Köylülükten kurtulalım demekle kurtulunamıyor

, , Sende yorum yap

Mehmet Altan, yillardir, tarimdaki nüfusun azaltilmasi konusunda yazar. Mehmet Altan’a göre, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kelepçeleri kirabilmesi için, tarimda devlet kesesinden beslenen 11 milyon kisinin, önce “mamalarinin” kesilmesi, sonra baska alanlara kaydirilmasi sarttir. Türkiye nüfusunun yüzde 3’ü tarimsal üretim ile ugrasabilir. Bu da yeter. Mehmet Altan’in savundugu görüsler son zamanlarda baska çevrelerden de destek görmeye basladi. Istanbul Ticaret Odasi Baskani, “Tarim kesiminde yeniden yapilanma. Yeni destekleme politikalari ve ürün borsalarinin organizasyonu” baslikli bir arastirmaya dayali olarak, tarimdaki nüfusun yüzde 40’lardan yüzde 20’lere düsürülmesi gerektigini söyledi. “Yoksa köylülükten kurtulamayiz” dedi. Bu tartismalara girerken, bir konuya açiklik getirmekte yarar vardir: Nüfusun yüzde 40’i, “biz köyden baska yerde yasamayiz, tarimdan baska sey ile ugrasmayiz” dedikleri için mi, degisime direndikleri için mi köyde yasiyor, tarim üretimi ile ugrasiyor? Türkiye’de mevcut sistem, sehirlerde yasayanlara is bulabiliyor, sehirlerdeki insani üretime yöneltebiliyor mu ki, köylüyü yetersiz üretim nedeniyle suçluyoruz. Nüfusun yüzda 40’i köyde yasiyor ve de yanlis ürünler üretiyor. Ama, eksik istihdam da olsa, yilda 35 gün de çalissa, bir üretim yapiyor. Ürettiginin bir bölümünü tüketiyor. Köyün yetersiz altyapi hizmetlerine razi oluyor. Piyasaya çikmiyor. Trafige çikmiyor. Issizler ordusunun sayisini artirmiyor. Nüfusun yüzde 40’ini köylülükten kurtarmak ve de köydeki nüfusu ilk asamada 12 milyona indirmek için, sehire gelecek 12 milyon köylüye is bulmak zorundayiz. Yatacak yer bulmak, çalisacak yer bulmak, yasayacak yer bulmak zorundayiz. Tüketici olarak sehire gelecek bu 12 milyon vasifsiz insani beslemek zorundayiz. Egitmek, yetistirmek zorundayiz. Bunlari düsünmeden, “Çikin tarladan, bosaltin köyleri, yüklenin denkleri sirtiniza, gelin sehre… Sehirli olun” demek hiçbir anlam ifade etmez. Köylülükten kurtulmak, uzun vadeli bir kalkinma stratejisi içinde kalkinma planlarina dayali, yillik programlar ile mümkün olabilir. Böyle bir planlama olmadan köylülükten kurtulalim denilmekle, köylülükten kurtulunamaz. Türkiye Ekonomi Bankasi’ndan (TEB) özür dilerim Türkiye Ekonomi Bankasi (TEB), bankacilik sistemimiz içinde aktifi ile, yönetimi ile, hizmet çesitliligi ile “piril piril” bir bankadir. Tasarruf Mevduati Sigorta Fonu’na devredilen Iktisat Bankasi’nin sahibi Erol Aksoy’un tablolarinin satisi ile ilgili olarak bu sütunda geçen cuma günü yayinlanan yazida, Erol Aksoy’un bankasi “Iktisat Bankasi” diye yazacak yerde, bir defa degil, birden çok “Erol Aksoy’un bankasi, Ekonomi Bankasi” ifadesini kullanmisim. Bu yanlislik nedeniyle cuma sabahi çok sayida uyari aldim ve utandim… Sayin okuyucularimdan ve özellikle Türkiye Ekonomi Bankasi ortaklarindan, yöneticilerinden, çalisanlarindan ve müsterilerinden özür diliyorum.

 

Sende yorum yap