Kafaoğlu’nun 1982 yılında kağıt üzerinde kalan uyarıları

, , Sende yorum yap

Emin Çölasan’in “Banker Skandalinin Perde Arkasi” isimli kitabi, bugünün bir çok sorununu açikliyacak nitelikte bilgi ve belgeleri ortaya koyuyor. Adnan Baser Kafaoglu’nun 1982 yilinda Evren’e ver digi Özal’i elestiren raporun tam metni, kitaba ek olarak verilmekte dir. 17 Subat 1985 tarihli Nokta Dergisi’nde Kafaoglu’nun renki kisili gi söyle tanitilmaktadir:
Demokrat Parti Bakanlari Sitki Yircali, Fatin Rüstü Zorlu, Ha san Polatkan’in sorusturmalarinda bilirkisilik, Milli Birlik Komite si’nde danismanlik, Kurucu Meclis Üyeligi, M illi-Güvenlik Konseyi Danismanligi gibi görevler üstlenmis olmasi nedeniyle bugün “ola ganüstü dönemlerin adami” olarak taninan Kafaoglii, aslinda biraz da olaylarin adamiydi.
Adnan Baser Kafaoglu’nun I951’de Süleyman Demirci ile tanis mis olmasi, 1965’te ilk meyvesini verecekti. 1965’te hükümetin de gismesiyle birlikte Adnan Baser Kafaoglu da, 7 yil süreyle Türkiye rekoru kirarak yürütecegi Gelirler Genel Müdürlügü koltuguna otu racakti.
Bu görevden sonra 6 yillik bir dis göreve gidiyor. G A TT’ta Cos kun Kirca ve Ercüment Yavuzalp’le birlikte Türkiye ofisinde çalisi yordu. Sonrasinda Türkiye’ye dönüs ve emeklilik gelecekti. Ancak emekli oldugu gün, Cumhurbaskani Fahri Korutürk tarafindan Kon tenjan Senatörlügüne seçilmisti.
Adnan Baser Kafaoglu, 12 Eylül sonrasinda Milli Güvenlik Kon seyi’nin ekonomik islerle ilgili danismanligini üstlenmisti. Bu danis manlik görevi sirasinda, Ulusu hükümetinin ekonomik islerle görevli Basbakan Yardimcisi Turgut özal’la sik sik takismislar, bu takis malar Özal’in istifasi ve Kafaoglu’nun Maliye Bakanligi’na getiril mesiyle sonuçlanmisti. 6 Kasim seçimlerinden sonra ise Turgut Özal Basbakan olacak, Kafaoglu’nu Meclis KIT komisyonunda sorgula tacakti.
Kafaoglu, 1982 yilinda Devlet Baskani’n a sunlari yaziyor:
“Türk ekonomisi, bugün üç temel dinamige dayanmaktadir.
a) Yüksek faizle beslenen tasarruf sistemi,
b) Mevcut sanayinin kapasite kullanimini arttirmaya yönelik bir üretim politikasi,
c) iç talebin kisilmasina dayanan ihracati arttirma çabasi.
Bu üç temel unsura dayanan modelin basarisi, kuskusuz, ekono mide, bazi faktörlerin dinamizmini arttirmayi gerektirirken, diger bazi faktörlerin de statik halde bulundurulmasini zorunlu kilmaktadir.
Modelin basarisi ugruna, bazi faktörlerin statik halde tutulmasi ekonomik ve sosyal Dengelerde önemli sarsintilara sebebiyet vermek tedir.
a) Bugünkü tasarruf sistemi, kit kaynaklarin rasyonel olarak ya tirim ve üretime tahsis edilmesiyle beslenen bir sistem degildir. Bu sistem, kaynaklarin saniyelerin ayakta kalmasina imkân verecek paliyatif tedbirlerin kullanilmasina yönelik bir model olarak islemek tedir.
Pahali para politikasi, kur farklarinin yikici etkisi, nisbî de olsa vergilemede Devletin kendini hissettirmeye baslamasi, büyük ölçü de ihracatla ugrasmayi cazip hale getirmistir.
Diger faktörleri statik halde tutan, tek yönlü bir dis ticaret dina mizmi, araç olan paranin bizatihi kendisini hedef haline getirmis, tasarruflarin yatirim ve üretimle olan saglikli iliskilerini koparmis ve böylece mücerret paraya yönelik politikalarla ekonomik dengele ri kurma dönemine girilmistir. Sonuç olarak yatirim ve üretim sir külasyonlari disinda seyreden parasal bir tasarruf modeli ortaya çik mistir.
b) Mevcut sanayinin kapasite kullanimini arttirabilmek ve ekono miyi büyütebilmek için akilci bir yatir im politikasi izlenmesi zaruri dir. Bundan vazgeçip, sanayideki atil kapasitelerin kendiliginden or tadan kalkmasi yoluyla iktisadi aktivitemizin arttirilabilecegini id dia etmek mümkün degildir. Zira, geçmiste uygulanan ve asiri ve suni ihtiyaçlara cevap veren ithal ikamesi politikasi, maliyet, fiyat enteg rasyon ve ekonomik dengeler (bilhassa döviz dengesi) yönünden ça rpik ve olumsuz bir sanayi yapisi olusmasina neden olmustur. Bu strükt.ürel bozukluk, sanayide yeterli kapasite kullanimina imkân ver memektedir. Bu itibarla, mevcut sanayi yapisini ancak yeni yatirim larla düzeltmek suretiyle kapasite kullanimini arttirmak mümkün ola bilir.
c) Uygulanmakta olan ihracata yönelik sanayilesme modeli, isçi ücretlerinin enflasyon oraninin altinda bir seviyede artmasindan gü cünü almaktadir. Bu durum, halkin askeri harekete olan inanç ve saygisina dayanmaktadir. Ücret kisitlamalarina, halkimizin mili birlik duygusuna güvenilerek bir süre daha devam edilebilir: ancak, bu sü renin limitlerine yaklasildigi gözden uzak tutulmamalidir. Kaldi ki, demokratik düzene geçildiginde, asiri ücret talepleriyle siyasi ve eko nomik ortamda derin rahneler açmamak, bu ortami sok etkisine ma ruz birakmamak için simdiden tedrici iyilestirmeler alternatifini seç mek daha uygun olacaktir.
d) Pahali parayla sorunlarini çözemeyen sanayiciler, ucuz para bul ma çareleri arayarak kaynak maliyetini düsürmeye çalismaktadirlar. Bu sebeple, karisik ihracat sistemi içinde yaratilmaya çalisilan ucuz para/ar ile yurt içindeki sinai ve ticari faaliyetlerden elde edilen res miyet disi kazançlardan dogan paralar, pahali para politikasinin yi kici etkilerinden kurtulmak için kullanilmakta ve maalesef ülkenin ekonomik, sosyal ve moral yapisini zedelemektedir.
e) Diger taraftan, uygulanan vergi ve dis ticaret politakalart, kara ve ucuz parayi üretmeye imkân vermektedir.
f) Son iki y ildir, yatirimlarda öncelik politikasi, enerji ve alt yapi üzerinde yogunlastirilmis; sanayilesmeye yönelik tercih ve politika lar, bulanik, belirsiz ve hedefsiz bir görüntü vermeye baslamistir. Bo zuk ve sagliksiz sinai yapinin düzeltilmesine dönük olarak en küçük bir kipirdama ve yaklasim, dikkati maalesef çekmemektedir. Bu ko nuda sadece ayakta duramayan batar felsefesi benimsenmistir.
g) Avantajli oldugumuz sektörlerin tespit edilip bunlara yatirim yapilmasi gerektigi halde, bu konuda da, ciddi bir hareket gözlen memektedir.
Yukarida arzedilen bütün hususlar, su suhalin cevabinin bulun masini zorunlu kilmaktadir:
“Uygulanmakta olan ekonomik modelden elde edilen belirli öl çüdeki basarilarin kaçinilmaz bir geregi olarak Türkiye’nin kalkin ma, yatirim, sosyal ve moral yapisinda ortaya çikan ve ilerlemekte olan bu tahribata daha ne kadar zaman katlanabiliriz?
Bu durumu tibbi bir örnekle de açiklamak mümkündür. Ekono mi bir hasta olarak oksijen çadirina alinmistir; ancak, bununla yeti nilmis ve reel tedaviye geçilememistir. Tahribat, hastanin bir türlü tedavisinin yapilip oksijen çadirindan çikarilmamasindan dogmak tadir. Oysa, önce ara modellerden geçirilmek suretiyle ekonominin daha saglikli bir kalkinma, yatirim ve sosyal politika zeminine otur tulmasi imkânlari her zaman mevcuttur.”
Aradan üç yil geçti? Acaba Kafaoglu’nun söyledikleri mi yanlisti, yoksa yapilanlar mi? Ne yazik ki, Türkiye’de birçok kisi henüz bu degerlemeleri tarafsiz biçimde yapmaya hazir görünmüyor.

 

Sende yorum yap