İktisatçıların “Deprem Raporu”

, , Sende yorum yap

İktisatçıların “Deprem Raporu”

İ.Ü İktisat Fakültesi ile IÜ İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti ortak bir çalışma ile Koca- eli ve Sakarya’da deprem sonrası durumu değerlendirmişler.

“17 Ağustos depreminin Adapazarı ve Kocaeli illerine ekonomik ve sosyal etkileri” başlığını taşıyan bu araştırma ne yazık ki kamuoyuna duyurulamadı.

Deprem sonrasında bölge insanının ekonomik ve sosyal yaşamındaki değişimleri ortaya koyan bu ciddi rapor iki aşamalı bir çalışmanın ürünü.

Birinci aşamada Kocaeli ve Adana’da 56 çadır kentte kalan 1.100 hane reisi ile yüz yüze görüşülmüş. Anket formlarını Kocaeli ve Sakarya üniversitelerinin öğrencileri doldurmuş. Görüşülen kişilere 66 soru sorulmuş. Ayrıca bölgedeki sanayi kuruluştan ve kamu yöneticileriyle görüşmeler yapılmış.

Sayın okuyucularıma bu ciddi çalışmanın bulgularını özetleyerek aktaracağım.

1)  Marmara Bölgesi Türkiye’nin çekim merkezidir. Lokomotif bölgesidir.

Toplam katma değerin yüzde 36.9’u bu bölgede yaratılır. Bu nedenle deprem Türkiye’yi can damarından vurdu.

2) Deprem sonunda imalat sanayii üretiminde ve kapasite kullanımında ciddi gerileme oldu.

…. Marmara Bölgesi’ndeki sanayi kuruluşlarının önemli bir kısmında 1 aya ulasan, çok az bir kısmında ise 3 aya ulasan üretim duraklamaları ve kapasite kayıpları, sanayi üretim verilerinin özellikle ağustos ayında önemli bir gerileme yaşamasına yol açtı. Bu gelişme etkisini hemen hemen 2000 yılının ocak ayına kadar da hissettirdi. İmalat sanayii kapasite kullanım oranı verileri, deprem sonrası 1994’deki kriz seviyelerine kadar düştü. Bölgedeki KİT’lerin, kapasite kullanım oranı verileri incelendiğinde de, 17 Ağustos depreminden basta TÜPRAŞ olmak üzere KİT’lerin önemli bir kısmının olumsuz etkilendiği görülüyor. Buna karşılık, depremin olumsuz etkilerini eylül ayinin ilk günlerinde atlatmayı başaran özel sektör imalat sanayii kuruluşlarının yeniden üretime geçmeleri ile birlikte, ağustos ayında yüzde 64.9’a kadar gerilemiş olan kapasite kullanım oranının eylül ayından itibaren toparlandığı görülüyor.

3)  Deprem olmasaydı Türkiye’nin GSMH’si, 1999’da yüzde 6.4 yerine, yüzde 3.9 küçülecekti.

Bu gelişmelerin sonucunda sanayi üretimi 1999 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 6.3 gerileme yasayarak, GSYIH’nin yüzde 5.6, GSMH’nin de yüzde 6.6 gerilemesine yol açtı. Bu nedenle, 17 Ağustos depremi olmasa idi, dünya ekonomisindeki olumsuz gelişmelerin Türk ekonomisindeki yüzde 2’lik negatif etkisi ve Rusya’daki ekonomik krizin Türkiye’nin dış ‘alem faktör gelirleri ve bavul ticareti üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı yüzde 1.9’luk negatif etkisi ile yüzde 3.9’luk bir gerileme ile kapatması öngörülen GSMH performansı, depremin yüzde 2.5’lik negatif etkisi ile birlikte yılı yüzde 6.4’lük gerileme ile kapattı.

4) Kamu gelirlerinin yararına bölgede yaşayan her 10 aileden 4’ünün geliri azaldı.

Bölgede yapılan araştırma kapsamında görüşülen bin 100 ailenin yüzde 43.3’ünün gelirlerinin azaldığı belirlendi. Bu ailelerin yüzde 51.3’ünün geliri ayni kalırken, yüzde 5.4’ünün’ geliri ise arttı. Çadır kentlerde yasayanlardan alınan bu bilgilerde dikkati çeken gelir artısının nedenleri arasında yiyecek-içecek yardımlarının yararına, devlet tarafından sağlanan kişi başına ortalama 300 milyon lira civarındaki barınma-onarım-işyeri ve can kaybı durumlarının da etkisi olduğu söylenebilir. Kocaeli-Sakarya illerinde 127 bin kişi devletin yaptığı toplam 37 trilyon 272 milyar liralık yardımdan yararlandı.

5) İstihdam sorunu yaşanıyor.

Deprem sonrası bölgedeki işyerlerinin kiminde kalıcı kiminde geçici süreli istihdam kayıpları oluştu. Bu durumun resmi istihdam verilerine yansıması ise kendini daha çok eksik istihdam oranlarında gösterdi. Ekim ’99 için açıklanan işsizlik oranı yüzde 7.3 olurken, bu oran Nisan ’99’da yüzde 7.9’du. Eksik istihdam oranı ise Nisan ’99 verilerine göre 2.2 puan daha fazla olarak yüzde 10.2 olarak gerçekleşti. 2000’in ilk üç ayı için açıklanan işsizlik oranı yüzde 8.3 olurken, eksik istihdam oranı yüzde 9.1 açıklandı.

Araştırmadan elde edilen verilere göre Kocaeli ve Sakarya’da, depremden önce çalışanların yüzde 65,1’i eski isinde çalışmaya devam ediyor. İşyeri hasar gördüğü için çalışamayan ama ücretini alanların oranı yüzde 5, deprem sonrası issiz kaldığı halde derhal bir başka is bulup çalışmaya başlayanların oranı yüzde 4,4 iken, isten çıkarılmadığı halde ücretini alamayan ve muhtemel geçici olarak işyerleri kapananların oranı yüzde 19,4 ve issiz kalanların oranı ise yüzde 6,1’dir.

İssiz kalma nedenleri arasında bekleneceği gibi işyeri hasarı (yüzde 66,7) birinci sırayı, isten çıkartılma (Yüzde 12,3) ikinci sırayı, eksik kapasite (yüzde 9,1) ise, üçüncü sırayı alıyor. Sağlık sorunları nedeniyle isini devam ettirememenin toplam içindeki payı ise yüzde 8,2 gibi hiç de azımsanamayacak bir orana sahiptir.

6) Bölgeden göç yok

Deprem sonrasında nüfusun nasıl davranacağı yeni bir göç kararı alıp almayacağı konusunda veriler ilginç sonuçlar içeriyor. Kocaeli ve Sakarya’da anket uygulanan 1.100 hane reisinin gelecekle ilgili düşünceleri sorulduğunda; yüzde 47,6’si devletten gelecek yardımla tekrar toparlanabileceğim ve göç etmeyi düşünmediğini belirtirken yüzde 39,3’ü de devlet yârdim etsin veya etmesin göç etmeme kararında olduğunu ifade etmiştir. Göç edip etmeme konusunda kararsız olanların oranı yüzde 8,7. Göç etmeye karar verenlerin oranı ise yüzde 4,1’dir.

7) Deprem idealleri değiştirdi

Araştırma bulgularına göre bölgede yaşayanların deprem öncesi idealleri sıralamasında yüzde 35.1 ile iyi konut sahibi olmak birinci sıradadır. İkinci sırada çocukların geleceği (yüzde 27.9), üçüncü sırada ise yüksek gelir (yüzde 14.0) deneklerin en önemli idealleri arasında görülmektedir.

Sağlık ve huzur kavramı deprem öncesinde yüzde 4.1 ile idealler arasında önemsiz bir yer tutarken, deprem sonrası hayattan beklenti seçenekleri arasında yüzde 34.4 oranı ile birinci sıraya yükseliyor. Ev sahibi olmak ise yüzde 29.1 ile ikinci sıraya düşüyor. Araştırmada bu kapsamda ortaya çıkan en önemli sonuçlardan biri de görüşülen kişilerin yüzde 13.9’unun hayattan herhangi bir beklentisinin olmadığını ifade etmesidir.

8) Aile bağları güçlendi

Depremden sonra sizi hayata bağlayan en önemli faktörler nelerdir sorusuna bireylerin verdiği cevaplar arasında aile ve çocuklar (yüzde 73,7) ön plana çıkmaktadır. Genellikle Türkiye’de aile bağlarının kuvvetli olması bilinen bir gerçektir. Ancak deprem felaketinin bu bağları daha da kuvvetlendirdiği anlaşılmaktadır.

9) Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

Bölge halkının deprem sonrası yasama ve geleceğe inancını ölçmek amacıyla, “Bundan sonra hayatınızda nasıl bir değişiklik olacağını sanıyorsunuz?” diye soruldu. Bu soruya deneklerin yüzde 30.7’si eskisi gibi olmayacak, yüzde 21.2’si geleceği düşünmüyorum cevabini vermiştir. Araştırmaya katılanların yüzde 23,0’i yârdim gelirse her şey düzelir ve yüzde 20.6’si da çalışır düzeltirim diyerek hayata olan bağlılıklarını ifade etmişlerdir. Hayatin hiçbir anlamı kalmadı diyenlerin oranı ise yüzde 4,5’tir. Eğitim seviyesi düşük olan deneklerde bu oran daha yüksektir. Çalışırsam düzeltirim diyenlerin oranı da eğitim seviyesi yükseldikçe artmaktadır. Eğitimin bireye verdiği güven duygusunu artırdığı söylenebilir.

Bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve ciddi araştırma olan bu araştırmanın tam metnini IÜ İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyetinden temin etmek mümkün.

 

Sende yorum yap