iktisatçıya ihtiyaç var mı?

, , Sende yorum yap

Bugünün Türkiye’sinde iktisatçiya, çagdas iktisat gelismelerini bilenleri bir yana atin, iktisadin temel kurallarini okumus olan lara bile ihtiyaç duyulmuyor.
iktisat bilgilerine önem vermek ile iktisatçiya önem vermek biri birinden ayrilamiyâcak degerlerdir. Eger bir ülke için ekonomi po litikasinda basari önemli ise. dogru ekonomi politikalarinin olus masina katkida bulunacak, çagdas iktisat bilgilerine sahip iktisat çilar ile birlikte çalismak zorunlulugu ortaya çikar.
Iktisat politikalarinda alternatifleri seçecek, uygulayacak politi kacilarin mutlaka “iktisatçi” olmalari gerekmez, ama uygulanacak politikalarin iktisatçilar tarafindan hazirlanmasi ve uygulamada ik tisatçilarin sorumlu politikacinin yaninda yer almasi sarttir.
Dikkat edilirse kamu kesiminde “iktisatçiya ihtiyaç hissedilme mesine paralel olarak özel kesimde de iktisatçiya olan ilgi giderek azalmaktadir…”
Artik politikacilar için iktisat, sadece ye sadece (ihracat artisinin devam etmesi, fiyatlarin düsmesi)dir. Özel sektör ise (genellikle) iktisadi Türk basinindan izlediklerinden bu konuda kendini yetis tirmis kisileri istihdam ihtiyacini duymamaktadirlar.
Sonuç olarak, mevcut iktisatçilar baska alanlara yönelmekte, çagdas iktisat bilgilerini izlemeyi unutmakta. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ögretim üyeleri ümitsizlige kapilarak baska ilgi alan larina yönelmekte, yetenekli’gençler iktisat bilim dalina giderek daha az ilgi göstermektedir.
1960’li yillarda Basbakanlik Devlet Planlama Teskilati’nda Türk iye’nin en yetenekli Üniversite ögretim üyeleri ile üniversite me zunlari yabanci uzmanlara katildiklari sinav heyetlerince seçilip Dev let hizmetinde görevlendirilirdi. Bu ögretim üyeleriyle bu gençle rin çagdas iktisadi izler çizgiye getirilmeleri için yurt disinda özel egitim programlarina katilmalari saglanirdi. Ancak bu sayededir ki, o yillarda devlet adina yayinlanan iktisadi raporlar, belgeler bas ka ülkeler tarafindan ilgi ile izlenen, örnek kabul edilen çalismalar olabilmistir.
O günlerde Devlet için çalisan iktisatçilar (bugün herne kadar sadece televizyona ve köprüye karsi çikmalari nedeniyle hatirla nabiliyorlar ise de) Türkiye’ye plan, proje fikrini getirmis, sanayi de bugün hala kullanilan alt yapi ile bugünkü üretimi sürdüren üst yapinin kurulmasini sagliyan ekonomi politikalarini olusturmus lardir.
T ste o günlerde Devlet Planlama Teskilatinda ekonomik model l alternatiflerinin hazirlandigi Uzun Vadeli Planlar Bölümünde bir iktisatçi olarak çalisan Yalçin Küçük, (iktisadi Sevmek) basligi al tinda Türkiye’de iktisatçiya olan talepdeki degismeyi hikaye etmis.
(Kisa açiklama: Yalçin Küçük, Devlet’de çalisan bir iktisatçi idi. Devlet’in iktisatçiya ihtiyaci kalmayinca, Yalçin Küçük yüksek ög retim kuruluslarinda ögretim üyesi olarak iktisadi anlatmaya ça listi. Fakat Türkiye’nin iktisatçiya ihtiyaci azalmca ögretim üyesi olarak da Yalçin Küçük’e ihtiyaç kalmadi. Iktisatçi Yalçin Küçük, simdi çagdas iktisat bilgilerini kullanarak kendine baska alanlarda talep yaratmaya çalisiyor. Arada sirada “hapise” giriyor. Arada sirada “kitap” yayinliyor…)
Iktisat Dergisi’nin 245 numarali Mart 1985 sayisinda verilen bil giye göre Yalçin Küçük, yakinda (Quo Vadimus? – Nereye Gidi yoruz?) isimli bir kitap yayinlayacakmis. Bu kitap’da Türkiye’de iktisatçiya olan ihtiyaci, ilgiyi satirlarla dile ge’tiriyormus:
iktisatta uzun yillar, “Some Like it Hot” filmim anlattim. Üni versite derslerimde, lisans ve doktora düzeyinde, firsat bulduk ça ve daha çok firsat yaratarak, “uyuyan güzel” Marilyn Mon roe ila Jack Lemmon’in ‘”Bazilari Sicak Sever” filmini, nerede ise takilmis bir kirik plak türünden, tekrarladim “Some Like it Hot” filminden iktisatçi adaylarinin çikaracaklari büyük ders ler var; öyle düsünüyordum ve hala öyle düsünüyorum.
Bir bunalim üzerinedir; devresel bunalim ile teknolojik issiz lik iç içe. Kalmadi; eskiden Türkiye’de de vardi, sinemalarin ön lerinde sahne ile seyirci arasinda küçük bir orkestranin gizlene
bilecegi üstü açik bir bölme bulunuyordu. Sessiz sinema döne minden kalmadir, küçük orkestra sessiz f ilme müzikle eslik edi yordu. Sesli sinema makinesi bulundu; binlerce müzikçi isinden oldu. Bir teknolojik bulus, uzman bir ugrasta sayilmayacak ka dar issizlige yol açti. Büyük devresel bunalimla birlesti, sinem salonlarindan kovulan müzikçileri emebilecek eglence yerlerini
talebi de gelismedi. Müzisyen sendikasinda issizlik bir kirim bi çimini aldi; is bulmak isteyenler birbirini kirdilar. Jack Lemmon aç kalmamak için “zenne” rolünü kabul et
Bir bunalim üzerinedir; d evresel bunalim ile teknolojik issiz lik iç içe. Kalmadi; eskiden Türkiye’de de vardi, sinemalarin ön lerinde sahne ile seyirci arasinda küçük bir orkestranin gizlene bilecegiüstü açik bir bölme bulunuyordu. Sessiz sinema döne minden kalmadir, küçük orkestra sessiz f ilme müzikle eslik ed yordu. Sesli sinema makinesi bulundu; binlerce müzikçi isinden oldu. Bir teknolojik bulus, uzman bir ugrasta sayilmayacak ka dar issizlige yol açti. Büyük devresel bunalimla birlesti, sinema salonlarindan kovulan müzikçileri emebilecek eglence yerlerinin talebi de gelismedi. Müzisyen sendikasinda issizlik bir kirim bi çimini aldi; is bulmak isteyenler birbirini kirdilar.
Jack Lemmon aç kalmamak için “zenne” rolünü kabul et mek zorunda kaldi, dansöz oldu. Bir dansöz arkadasina duyar landi, kendisine bir erkek çapkin vuruldu. Marilyn ile Jack Lem mon’in çekiciligi karsisinda iktisat dersleri unutuldu. Hatirlat maya çalistim. Üniversitelerde, basta Amerika Birlesik Devlet leri üniversiteleriyle, Türkiye’de basta Iktisat Fakültesi’nde oku tulan derslerin geçici oldugu ve iktisatçi degil, bir gün “zenne” rolünde is bulabilecekleri konusunda ögrencilerimi uyarmaya ça listim. Simdi, o zamanlara bakinca, yalnizca daha çok uyarma mis oldugum için, kendimi, elestiriyorum.
p>

 

Sende yorum yap