Kamu savurganlığının boyutu bilinemiyor

, , Sende yorum yap

Konya Milletvekili Teoman Riza Güneri, TBMM’ye üç ayri önerge vererek kamu kesi- mindeki savurganligin boyutunun tespitini istemis. Önergeler, kamudaki savurganligin ciddiyetinin ipuçlanni veriyor. Bakiniz, Teoman Riza Güneri nelerden söz ediyor:
1) Kamuda savurganligin boyutu büyük Savurganlik, keyfilik, plansizlik, dengesizlik ve
müsriflik, yillardir gündemdeki yerini korumaktadir. Bu çarpik gidisat artarak devam etmekte ve bunun da önüne bir türlü geçilememektedir. Gelinen nokta itibariyle “müsrif, savurgan, hantal” kavramlari, halkin kafasinda devletle özdeslesir duruma gelmistir maalesef.
Bu hususlarla ilgili rakamlar ve gerçekler; harcama savurganliginin, keyfiliginin, plansizliginin bir an önce önüne geçilmesini gerektirecek bir boyutta oldugunu göstermektedir.
DIE verilerine göre özel sektörün nihai tüketim harcamalan 1999 yilinda sabit fiyatlarla bir önceki yila oranla yüzde 3.1 azalirken, kamu sektörünün harcamalan yüzde 6.5 oraninda artis göstermistir.
Türkiye, devlette çalisan personel, kamuya ait lojmanlar, binalar, sosyal tesisler, resmi tasitlar, telefonlar.kirtasiye giderleri açisindan zengin bir ülke görünümündedir. Devlette 23 kisiye l araç, 12 görevliye T telefon, 9 karnu görevlisine de l adet lojman düsmektedir.
Her geçen yil artis gösteren sosyal konutlarin, lojmanlarin büyük bir kismi israfa yöneliktir ve bunlar esitsizlik, kayirmacilik, dengesizlik dogurmaktadir.
Kamuya ait araçlarda da fazlalik, savurganlik ve keyfilik vardir. Gelismis ülkelerdeki resmi araç sayisi 10.000’lerde gezinirken, bizde bu rakamin 100.000’in üzerinde olmasi düsündürücüdür. Buna ragmen 2000 yilinda kamuya 4.434 yeni tasitin alimi öngörülmüstür.
Devlet dairelerinde birçogu da uluslararasi görüsmeye açik olan 161.749 telefon vardir. Hükümet degisikliklerinde birçok araç ve cep telefonu geri verilmemekte, bunlarin masraflari da devlete ödettirilmektedir. Ayirca kamu insaatlari yapiminda, saglik giderlerinde, yolluklarda bu savurganlik kendini göstermektedir.
Harcamalari denetleme noktasinda da sikintilar mevcuttur. Devlet harcamalarinin ancak yüzde 49’u Sayistay denetiminden geçmektedir.
2) Kamu binalarinda savurganlik
Tüm bu gerçekler ortadayken, lojmanlar, sosyal tesisler ve kamu bina yapimi ve kullanimindaki savurganlik ve keyfi uygulamalar sürmektedir.
Devlette binalara göz koyma ve yeni görkemli binalar yaptirma isinin artik geleneksellestigi, bu hususta gücün konustuguna dair iddialar vardir. Ekonomimiz darbogaz içerisindeyken birçok kamu kurumu, devasa, sasaali binalar yapmaya git-
gi’ndan baslayarak Ümitköy’de son bulan güzergaha, üzerindeki kamu binalarinin hasmeti ve yogunlugu sebebiyle Ankaralilar tarafindan “Flamingo Yolu” denmektedir. Ayrica sadece Ankara’da 17 ayri binada hizmet sürdüren Basbakanlik, belki de dünyanin en büyük basbakanligi durumun^ dadir.
2000 yili bütçesine göre konsolide bütçeye dahil 234.784 lojman bulunmakladir.
Birçok lojman esas maksadi disina çikmis, villa türü lüks konut yapimina dönüsmüstür.
Dar bir kesime tahsis edilen lojmanlar ve sosyal konutlar, adeta toplumdan kopuk ve ayricalikli olarak yasanan mekanlar haline gelmislerdir. Ayrica kamu konutlarinin kamuya maliyeti, bu imliyle yararindan iki kat daha fazladir.
Hükümetlerin “tasarruf tedbiri” adi altinda birçok karar almasina ragmen bu kamu bina ve konutlari has canlalan durmadan artmaktadir. Bu haliyle Türkiye’nin görüntüsü eski komünist ülkelerini andirmaktadir. Bu sebeple bina kullanimindaki savugan-ligin ve basiboslugun önüne mutlaka geçilmelidir. Hangi kurum için, ne niteliklere, hangi miktarlarda bina ve konut ihtiyaci gerektigi belirlenmelidir. Çünkü ekonomik istikrar, bu harcamalan saglikli bir yapiya kavusturmaktan geçmektedir.
3) Karnu tasitlarinda savurganlik
Kamudaki araç savurganligi ve keyfi kullanim iîe araç harcamalarinin durmadan artmasi, kasalardaki “müsrif ve savurgan devlet” imajinin pekismesine yol açmaktadir.
1996’da konsolide bütçeye dahil daire ve idarelerin toplam tasit sayilari 81.070 iken, bu rakam 1998’de 86.338’e, 1999’da 86.987’ye ve 2000’de 87.130’a yükselmistir.
Buna KiT’leri ve belediyeleri de ekledigimizde tasit sayisinin 125.000’i astigi görülecektir. Tüm bu araçlarin devlete getirdigi harcama yükü de cabasidir.
Haklari olmadigi halde birçok üst düzey kamu görevlisine makam araci tahsis edildigi, birçok resmi aracin özel islerde kullanildigi, liaita birçok eski bakan ve emekli bürokratin can güvenligi bahanesiyle otomobil ve koruma tahsis ettirdikleri iddialari mevcuttur.
Nüfusu Türkiye’den iki kat, milli geliri de 20 kat fazla olan Japonya’da 10.000 milli gelirleri 7-8 kat fazla olan Ingiltere’de 12.000, Almanya’da 11.000 ve Fransa’da 9.000 kamu tasiti bulunuyor. Bu noktada ister istemez “Biz bu ülkelerden daha mi zenginiz ki, birçogu kimin altinda belli olmayan 100.000’in üzerinde kamu tasitina sahi-biz?” sorusu sorulmaktadir. Yani Türkiye, devletindeki araç sayisi bakimindan dünyanin en müsrif ülkelerinden biri haline gelmistir.
Sayin okuyucularim, buniar Milletvekili Teoman Riza Güven’in ön tespitleri. Bunlari siralayarak, savurganligin gerçek boyutlarinin belirlenmesini istiyor. Savurganligin kaynagini ve boyutlarini bilemeden nasil önleyebiliriz ki?

 

Sende yorum yap