İşadamları Ecevit’i istiyor (Neden acaba?)

, , Sende yorum yap

TÜSIAD’in kurulusundan 1980 yilina kadar yönetim kurulu baskanligi sorumlulugunu tasiyan Feyyaz Berker, Ecevit’in Robert Koleji’nden “okul arkadasi” idi. 1974 yilindaki Kibris olayindan sonra ABD Kongresi Türkiye’ye ambargo uygulamasina karar vermisti.
TÜSIAD, sivil bir toplum kurulusu olarak ABD’de kongre çevreleri ile temasa geçerek ambargonun haksizligini anlatma çabasina girdi. Büyük bir program hazirlandi ve uygulandi. Uygulama baslamadan programi Ecevit’e anlatmak ve hükümet olarak tavsiye ve direktiflerini ögrenmek için TÜSIAD üye ve yöneticileri Ecevit’i ziyarete çalisti. Ecevit, randevu taleplerini cevaplandirmadi.
TÜSIAD Yönetim Kurulu Baskani olarak Feyyaz Berker ile TÜSIAD Genel Sekreteri’ni Ankara’da TBMM’deki odasinda çok kisa bir süre kabul etti. O kadar.
Ecevit’in hükümette bulundugu sürelerde TÜSIAD üyeleri ve Istanbul’un önde gelen isadamlariyla dogrudan temasi oldugu duyulmadi.
Simdilik geldik 1999 yilina…
26 Nisan 1999 Pazartesi günü Hürri-yet’te Hayri Çetinkaya’nin “Bankacilarin Istedigi Hükümet” basligi ile bir yazisi yayinlandi.
Hayri Çetinkaya yaziyor:
Seçimlerden önceydi. Finans sektörünün öncülerinden büyük bir bankanin genel müdürü ile sohbet ediyoruz. Genel müdürün anlattiklarinda, is dünyasinin, bankacilarin, nasil bir hükümet bekledigi yolunda mesajlar var.
O günlerde de iktidarda, bugün istifa etmis olan Bülent Ecevit Basbakanli-gi’ndaki DSP azinlik hükümeti var.
Genel müdür, bir is için gittikleri Ankara’da karsilastiklanni aktanyor. Baskente gitmeden önce de, Basbakan Bülent Ecevit ve mevcut hükümetin iki bakanindan ayni gün içinde üç ayri randevu istiyor ve aliyor. Randevular, sabah 10.00, 11.00 ve 12.00 seklinde ayarlanmis durumda.
Bundan sonrasini genel müdürden dinleyelim: “Teorik olarak görüsmelerimizi, sabah 10’da baslayacak ve her sey yolunda giderse, en geç 13’te bitecek sekilde planladik. Fakat Ankara’da, özelikle siyasilerle olan görüsmelerin seyrinde oldukça tecrübeliyiz. Bu yüzden randevularin, hepsini birakin ögleye kadar bitirmeyi, ayni gün içinde gerçeklestirmek gibi bir hayale de kapilmadik. Muhtemelen ilk randevumuzla yetinmek zorunda kalacagimiz düsüncesiyle, sabah 10 ‘daki görüsmeye gittik.”
“Saat 10.00. Sekreter bizi bakanin kapisindan içeriye aldi. Yanm saatten biraz
fazla görüsüp çiktik.”
“Saat 11.00 ikinci randevu yerimize gittik. Bakan bizi bekliyordu. Içeri girdik, bir süre görüstük ve 12.00’ye dogru da Basbakan Bülent Ecevit ile görüsmek üzere konuta hareket ettik.”
“Ilk iki görüsmemizi, inanilmaz bir sekilde, verilen saatlerde gerçeklestirdik. Bunlar büyük bir tesadüf olmaliydi. Hükümet katinda her sey bu kadar, düzenli, iyi isliyor olamazdi.”
“Basbakan Ecevit ile, bize verilen saatte, 12.00’de görüsmek için konuta çiktigimizda, yine hiç bekletilmeden içeriye alindik. Sasirtici ama gerçek. Ankara’da siyasilerle dakikasi dakikasina, ögleye kadar üç ayn görüsme gerçeklestirdik.”
Kendilerinin hükümet temsilcileri ile yillardir, bu tür diyaloglara hasret kaldigini gizlemeyen genel müdür, bu anlattiklariyla aslinda, nasil bir hükümet beklediklerinin de altini çiziyordu.
Seçim öncesi bir hükümetin bu kadar dakik isleyisine yakindan tanik olan genel müdür ile geçtigimiz günlerde tekrar bir araya geldik.
Sandiktan seçim öncesinde kendilerini sasirtan siyasi partinin sagladigi basanya sevinen bankaci, yine is yapan, çalisan, verdigi sözü tutan ve tüm bunlarla, ülke insanlarina, dünyaya güven veren bir hükümet istiyordu.
Peki, sandiktan çikan tabloyla, böyle bir hükümet kurulabilir mi? Genel müdür, hemen evet diyemiyor, fakat, umutsuz da degil. Bunu önümüzdeki günlerde hep birlikte görecegiz.
Hayri Çetinkaya’nin yazisinda hikâyesi anlatilan “genel müdür”, Türk is aleminin “temsilcisi”dir.
Is aleminin bekledigi, aklina estiginde randevu alabilecegi “neden randevu istiyorsunuz, benimle ne isiniz var” diye sormadan kendilerine bir saatini ayiran bas-bakanli, bakanli hükümetlerdir.
1970’li yillarin Ecevit’i de hatali idi, (Banka genel müdürünün anlattiktan dogru ise) 1999’larin Ecevit’i de hatali.
Türkiye’nin sorunu ifrat ile tefrit arasinda gidip gelmekten ibaret.
Ecevit olayinin ötesinde tablo vahim. 1999 yilinda Türkiye’de banka genel müdürleri islerini basbakan ile bakanlarla çözüyor…
Aradaki kademeler kalkmis.
Sorunu olan dogrudan basbakandan, bakanlardan randevu aliyor. Derdini anlatiyor. Onlar dinliyor. Ve de geregini yapiyor. Ve de Türkiye’de isadami iste böyle hükümetlerden memnun… Böyle hükümetler istiyor. :
Yeni hükümetimiz vatana, millete hayirli olsun…

 

Sende yorum yap