Hisse senetleri “Kuluçkaya Yattı”

, , Sende yorum yap

Istanbul Menkul Kiymetler Borsasi’nda isler “kesat”. Alim-satim yavasladi. Anlasilamiyan bir bekleyis havasi esiyor. Bir ay, yirmi gün önce, “mal pesinde kosan”lar ortadan çekildi. Makul ölçülerdeki “senet arzlari” karsisinda, “düsen fiyatlara ragmen”, belli senetlere ya talep yok, ya da çok az sayida satis gerçeklesebiliyor.
Piyasa canli iken “mangalda kül birakmayanlar”, hisse senedi piyasasinin uzmani kesilip hergün “beyanat attiranlar” bir köseye çekilmis.
“Sirketler halka açilmali”, “Büyük holdingler sermayelerini halka açmali”, “Aile sirketleri artik kafa degistirmeli”, “Bankalar portföylerindeki senetleri borsaya sürmeli” fetvasini verenler simdi ne söyleyeceklerini bilemiyor.
Ne oldu? Neden oldu?
1) Ilk akila gelen soru su: “Acaba fiyatlar anormal sekilde yükselmis mi idi?” Olabilir. Fakat bu durumda, “serbest piyasa kurallari içinde” fiyatlar düser ve alim-satim gene baslar.
Halbuki mevcut durumda, en degerli senetleri olusan fiyatin altinda satmaya kakan olsa bile “alici çikmiyor”.
2) Acaba referandum bekleyisi mi piyasayi durdurdu? Referandum telasi bitti. Simdi seçim telasi basladi. Demek ki, piyasa bir süre daha böyle kalacak.
3) Türkiye’de borsada alim satim yapabilenler sinirli sayidaki kisi ve banka. Bunlarin portföy için ayirdiklari fonlar sinirli. Fiyatlarin en yüksek oldugu noktada borsada isler durdu. Yatirimcilar ise “o tarihteki portföy mevcudu” ile senetleri “kuluçkaya yatirdi”. Yatirimcilar alim fiyatlarinin altinda portföylerini çözmeyi göze alamadiklarindan durgunluk devam ediyor. Açik anlatimiyla “kimse kârdan kaybi kabul etmiyor”. Yatirimcilar portföylerini “en yüksek fiyat” ile degerlendiriyor. Maliyet fiyati ile degerlendirmiyor. Böyle olunca da “bekleyis içinde” portföyü çözenler, bosaltip, yeni senet ile ikmale çalisanlar olmuyor.
4) Geçen tecrübe göstermistir ki, Türkiye’de borsada az sayida alici vardir. Alim satimi yapanlar bu az sayidaki müsterilerdir. Talebin büyük kismi portföylerin kendi içlerinde hareketini ifade etmektedir.
5) Bu durumdan birinin rahatsiz olmasi ve harekete geçmesi gerekir. O biri, Devlet Baba’nin sorumlu biriminin basindaki kisidir. Hazine ve Dis Ticaret Müstesari Yavuz Canevi”dir.
Halbuki Yavuz Canevi’nin konuya hiçbir sekilde egitmedigi görülmektedir.
6) Acil çözüm, kamunun yönetimine hakim oldugu bankalar araciligiyla borsa’da “market making” pazar yaratici- pazar düzenleyici islemleri baslatmaktadir.
Fiyatlar gerilediginde bazi senetlerin alici bulabilmesi, borsaya güven getirecektir.
7) Bir banka “yatirim fonu” kurmus, senetlerinin tamamini satmistir, iki banka “yatirim fonu kurmak için izin almis” fakat gelismeler karsisinda hazirliklari ertelemistir. Borsada 10 banka etkin sekilde faaliyet göstermektedir. 15 Ataci kurulus, dokuz, on komisyoncu kurulus borsa’dan ekmek yemektedir. Borsa’daki durgunluk bütün bunlari olumsuz etkileyecektir. Fakat yaptiklari isin geregi, bunlarin ortaya çikip “isler iyi degil” diye yakinmalari da mümkün olmamaktadir.
8) Bu olumsuz gelismeler karsisinda borsa yönetimini de sorumlulugu çerçevesinde harekete geçmesi beklenir. Muhtemelen “yetki” belirsizligi, “araç” yetersizligi nedeniyle bugüne kadar borsa yönetimi gereken girisimlerde bulunamamistir.
Gerçek: Borsada isler durgundur.
Uyari: Portföy sahiplerinin telasa kapilip, senetlerini yok pahasina elden çikarmamalari gerekir.
Ümit: Belli bir süre sonra borsa eski canliligina kavusacaktir.
Gerekçe: Eger borsada “alev sönmüs”, isler bitmis ise, bu Türkiye’de sermaye piyasasi hareketinin sonu olur. Sermaye piyasasi olmayan bir “serbest piyasa ekonomisi” (bir kapitalist sistem) islemez. Çare: Beklemek.

 

Sende yorum yap