KATSAYI 40 OLSA NE OLUR?

, , Sende yorum yap

MEMURLARA uygulanan katsayi 40 olarak tespit edilirse l’inci derecenin 4’üncü kademesindeki evli ve 3 çocuklu memurun eline net 36.856 lira geçecek. 15 inci derecenin l’inci kademesindeki devlet memuru ise net 11.316 lira alacaktir.
Acaba birinci derecede memur 36 bin lira net maasla geçinebilir mi?Net ücret2 misline çikarilsa 75-80 bin lira düzeyine erisse bile bu. pahalilikta belli bir yasam düzeyine erismek imkansizdir. Eger bu sekilde teorik bir degerlendirme yapilirsa 40 katsayinin 80’ine çikmasi gerekir. Halbuki Maliye Bakanligi katsayinin 39 dan 40’a çikmasi halinde meydana gelebile cek finansman açigini kapatamayacagindan yakinmaktadir.
ÖTE yandan Dünya Bankasinin hazirladigi bir raporda, fiyat artislari karsisinda memur maaslarinin çok büyük ölçüde yiprandigi belirtilmektedir. Bu rapora göre, 1970 yilinda l’inci sinif devlet memurunun eline geçen paranin gerçek alim gücü 1983 yilindaki ücret seviyesine göre 100 den 31.1’e düsmüstür. Görülmektedir ki, birinci sinif devlet memurunun 1970 yilindaki alim gücüne ulasabilmesi katsayinin 39’lardan 40’lara degil 100’lere çikmasiyla gerçeklesebilir.
BURADA akla bir baska konu takilabilir. Acaba, 1970’lerde l’inci sinif memurun maasi genel ölçülerde çok yüksek idi de, zaman içinde bunun erozyonu saglanarak, daha düsük bir satin alma gücü seviyesine indirilmesi mi hedef alinmistir? Tam tersine eskiden beri memurlarin satin alma gücünün artirilmasi bütün hükümetlerin özen gösterdikleri bir politikadir. DEVLET Personel Dairesinin rakamlarina göre Türkiye’de yaklasik l milyon 250 bin memur vardir. Bunlarin 520 bini bürolarda çalisanlardir. 375 bini ögretmen, 100 bini saglik personelidir. 45 milyon nüfus içinde l milyon 250 bin kisiye daha iyi satin alma gücü sansi verme çabasinin katsayi yükseltilerek basariya ulasamayacagi anlasildigina göre, acaba ne yapmak gerekecektir? Dikkat edilmesi gereken nokta, ücret ve fiyatlar arasindaki nispi dengenin bozulmasidir. Bu denge bir kere bozulunca, sadece ücretlerle oynayarak denge düzeyine gelmek mümkün olamamaktadir. Dengenin tekrar kurul-masi köklü bir yeniden düzenleme demektir.
DAHA açik anlatimiyla, yeni bir istikrar tedbirleri paketi içinde ücretleri ve fiyatlari bir bütün olarak dengeye getirmeden alinacak tümtedbirleri nispi bozukluklarin düzeltilmesini saglayamayacaktir.
Bütün bunlarin üzerinde önem tasiyan nokta enflasyonun önlenebilmesidir. Enflasyonun yillik % 25’lerde seyretmesi normal karsilandikça ve hatta bu oran ekonomi politikalariyla hedef olarak tespit edildikçe, memur ve isçi ücretleri ile fiyatlar arasindaki nispi çarpikligin daha da büyümesi normaldir. Bu tip bir fiyat yapisi içinde, memur maaslarinin artirilmasi yönündeki her girisimin, reel gelir artisi saglayamayacagi ortadadir.
BASKI gruplarinin bu gerçeklerin bilincinde olarak, katsayi pazarligi, ek zam pazarligi yapacak yerde, enflasyonu körükleyen girisimleri önlemeye çalismalari gerekir. Enflasyonu körükleyen her türlü politikaya ilgisiz kaldiktan ve bu girisimlerin içinde olduktan sonraenflasyonunceplerindeki parayi silip götürdüklerini gören memurlarin katsayi artisindan medet ummalari çeliskili bir davranistir. Bu durum özellikle, Ankara’da ekonomi politikalarini etkileyen, yönlendiren kararlar alan ve uygulayan kamu kuruluslarinda görev sorumluluk yüklenen, ve baremin en üst derecesine ulastiklari halde, 40 bin lira aylik net maasla Ankaradaki yasam sartlari karsisinda bocalayan, buna ragmen enflasyonist politikalari gelistiren ve uygulayanlarin içinde bulunduklari kisir döngüdür.
p>

 

Sende yorum yap