İşin doğrusu : AET konusunda sağırlar diyaloğu

, , Sende yorum yap

Su günlerde Türkiye içinde söyle bir hava yaratilmaktadir: “Tür kiye AET’ye nerede ise girdi, girecek…” Halbuki Türki ye ile AET arasinda henüz “diyalog” bile kurulamamistir. Mevcut diyalog “gerçek anlamiyla sagirlar diyalogudur.” Türkiye “baska telde, AET baska telde konusmakta”, Türk iye’de bazi kisiler “AET’yi çantada keklik gösterip” gerek siz “iyimserlik havasi yaratmaktadirlar.”
Nedir AET konusundaki “sagirlar diyalogu”?
1) Türkiye diyor ki:
a. Türkiye, devamli olarak Ankara Anlasmasi’ni, Katma Proto kol’u gündeme getirmekte, bu anlasma ve protokolda karsi tarafin taahhütlerinden gözetmektedir. Halbuki, bu anlasma ve protokol Türkiye’ye de birçok yükümlülükler getirmis, Türkiye bunlari yamamistir..
b. Türkiye, devamli olarak “ekonomik bakimdan AET’ye girme ye hazir” oldugunu açiklamaktadir. Halbuki karsi taraf Türkiye’de ithalat tahditlerini, sanayide koruma oranlarini Türklerden iyi izle mekte, bilmektedir.
c. Türkiye “serbest dolasim konusunda hakkinin yendigini, AET üyeligi basvurusunda karsi tarafin bu eziklik altinda yumusak davranacagi” inancindadir. Halbuki karsi taraf serbest dolasim hak kini 16 milyon issizi gerekçe göstererek tam üyelik statüsüne yillar ca sahip ülkelere bile vermemistir.
2. AET Ülkeleri diyor ki:
a. Avrupa Toplulugu, “sosyal, politik ve ekonomik” bir bü tünlesme hareketidir. AET bu hareketin “ekonomik organ larindan biridir”. Esas olan “Avrupa bütünlesmesidir.” Türk iye bu bütünlesme hareketinin sadece bir organina katila maz. Bütünlesme hareketine tam olarak girmek zorunda dir. Bu durumda ise, Türkiye’nin Avrupa birligine dahil ülkelerin kabul ettikleri “asgari müstereklere” uymasi gerekir. Asgari müste reklerin basinda “insan haklari ve demokrasi” konusu gelir. “1980 yilindan önce anarsi vardi, Türkiye geçis dönemindedir” seklindeki “özürler” ile topluluga girilemez. Tam üye olmak isteyen geçis dö nemini tamamlar, Avrupa standardina çikar, sonra basvurur.
b. AET gibi “ekonomik amaçli bir örgüt,” Türkiye’nin tam üyeligi ile, “Türk Yunan iliskilerinin, Ktbns ve Ege sorununun” topluluk sorunu haline getirilmesini kabul ede mez. Kaldi ki, bugüne kadar Yunanistan, bu sorunlarda “hakli ol dugunu”, Türkiye’nin “hatali bulundugunu” o kadar çok tekrarla yip, karsi tarafin beynini o kadar güzel yikamistir ki, AET üyelerin de Türkiye’nin bu sorunlarin müsebbibi oldugu “inanci olmasa bile süphesi” karsi tarafin beyinlerine islenmistir.
c. AET üyeleri, Avrupa’nin sinirlarinin nerede bittigi konusunda “tereddüt içindedir”. Yunanistan’in devamli olarak isledigi ve Av rupa’nin sinirlari Yunanistan’da biter görüsü karsi tarafi etkilemistir.
Buna ek olarak Avrupa’daki Türk isçilerinin sayisi ve sosyal uyum zorluklari da endise yaratmaktadir. Bugün sayilari 1.5 milyonu bu lan Türklerin birinci derecedeki akrabalarinin Almanya’da yerlesim lerine izin verilmesi halinde Almanya’daki Türklerin sayisinin 400 bin artacagi hesaplanmaktadir.
Türklerin din, dil, yasam bakimindan “uyumda gösterdik leri direnç” ve hatta giyim ve din konusunda abartmali dav ranistan olumsuz etkenlerdir.
d. AET üyelerinde olusan Türklerin AET tam üyeligini sadece “ser best dolasim avantajini dikkate alarak degerlendirdikleri” seklinde yanlis bir kanaat mevcuttur. Bu kanaat çekingenlik yaratmaktadir.
Tam üye olduklari halde, Yunanistan, ispanya ve Portekiz için bile kademeli olarak on yilda taninacak haklari, Türklerin hemen talep etmesi endisenin kaynagidir.
e. Türkiye’de, Türklerin önemsemedikleri bazi faktörler, disarida olumsuz degerlendirilmektetir. Örnegin, Türkiye’nin Sovyetlerle olan siniri ve askeri yönden tehlikeli bir bölgede bulunmasi, Türk eko nomisinin sorunlari, Türkiye’nin halen 55 milyon olan ve çok kisa sürede hizli nüfus artisi nedeniyle 100 milyonlara çikacak nüfusu, Türk halkinin din, örf ve adet konusundaki tutuculugu, Türk -Müslüman kültürü ile Avrupa-Hiristiyan kültürü arasindaki uçurum yabancilar için önemli faktörlerdir;
f. Türkiye’nin tam üyeligi sadece AET içinde degil, Avru pa Birligi’nIn degisik organlarinda mevcut dengeleri boza caktir. Çünkü Avrupa Birligi organlarinda temsil ve profesyonel kadro bölüsümünde ülkelerin nüfusu esastir. Türkiye nüfusu ba kimindan Avrupa organlarinin yönetiminde ingiltere, Al manya, Fransa ve Italya ile ayni ölçülerde hak sahibi ola cak, etkinlik kazanacaktir. Türkiye Avrupa Parlamentosu’n da 81 üye bulunduracaktir.
Bakanlar Konseyi’nde diger bü yük ülkelerle ayni düzeyde 10 kisilik heyetle temsil edilecektir.
AET Komisyonunda “komiser” seviyesinde (Yöne tim Kurulu Üyesi Statüsü) 2 temsilcisi olacaktir.
Avrupa Kömür Birligi’nde, Euratom’da, Adalet Divani’nda diger büyük ülkeler kadar tem silcisi olacaktir.
Avrupa organlarinin hepsin deki memur kadrolarina nüfu su oraninda tayinler yapacaktir.
Ekonomik ve Sosyal Komi te’de yansi sendikaci, yansi bas ka mesleklerden 24 üye ile tem sil edilecektir.
Açik anlatimiyla Türkiye, Avrupalilarin daha önce paylastiklari masalarin, koltuklarin, sandalyelerin bir kismini altlarindan çe kip alacaktir.
Görülüyor ki, onlarin der di baska, bizim derdimiz baska… Iste bunun içindir ki, AET ile iliskiler, “sagirlar diya logundan öteye gidemiyor…”

 

Sende yorum yap