Kriz bize neler öğretti?

, , Sende yorum yap

Tütünbank Genel Müdürü Gazi Erçel, Martin Feldstein’in 1987 ABD borsa krizi ile ilgili arastirmasini esas alarak, yasadigimiz krizden ne gibi dersler çikarabilecegimizi siralamis.
Seref Özgencil tarafindan yayinlanan Finans Dergisi’nin son sayisinda “Krizler ve Alinacak Dersler” basligini tasiyan yazisinda Gazi Erçel sunlari yaziyor:
Kriz aninda, para arzinin ve likiditenin kisilamayacagi dersini simdi daha iyi anladik.
Para arzi gelismelerinin detayi ilgili tabloda.. Dikkati çeken, özellik, krizin derinlesme aylarinda ocak, subat ve martta para arzinin Türkiye’de rastlanmayan bir düzeye inmesi.
Bunun kredilere yansimasi mayis ayinda enflasyonun yüzde 130’larda gezindigi aylardaki para sikisikligi belirgin Hisse senedi piyasasindaki anormal yükselislere çok dikkat etmek lazim. 1993’de “en kazandiran borsa” olacagimiza “en saglikli borsa” olsaydik, basimiza bu gelmeyebilirdi.
Makroekonomik politikalarin sagligi ve bu politikalarin enflasyonu önleyecek biçimde olusturulmasi esas. kötülüklerin anasi birkaç aydir unuttugumuz enflasyon. Bunun önlenmesi ise ekonomi politikalarindan geçiyor.
Hükümetlerin politika degisiklikleri yavas ve kamuoyunu aydinlatarak olmali. Belirli bir ideoloji veya fikre saplanarak ekonomi politikasi degisikligi yapmak, hele bunu kisa süreye sikistirmak, krize davet anlamini tasiyor.
Bankacilik sektörünün pesin yargilardan kurtarilarak iyi degerlendirmek, analizini yapmak, koruma ve kollama görevini etkin bir biçimde gerçeklestirmek bir ön sarttir. Bu yalnizca yasal düzenlemelerle degil; uygulama ile yerine ge tirilebiliyor.
ABD’deki fimalarin tersine Türk firmalari 80’li yillari “net varliklarinda” artisla geçirdiler. Borçlandiklarini yatirima yönelttiler. Disaridan sagladiklari kârlari ve fonlari içeride mal varliklarinin artisi seklinde kullandilar. Kriz süresinde net varliklari güçlü olmasi nedeniyle iflasa karsi koydular. Direndiler. Nakit akisini ayarlamak için çesitli yöntem-
ler kullandilar. Bu banka sistemindeki krizin daha da derinlesmesini önledi.
Türkiye’deki bireyler ise 80’li yillari zorlukla geçirdiler.
Net varliklari azaldi, Tüm tüketici kredileri ile varlik artirimina girmislerdir ki kriz patladi.
Bu yapi Türk bankaciligini da kriz sirasinda korudu. Kredilerinin büyük yüzdesini firmalara yönelmis, hisse senedi ve tüketici kredisi az sistem, iflaslarin olusmayacagina inandi. Olussa bile firmalarin varliklari verdikleri kredileri koruyabilecekti.
Finans sistemi, devlete güvenmekte yanildi. Riskli saymadigi devlet tahvili ve KIT kredilerine yatirdiklari paralarla yara aldi. Oysa devlet, kriz sirasinda bu konuda daha cesur ve daha güven verici olabilirdi…
Schumpeter’in dedigi gibi ciddi krizler, ekonominin kaynaklarinin yeni ve üretken kullanimlara yöneltme gibi iyi bir islev de görebilirler. Zira, ciddi krizlerin olusmadigi ortamlarda, teknolojik yenilikler olsa bile, günlük ticari islemler belirli kisi ve sermaye üzerinde kilitlenir kalir.
Bu kaliplasmis katiliklar, rijiditeler ancak olusan krizin yükleri ve bas-
kilari ile kirilabilir. Türkiye için de insallah Schumpeter hakli çikar.

Gazi Erçel, uzun yillar Hazine’de çalisan, Türkiye’nin dis kredi iliskileri konusunda sorumluluk üstlenen bir iktisatçidir. Tespitleri benim çok hosuma gitti.
Gazi Erçel, her ay Finans Dergisi’nde degisik basliklar altinda geçmis birikimlerini, güncel olaylarla yogurarak ilginç seyler yaziyor. Finans Dergisi’nin temmuz ayinda yayinlanan 55’inci sayisi büyük gazete bayilerinde satiliyor. Ilgi duyanlar hem Gazi Erçel’in yazisinin tamamini, hem de
diger deneyimli kalemlerin degisik konulardaki ilgi çekici özgün degerlendirmelerini okuma sansi elde edebilirler.

 

Sende yorum yap