Mercimek yerine, neden silah ihraç etmeyelim ?

, , Sende yorum yap

Türkiye bir zamanlar silah ve “mühimmat” ihraç ederdi. 1950’li yillarda Bati Almanya’ya bile önemli ölçüde mer mi ihraç edildigi bilinir. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu belli yillara kadar, dünya standardinda üretimi sürdürebilecek makine ve teçhizat gücünü sürdürebilmisti. Sonra birden Ma kine ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun, ispirto ocagi, sirt pül varizatörü, madeni el arabasi gibi üretime yöneldigi görüldü. Halbuki dünyada “silah” ve harp araç gereçleri ticareti hizla büyümeye basladi.
Geçtigimiz günlerde basinda yer alan iki haber ilgi çekicidir. Birinci haber 9 Subat 1985 günü Cumhuriyet Gazetesi’nde ya yinlanmistir. Bu haber, Yunanistan’in dostumuz Libya’ya 5 yil da l milyar dolar degerinde silah satacagini bildirmektedir:
“Yunanistan, önümüzdeki 5 yil içinde Libya’ya I milyar dolarlik silah ve askeri malzeme satmayi hedefliyor.
Bu konuda bir Libya heyetinin Atina’yi ziyaret etligi ve karsilikli görüsmelerde Yunanistan ‘dan 500 milyon dolar tu tarinda savunma silahi almak istedigini belirttigi açiklandi. Hükümet yetkililerince yapilan açiklamada, Libya’ya satila cak silah ve askeri malzemenin kesinlikle Yunan yapimi ola cagi ve N A TO’dan alinan silahlari kapsamayacagi bildirildi. Yunanli yetkililer bu ilk anlasmadan sonra askeri malzeme ve silah alanindaki ticari iliskilerin önümüzdeki yillarda da sürecegini vurguladilar.
Bu yetkililere göre Libya’ya silah ve mühimmat satisi bes yil içinde l milyar dolara ulasacak.
Ikinci haberde, Türk Silahli Kuvvetlerinin ihtiyaçlarinin yurt kavr aklarindan karsilanmasini öngören ve Sanayi ve Tica ret kanligi Savunma Dairesi Baskanliginca hazirlanan bir pro jenin önümüzdeki aylar içinde özel sektöre tanitilacagi, Koç Toplulugunun roketatar parçalarinin yerli üretimi, Profilo Hol ding’in elektronik sanayi yatirimlari için basvurmasinin beklen digi belirtilmektedir.
Newsweek Dergisi’nin 11 Subat 1985 tarihli sayisinda ABD’ nde Pentagon’un silah alimi için yaptigi harcamalar hakkinda rakkamlar verilmektedir. Dergide çikan yaziya göre, Reagan’ in 1986 savunma harcamalari bütçesi 287.5 milyar dolardir. Bu bütçe içinde silah alimlari için 100 milyar dolar harcana caktir. Dergideki yazi, günümüzde modern silahlarin ne kadar pahali oldugunu da ortaya koymaktadir. Bir adet F-15 savas uçagi 27.7 milyon dolar (yaklasik 13 milyar TL.), bir adet M-1 Abram Tanki 2.8 milyon dolar (yaklasik 1.3 milyar TL.), bir adet Divad – Yürür Hava Savunma Ünitesi 6.7 milyon dolar (yaklasik 3.1 milyar TL.) fiyatla satilmaktadir.
Bir çok modern harp malzemesinin tek bir üretici tarafindan satilmasinin fiyatlari nasil yükselttigi, bunu önlemek için dev letin yeni firmalari sübvansiye ederek üretime itmesinin sagla digi yararlar hakkinda güzel bir örnek mevcuttur.
ABD Hava Kuvvetlerinin F-15 ve F-16 tipi uçaklarda kul landigi, F-100 tipi uçak motorlarini sadece Pratt and Whit ney firmasi üretirken, Hava Kuvvetleri ayni uçak tipini üret mesi için GE ile anlasma yapmis ve GE’nin üretime basliyabil mesi için firmaya 300 milyon dolardan fazla (yaklasik 15 mil yar TL.) sübvansiyon ödemistir. Simdi GE’nin de ayni tip mo tor üretimine baslamasi ve iki üreticinin fiyat rekabeti sonucu Hava Kuvvetlerinin sadece bu motor tipinde sagladigi tasarruf 4 milyar dolan (yaklasik 2 trilyon TL.) bulmustur.
Avrupa ülkeleri, iskandinav ülkeleri özel tip harp araç ve ge reçleri üretiminde ihtisaslasmaktadir. Gelismekte olan ülkeler den Hindistan, Israil ve Yunanistan ile basta Brezilya olmak üzere bazi Güney Amerika ülkeleri, özelligi olan küçük araç ve gereçler üreterek önemli miktarda ihracat yapmaktadir.
Örnegin, Brezilya, otomotiv sanayiinde kurulu, kamyon ve binek otomobili kapasitesini ihracatta degerlendiremeyinci, mevcut tesislerde hafif ve orta tip zihli savas araçlari üretip ih raç etmeye baslamistir.
Son yillardaki sanayilesme çizgisindeki iddiasina dayali ola rak en modern uçak araçlari üretimine baslamaya karar vere bilen Türkiye’nin daha basit, daha kolay üretim konularini ih mal etmesi bir hatadir.
Öncelikle kamunun elinde bulunan kapasitelerin, özellikle Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu imkanlarinin seçilecek belli tiplerde üretime geçmesinden sonra, belli bir kamu otoritesi nin kontrolunda özel kesimde, belli lisanslari da degerlendire rek, belli cins üretimin gerçeklestirilmesi, yeni ve büyük bir ih raç potansiyeli ortaya çikaracaktir.

 

Sende yorum yap