İhraç edilecek ürünleri kim üretecek?

, , Sende yorum yap

Prof. Dr. Gülten Kazgan, Para ve Sermaye Piyasasi Dergisi’nin Kasim ayi sayisinda yayinlanan bir yazisinda, üzerinde pek durulmayan, ciddi bir sorunu gündeme getiriyor:
-Ihracat artsin, ihracat artsin diyoruz. Ihracatimizin yüzde yetmisinin sanayi ürünlerinden olustugunu söylüyoruz, eger Türk sanayii kapasite kullaniminda en son noktaya erismis ise, neyi ihraç edecegiz?
1980 Yilindan Sonra Yatirim Yapilmadigi Halde Neyi Ihraç Ettik?
Prof. Dr. Güllen Kazgan tartisma konusunu söyle açiyor:
“Bugüne dek ihracat artisinda yararlanilan kaynak, imalat sanayiindeki atil kapasitenin seferber edilmesiydi; rekabet gücü kazanmalari için firmalara verilen vergi iadelerine, TL ‘nin reel efektif kurundaki üçte birden fazla orandaki düsüs eklenince 1970’li yillarda kurulan kapasiteler harekete geçirildi. Ancak, 1988 sonuna yaklasirken, artik bu kolay yollarin tükenmeye basladigi anlasiliyor. Bunun nedeni, sadece özel imalat sanayiinde kullanilan kapasitenin dörtte üçü asmis olmasi degil; kalan kapasitenin harekete geçirilmesinin önemli güçlüklerle yüklü olmasi.”
Büyük Firmalarda Kapasite Kullaniminda Son Noktaya Ulasildi mi?
Prof. Dr. Güllen Kazgan, firma büyüklüklerine göre kapasite kullanim durumunu söyle açikliyor:
” Yaptigimiz bir arastirmaya göre özel imalat sanayiindeki (500 arti sayida isçi çalistiran) büyük firmalarda kapasite kullanim oram % 92’ye çikmis bulunmaktadir; bu oran orta boy firmalarda (100-499 isçi çalistiran) % 64.25-99 isçi çalistiran küçük firmalardaysa % 58.6 civarindadir. Yani, bugün atil kapasite ancak orta ve küçük firmalarda bulunmaktadir. Diger yandan, ayni arastirma, büyük firmalarin % 77’nin ihracat yapmasina karsilik, orta firmalarin ancak % 53’nün, küçük firmalannsa sadece % 26.6’nin ihracat yapabildigini gösteriyor. Kisacasi, dörtte üçten fazlasi ihracat yapan büyük firmalar kapasitelerinin % 90’in kullanirken, ihracat yapanlari dörtte bir civarinda olan küçük firmalar ve yandan fazla olan orta firmalar hâlâ önemli oranlarda atil kapasiteye sahiptir. Buna göre, atil kapasitelerin bundan böyle seferber edilerek ihracat/n artirilmasi bu sonuncular için söz konusu olabilecektir.
Ancak, yine ayni arastirma, büyük ve orta firmalarin yaklasik % 40’nin gida-içki-tütün ve dokuma-giyim gibi geleneksel ihraç alanlarinda yogunlastigini, dörtte üçünün de rekabet gücü oldugunu; buna karsilik küçük firmalarin ancak % 20-25’nin rekabet edebilecegini, yandan çogunun da esasen yeni gelisen ve ihracat payi küçük olan makine imalati tasit araçlari gibi a/anlarda bulundugunu göstermektedir. Buna göre, bundan böyle atil kapasitelerin seferber edilerek ihracatin artirilmasi ancak basta küçük, onlari izleyerek de orta firmalarin rekabet gücüne kavusturulmasiyla mümkün olabilecektir.”
Sadece Döviz Kuru Ile Oynanarak Küçük Firmalar Ihracata Yönlendirilebilir mi?
Ihracat için üretim yapabilecek kapasiteye sahip küçük firmalarin ihracata yönlendirilebilmesi konusundaki tereddütlerini Prof. Dr. Güllen Kazgan söyle anlatiyor:
“1981 ‘den bu yana imalat sanayiine rekabet gücü vermek için TL ‘nin reel efektif kurunun düsürülmesi ve vergi iadeleri temel politika araci olarak kullanilmistir. Bilindigi gibi, 1989 basindan itibaren bu ikinciler kalacaktir, devalüasyonlar bunlari ikame edecektir. Nevar ki, ayni arastirma küçük firmalarin devalüasyonlardan pek olumlu etkilenmedigini gösteriyor: Kendi beyanlarina göre, bunlarin % 38.2’si devalüasyonun rekabet gücünü azalttigini, ancak % 18’i artirdigini bildirmektedir; orta firmalarda bu oranlar, sirasiyla % 32.8 ve % 28’dir. Bu çözümleme, atil kapasiteleri devalüasyonlarla seferber ederek ihracati artirma politikasinin islemedigi bir asamaya gelindigini ortaya koyuyor. Küçük ve orta firmalarin rekabet gücünün artmasi örgütlenme, sermaye, teknoloji gibi bir dizi sorunun çözülmesiyle ancak mümkün olabilecek; ihracat saglanabilecektir.
Isler Giderek Kolaylasacagina, Zorlasiyor.
Prpf.Dr. Gülten Kazgan’a göre isler giderek zorlasiyor:
“Önümüzdeki yillarda ihracat artisini salt varolani daha yogun kullanarak gerçeklestirmek olasi degildir. Buna, yeni kapasitelerin yaratilmasi, yeni sanayi dallannin kurulmasi da kaynaklik edecektir. Eldeki verilere göre, 1980’li yillarda yeni sanayiler pek kurulamamis, daha çok varolanlarin “tevsii” ve modernlestirilmesi bir miktar yeni kapasite yaratabilmistir. Endise verici olay sudur: Bugün Türkiye’yi yönetenler ihracat artisini ve bunda da sinai mamul ihracatindaki artisin önemini sürekli vurguladiklari halde, yeni sanayi dallarinin kurulmasini, yeni kapasitelerin yaratilmasini hiç önemsememektedir. Ekonomideki olaganüstü istikrarsizlik ve belirsizlik bir yandan, yüksek faiz hadleri diger yandan yatirimi olanaksiz/astirmakta, ihracatin kaynaginin genislemesini engellemektedir. Buna, varolan atil kapasitelerin seferber edilmesinin geldigi güç noktalar eklendiginde, ihracat için tehlike canlan çaliniyor demektir.”
Prof. Dr. Gülten Kazgan ekonomideki gelismeleri” sogukkanli bir sekilde” gerçekçi yaklasimla degerlendiren bir iktisatçimizdir. Degerlendirmeleri bu açidan büyük önem tasimaktadir.

 

Sende yorum yap