 92.3. Bankacilik sektörüne açilan krediler Türkiye’de yüzde 1.8, Almanya’da yüzde 61.1. Bu tablo TC Merkez Bankasi’nin kamuya bagimliligini ortaya koyuyor.
Hükümet politikasi ile nasil uyum saglanir?
Hükümetin çizdigi makro ekonomik bir program var. Bu IMF ile çizilmis. Ona orta vadeli para programini koyacaktik. Dolayisiyla hükümetlerin istikrarli olmasi ve ekonomik programlarinin da belli olmasi gerekir ki, benim para programim otursun. Onun su parti, bu parti ile ilgisi yok. Istikrar ve hükümetin ne kadar kalacagi, orta dönem ekonomik politikayi nasil çizecegi önemli.
Para ve faiz politikasi konusunda bagimsiz hareket zorundayiz. Elimizde 1996 bütçesi var. Ona göre para programimizi hazirlayabiliriz. Bütçede konulandan bir-iki adim öte gitmeli. Biraz daha gelirleri artirmak, harcamalarimizi kismak, özellestirme gelirlerini artirmamiz lazim. Bunu orta döneme koymak lazim. 1997’de ne olacak, bilmeliyiz ki, ona göre hareket edelim.
Hep kisa vadeli çalisiyoruz. Bunu uzatmamiz uzun vadeye çekmemiz lazim. 1998’in sonunda ne olacagini bilebilmeliyiz. Birbirine geçen 4 asamali program bu nedenle çok önemli.
Kisa dönemde Türkiye’de
4 önemli inis-çikis (konjontürel
dalgalanma) gerçeklesti
Mesut Yilmaz’in istifasi ile piyasa bir inis çikis
dönemi yasadi. Bu piyasada yasadigimiz dördüncü inis-çikis dönemi. Birincisi bayram öncesinde piyasada önemli miktardaki paranin çekilme operasyonudur. Ikincisi Anayasa Mahkemesi’nin karan ile olusan gündü. Orada da inisler çikislar oldu. Üçüncüsü gensoru oylamalari ve hükümetin düsmesi ile ilgiliydi. Dördüncüsü de Mesut Yil-maz’in istifasi ile ilgili olaylar…
Piyasada 3 farkli oyuncu var
Inis-çikislar ortaya çiktiginda üç tane oyuncu türü ortaya çikiyor. Biri, sakin davranan, demokratik rejimde herseyin olabilecegini ve bu geçici olaylardan nasil para kazanilacagini düsünen kesim. En iyi para kazanma zamanlari da çünkü böyle inis-çikislarin oldugu zamanlardir. Ikinci grupta spekülatif hücumcular vardir. Üçüncü grup ise patolojik hücumculardir. Onlar da hemen telasa kapilir, neler olacaginin panigini yayarlar.
Üçüncü gruptakiler tehlikelidir. Bunlarin sayilan azdir ama bizim piyasanin derinligi fazla degil. Bir kisi 5-10 milyon dolarla patolojik bir sekilde piyasaya döviz sürdügü zaman ortalik allak bullak olu-
yor.
Üçüncü gruptaki tehlikeli oyuncular disindaki ilk iki gruptaki oyuncular isin farkindadir. Kendileri alip, satarak dengeyi bulacaklarini bilirler. O da olmazsa MB’nin devreye girecegini bilirler. Piyasa böylece kendi dinamiklerini çalistirir. Spekülatörler son derece zeki, onlann arasindan siyrilirlar. Para piyasasinda 500 fon yöneticisi oynuyor
Bankalarda toplam 500 fon yöneticisi vardir. Piyasa budur. Yukarida genel müdürlerin, yardim-cilarin haberi bile olmadan, onlar kurali bulurlar. Stabiliteyi çok severler. Bir seyi ayni sekilde beklemeleri lazim. MB baskani, Hazine yetkilisi, ilgili bakan ne söylüyorsa, onu yorumlayan arkadaslar yetisti. Böyle piyasalarda herkes ayni seyi bekleyince, ayni sey olur. Inis çikislarda ise kimin ne bekledigini bilmediginiz bir durum olusur ve iste bu ortamda o üç tur oyuncu sahneye çikar. Burada MB’nin tavri önemlidir. Sakin, güven verici bir kurumu gördügü zaman herkes sakinlesiyor.
Piyasa Merkez Bankasi’na güveniyor
Yasanan dört inis-çikis olayinda piyasa Merkez Bankasi’na güvendi. MB’nin 15 milyar dolar döviz rezervi oldugunu biliyorlar. Önemli bir miktar. 400 trilyon lira dolayinda da satilabilir devlet kâ-gidimiz var. Piyasa, MB’nin müdahale sevmedigini, ancak gerekirse de müdahale edecegini biliyor. Piyasa kendi içinde bu dengeleri götürüyor.
MB’nin yeni baskani olarak ben de piyasada müdahaleci olmak istemiyorum. Yedi yil masanin öbür tarafinda oturdum. Bir-bir buçuk aylik baskanlik dönemimde piyasaya “Istikran seven bir MB’yiz. Fazla inis çikislara müsaade etmeyiz” mesajini verdik. Piyasaya müdahale etmeyi hiç düsünmedim. Daha dogrusu döviz ve faizin piyasada olusacagi görüsündeyim. ***
Kendi anlatimiyla Merkez Bankasi’nin yeni baskani mevcut durumu, uygulayacagi politikalari böyle açikliyor. Genel bekleyis bir para programi. Ancak, istikrarli bir hükümet olusmadikça, orta dönemli ekonomi politikalari belirlenmedikçe, bütün bunlardan bagimsiz olarak, Merkez Bankasi kendi kendine nasil bir para programi hazirlar ve nasil uygular o da ayn bir konu.

 

Sende yorum yap