İşler normale döndü mü?

, , Sende yorum yap

Dün ögle saatlerinde döviz büfelerinde dolar 17.500 liraya satiliyordu. Borsada belli hisse senetlerinin fiyatlari yüzde 10 dolayinda artmisti…
Acaba “isler normale döndü mü?”
Kamu Açiklari Oldugu Yerde Duruyor
Esas sorun “kamu açiklan”. Devalüasyon ile birlikte kamu açiklarini kapatacak tedbirler alinamadi. Tersine kamu açiklarini artiracak ne var ise yapildi:
a. Zorlukla, aksak-topai yürürlüge konulan ek vergi tedbirleri islemez hale getirildi. Vergiden beklenen ek kaynak elden kaçti.
b. Yükselen iç borçlanma faizleri Hazine’ye ek yükler getirdi, getiriyor.
c. Artan döviz fiyatlari Hazine’ye ek yük getirdi.
d. Seçim ortaminda KIT fiyatlarinin geregi gibi ayarlanmamasi, kamu kesiminin kullandigi mal ve hizmetlerin fiyatinin artmasi kamu giderlerini büyütecek.
Bu durumda Hazine gene de Merkez Bankasi kaynaklarini zorlamaya devam edecek.
ANKA Ekonomi Bülteni’ni hazirlayan Alaattin Aktas yönetimindeki iktisatçi arkadaslarim bakiniz.devalüasyonu zorunlu kilan sarsintinin nedenlerini nasil anlatiyorlar: “ANKA Ekonomi Bülteni’ni hazirlayan iktisatçilara göre para piyasalarindaki sarsintiya Merkez Bankasi’nin kamu kesimine kullandirdigi kredilerin yilin ilk üç haftasinda emisyonun yarisindan fazla artirilmasi neden oldu.
ANKA’nin Merkez Bankasi verilerinden yaptigi belirlemeye göre, Merkez Bankasi’nin kamu kesimine kullandirdigi nakit krediler yeni yilla birlikte çok yüksek oranli artislar göstermeye basladi. 31 Aralik 1993 tarihinde 108.5 trilyon lira düzeyinde bulunan nakit krediler, Hazine’nintahvil ve bono satarak borçlanma yerine Merkez Bankasi’na yüklenmesi sonucu bir hafta sonra, yani 7 Ocak’ta 130 trilyon liraya firladi.
Piyasalarda dalgalanmalar ise 7 Ocak’i izleyen hafta baslamisti. Nakit krediler Hazine’nin kisa vadeli avans kullanimi yüzünden 2’nci hafta içerisinde de artmaya devam etti ve 14 Ocak’ta 143.9 trilyon liraya dayandi. 21 Ocak’a gelindiginde ise Merkez Banka-si’nin kamu kesimine kullandirmak zorunda kaldigi nakit kredilerin toplami 145 trilyon liraya ulasti.
31 Aralik’ta emisyon 63.1 trilyon liraydi. Merkez Bankasi üç haftalik sürede kamu kesimine emisyonun yarisindan daha fazla bir miktarda nakit kredi kullandirmis oldu. Merkez Bankasi, bu nedenle ortaya çikan fazla likiditeyi döviz satarak çekmeye çalissaydi, üç haftalik dönemde rezervinde 2.5 milyar dolarlik bir erimeyi göze alacakti. Merkez Bankasi, likiditeyi yüzde 200’lere varan faizlerle açik piyasa islemleriyle çekmeye çalisti. Merkez Banka-sf nin açik piyasa islemleriyle piyasadan çektigi likidite fazlasi 21 Ocak’ta 43.3 trilyon liraya kadar tirmandi. Ancak her seferinde birgünlük ya da en fazla bir haftalik vadelerle yapilan bu islem Merkez Bankasi’na güç anlar yasatti.
Devalüasyon’un Talep Daraltici Tedbirlerle Birlikte Uygulanmasi Zorunlu
Tek basina kur ayarlamasi ile ekonominin sorunlarini çözmek, bozulan dengelerini kurmak imkansiz.
Önceki devalüasyonlarda kur ayarlamalari bir istikrar paketi ile birlikte gündeme getirilmis ve kur ayarlamalari talep daraltici tedbirlerle birlikte uygulanmistir.
ANKA Ekonomi Bülteni’ni hazirlayan iktisatçilar eski uygulamalari söyle özetliyorlar: “Cumhuriyet döneminde ilk devalüasyonu Eylül 1946’da yasayan Türk ekonomisi sirasiyla 1958 (uzantisi olarak 1960), 1970, 1978,1979 ve 1980 yillarinda olmak üzere alti devalüasyon + istikrar süreçlerini yasamistir. Ilk devalüasyonun yapildigi 1946 yili baz alindiginda Türk ekonomisi, o tarihten bu yana geçen yaklasik 50 yillik sürede 6 devalüasyonu yaklasik 12 yillik istikrar süreçlerini kapsayan iktikrar paketleri ile birlikte yasamistir. Bu istikrar süreçleri, devalüasyonun hemen sonrasinda TL’nin degerinin düsürülmesi ile birlikte toplam talebi daraltan iktisadi önlemleri birlikte tasimistir. Bu anlamda, geçen 50 yillik dönemde yapilan devalüasyon + istikrar paketleri operasyonlarinin sonrasinda ekonomik faaliyet hacminin hep daraldigi görülmüstür.”
Hazine Bu Faizi, Bu Borcu Ödeyebilir mi?
Kimseyi telasa düsürmenin, panik yaratmanin geregi yok… Ama bir hesap kitap meselesi… Hazine hangi sinira kadar faiz yükü altina girebilir, hangi sinira kadar kisa dönemli borç ana paralarini ödemeyi sürdürebilir?
Kamu açiklari makul rakkamlarda seyrederken bunlari ek reel gelir kaynaklari yaratarak dengelemek belki mümkün olabilir. Kamu açiklari makul rakkamlarda iken bunlari, harcamalari kisarak dengelemek mümkün olabilir.
Fakat kamu açiklari faiz ve ana para ödeme yükü nedeniyle katlanarak büyüyünce, bunu karsilayacak ek kaynak da yaratilamaz,, kamu hizmetleri için devletin yapmak zorunda oldugu tüm harcamalar kisilsa da denge çizgisine gelinemez.
Bir süre sonra Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili alanlar düsünmeye baslayacak: Devlet Baba bunlari basip basip satiyor ama acaba vadesinde nasil öder? Devlet Baba faizi yüzde yüz yapti ama, acaba bu parayi nereden bulur?
p>

 

Sende yorum yap