LIPP

, , Sende yorum yap

Cengiz Tarhan Galatasaray Lisesi mezunu. Üniversite tahsilini Paris’te tamamlamis. Sonra OECD Teskilatina “uluslararasi uzman” statüsü ile girmis, Ondört yildir OECD’de çalisiyor. Esi Füsun Tüfekçi Tarhan, evlenmeden önce istanbul’da TSKB’de uzman iktisatçi olarak çalisirdi.
Geçen persembe aksami Paris’te Cengiz Tarhan, “nerede yemek yemek istersiniz?” diye sordugunda, tereddüt etmeden “Brasserie Lipp”e gidelim dedim.
LIPP
1870 yilinda, Almanlar Alsace’i isgal edince, o bölgeden Paris’e çok sayida göçmen gelmis.
Bu göçmenlerden biri olan Leonard Lipp, St.Germain-des-Pres’de ünlü Cafe Flore’in karsisinda soyadini tasiyan küçük bir birahane açmis.
(Burada bir konuya açiklik getireyim. Lipp aslinda “Brasserie Lipp” diye anilir… Fakat bir de “Bistro” vardir. Acaba “Brasserie” ile “Bistro” arasindaki fark nedir?
Bana anlatildigina göre Brasserie, Paris’e Alsace’den göç eden, Alman bira kültürüne asina kisilerin açtiklari, ayaküstü yemek yenen kahvelere verilen isim imis. Bistro ise, sarap kültürüne asina ayaküstü yemek servisi yapan kahvelerin kullandigi deyim imis. Bugün Paris’te Bras-serie’ler Bistro’lara karismis…Hepsi genelde sarap kültürü agirlikli…Fakat Brasserie Lipp’in kapisinda 120 yildir köpügü tasan bir sarap bardagi resmi asili… Geceleri de aydinlatiliyor.)
Lipp, bulvar üzerinde iki katli bir dükkan…Önde, sokaga genis ce’phesi bulunan cam kapidan girdiginizde, genis bir bar ile karsilasiyorsunuz. Buraya girmek kolay… Fakat barin arkasina geçmek çok zor…
Neden zor? Onu anlatayim…
Lipp’te Yemek Yemek Zor
Lipp’te, barin arkasinda yemek yenen kisma geçmek için ne paranin gücü yardimci olabiliyor ne de rezervasyon..
Mutlaka o bölümün basinda devamli ayakta duran kisiyi taniyacaksiniz… Veya onun gözü sizi tutacak…
Gözünün tutmasi halinde, “ikinci sinif” muamele görüyor iseniz, sizi üst kata sevkediyor. Tanidik ve “birinci sinif müsteri” iseniz, alt kata kabul ediyor. Sempatisini kazanmis iseniz veya önemli kisi iseniz, alt katta girisin sagindaki masalarda yemek yeme serefine nail olabiliyorsunuz…
Eger tanidik bir müsteri iseniz, sira bekleme, yer bulamama sorununuz yok. Herzaman yer var… Çünkü genellikle alt katin yari masasina servis yapiliyor. Yarisi bos tutuluyor… Kabule layik ve fakat taninmayan müsterilerden iseniz, bir süre barda bekletiliyorsunuz. Çünkü bu isin “raconu bu…”
Lipp’i Lipp yapan yöneticilerinin bu “insanlari paralarina göre degil de, sempatiye ve kisiligine göre” degerlendiren tutumlari…
Fatura da genellikle müsterinin cebinin gücüne göre düzenleniyor. Çünkü her müsteriyi bizzat yönetici degerlendiriyor. Kurucu Le’onard Lipp’ten sonra Lipp’i Cezes yönetmis. Cezes, Ikinci Dünya Savasi’nda ünlü Fransiz Direnis Orgütü’nün en dinamik mensuplarindan biri… Milli kahraman.. Ayni zamanda sanat çevreleri, politikacilar onu çok seviyor… Yedi yil önce öldügünde, büyük bir tören yapilmis… Yillarca bar ile lokanta bölümü arasinda Cezes ayakta durur, müsteri seçimini o yaparmis…
Cezes öldügünden bu yana simdi o seçim görevini yegeni Jean yapiyor. Iri yari, ciddi görünümlü bir kisi…
Cengiz Tarhan, Cezes’in sempatisini kazanmis bir müsteri… Lipp’e her gidisinde, bekâr oldugu dönemlerde tek basina veya arkadaslari ile gittiginde, Cezes ona yer verirmis…
Cezes ölünce onun sempatisini yegeni Jean devralmis…
Sempatinin Gücü
Gecenin geç saatinde karim, ben, Cengiz ve Füsun Lipp’e gittik. Bar tiklim tiklim dolu… Içeri girme vaadi alip, sira bekleyenler koridoru doldurmus… Jean, uzun boyu ile, kalabalik arasindan Cengiz Tarhan’i gördü…
“-Bonsuvar Mösyö Tarhan… Buyrun sizi söyle alalim…” diyerek, beklesenlerin arasindan uzun kolu ile yol gösterdi… Içeri girdik. Önce Cengiz’in sonra bizlerin elini sikti. Cengiz bizi tanitti. Alt katta sag yandaki siralarin karsi duvara yakin kösesinde bize 4 kisilik bir masa ha-
zirlatti. “Afiyet olsun” diyerek ayrildi.
Lipp’in bir özelligi parlamentoya yakinligi. Bu nedenle ünlü politikacilarin ugrak yeri. Örnegin François Mitter-rand eski devamli müsterilerden…
Edebiyatçilar, ressamlar, müzisyenler de Lipp’in devamli müsterileri arasinda.
(Geçen persembe günü yayinlanan Aktüel Dergisi’ndeki kösesinde dostumuz, “iyi yasam uzmani”, kaliteli insan, Güneri Civaoglu, bizimle ayni günlerde Lipp’te gördügü ünlü yabanci artist ve sanatçilardan söz ediyordu… Bizim gittigimiz gece, biz hiçbir ünlüyü göremedik…)
Lipp’in iki özel yemegi var: Choucriute (sauerkraut) -Lahanali e> ve Boeuf gros sel. – Sigirin sirt kismindan çikan kocaman bir et parçasi. Sebze haslamasi ile birlikte servis yapiliyor.
Gittigimiz günlerde yeni piyasaya çikan 1991 yilinin taze sarabi Besujolais içtik. Lipp için özel yapilan “Cuvee Lipp-Solection Pierre Ferraud” getirdiler… Taze sarabin kirmizisi da sogutularak servis yapiliyor…
Bardaklarin güzelligi, ekmegin güzelligi, sarabin tadi, sohbetin koyulugu içinde çok tatli bir aksam geçti…
Saat 11.30’a dogru müsterilere servis kapatilinca yönetici Jean da bizim sirada iki masa ötede, kendisi için hazirlanan masaya oturdu.. Tek basina, önüne konan bir küçük sise sarabi zevkle içti… Sonra bir dilim pasta ile kahvesi geldi…
Lipp’in “Alsatian plum tart” diye bilinen meyvali tatlisi çok meshurmus. O da Alsas bölgesinin tipik Alman tat-lilarindanmis.
Lipp’le dört kisilik yemegin faturasini sormayin.. Türk parasina dönüstürdügünüzde akliniz durur… 757 Fransiz Frangi… (Yaklasik 700 bin lira…) Düsünün ki, Lipp bir lüks lokanta degil… Kabahati Lipp’te degil, rezil olan Türk parasinda arayin… Lipp’in dört kisilik faturasi, iki yil önce de bu kadardi… Fakat bugün 920 liraya alinan bir Fransiz Frangi iki yil önce 300 liraya alinabildiginden, biz bu faturayi Türk Lirasi’na dönüstürdügümüzde 200 bin lira gibi makul bir rakam ortaya çikiyordu.
(Brasserie LIPP, 151, RoulevvardSaintGermain, Paris 6 e. Telefon: 45 48 53 91)
Tevfik GÜNGÖR^

@

 

Sende yorum yap