High-Tech

, , Sende yorum yap

HIGH-Tech, bugün dünyanin dilinden düsmeyen, bizim ise henüz yabancimiz olan bir deyim : High-Technology (Ileri Teknoloji)nin kisaltilmisi.
“Kastamonu’da ilkokul üçüncü siniftan ayrilmis bir çoban, aya gidecek uzay aracinin projesini çizmis. Çobanin çizimlerini gören bir Amerikali kendisine milyonlarca lira teklif etmis. Fakat çoban, “ben bu aracin Türkiye’de yapilmasini arzuluyorum” diyerek Amerikalilarin teklifini reddetmis…” seklindeki haberlerle avunan bizim insanlarimiz için high-tech’in yabanci olmasi dogaldir.
ABD ve Japonya’nin önderliginde high-tech sanayiler (microeloktronics, avionics, biogenetics) dallarinda, Türkçe anlatimiyla mikro-elektrik, uçak ve uzay sanayii ve bio-genetik dallarinda dünyayi sarsan gelismeleri gerçeklestiriyorlar. High-tech, dünyada üçüncü sanayi devrimi olarak kabul ediliyor. Birinci sanayi devrimi 18’inci yüzyilin ortalarinda Ingiltere’de buharin sanayie uygulanmasi, Ikinci Sanayi Devrimi 1900’lü yillarda Almanya’da kimya ve elektrik sanayiinin uy- . gulanmasidir. Üçüncü Sanayi Devrimi ise, bu defa Avrupa disinda ABD ve Japonya’da gerçeklestirilmektedir. Bu devrim, “mikroçipslerin kullanimi ve genlerin yönlendirilmesidir” görüsü bugün süratle yayilmaktadir.
Bilindigi gibi mikroçipsler, otomasyonda, kendi kendini kontrolda en ileri teknigi getiren ve maliyetleri süratle ucuzla-yip kullanim alani genisleyen yapay beyinlerdir. Genetik konusundaki gelismelerle ise bitki, hayvan ve insan hücrelerine disaridan müdahale ile canlilarin dogal yapisi istenen yönde degistirilebilmektedir. High-tech’in esasi arastirma, gelistirmedir. Arastirma, gelistirmede öne siçrayan, high-tech’de de öne geçmektedir. 1980 yilinda ABD’de Arastirma Gelistirme (A/G)harcamalari 43 milyar dolardir. GSMH’nin % 2.3’ü oranindadir. Ayni yil tüm AET ülkelerinin A/G harcamalari toplami 40 milyar dolardir ve GSMH’larinin % 2’si dolayindadir. Japonya ise GSMH’sinin % 2’si dolayinda 15 milyar dolar harcamistir.
Üstelik AET ülkelerinin bir baska problemleri vardir. Bu ülkelerde A/G harcamalari genellikle 4 konuya tahsis edilmektedir: kompüter, elektrik sanayii, uçak sanayii, haberlesme sanayii. Bu alanlar ise kamu iktisadi kuruluslarinin inhisarinda olan ve AET içinde biribiriyle kiyasiya rekabet içinde bulunan üretim konularidir.
A/G harcamalari için büyük fonlari riske atmak, A/G sonunda bulunan ürünü tüm dünyada, genis bir pazarda satisa sunmak ABD ve Japonya’nin avantajidir. Avrupa ülkeleri, büyük fonlari riske atamamakta,. A/G sonucu ortaya çikan ürünü çok dar pazarda degerlendirme sansina sahip olduklarindan, A/G giderlerini çikaramamaktadirlar. AET’ye ragmen Avrupa ülkelerinin korumaciliktaki israrlari, pazarlarinin küçük kalmasina neden olmaktadir. Biribirine kiskançlik gösterenler, Avrupa pazarini sonuçda ABD ve Japon mallarina açmaktadirlar. Fransiz Thomson, Hollanda Philips firmalari, Alman Grundig firmasiyla isbirligi yaparak video pazarini ele geçirmeye tesebbüs etmisler, Almanlar bu tesebbüste Fransizlarin kârli çikacagi endisesiyle isbirligini önlemis ve sonuç olarak Avrupa video pazari Japonlarin eline geçmistir.
Ileri teknolojiye dayali sanayi ürünlerinde Avrupa’nin yildizi 1980’lerde sönmeye baslamistir. Ileri teknolojiye dayali sanayi ürünü ticaretinde Avrupa ülkelerinin ticaret dengesi 1977 yilinda 500 milyon dolar lehlerine iken, iki yil sonra hersey tersine dönmüs 5 milyar dolar açik vermislerdir. 1982 yilinda yüksek teknolojiye dayali Amerikan ve Japon mallarinin Avrupa pazarina girmesi sonucu açik 10 milyar dolara yükselmistir.
rupa pazarina girmesi sonucu açik 10 milyar dolara yükselmistir.
Bu genel duruma ragmen, Avrupa ülkelerinde belli kuruluslarin high-tech’in avantajlarini çok iyi degerlendirebildikleri görülmektedir. Örnegin Isveç’de Asea isimli bir firma bütün dünya ülkelerine high-tech robotlar satmaktadir. 1983 yili satislari 3.78 milyar dolardir. Ingiltere’de Ferranti Electronics isimli firma özel çips üretiminde dünyanin en hizli gelisen firmasidir. 1984 yili satislari 74.5 milyon dolar olan bu firma meshur Ingiliz Sinclair computerlerinin rekabet gücünü saglamaktadir. Fransa’da George Bret isimli 48 yasinda bir üniversite hocasi 1971 yilinda kendi firmasini kurup, laser aletleri yapmaya baslamistir. Bugün Nasa Projesi için laser aletleri yapan bu firmanin 1983 satislari 9.12 milyon dolardir. Rennes Üniversitesinden 1977 yilinda ayrilan kimyaci Michel Poula-in’in kardesleriyle kurduklari bir firma ileri parlaklikta özel cam üretmektedir. Bu özel girisimler yaninda klasik üretim çizgisindeki birçok Avrupa firmasinin high-tech pesinde, Amerikan ve Japon firmalariyla isbirligine girdikleri görülmektedir.
Eskiden Avrupa’da sanayi gelismenin göstergesi, kömür, demir, çelik, alüminyum, elektrik üretimi idi… Artik bu üretim konulan o kadar basit ve “hammaliye” sayilmaktadir ki, high-tech’den saglanacak gelirle bunlarin nasil olsa çok kolaylikla alinabilecegi varsayilmaktadir. Hatta, artik çips üretimi bile “hammaliye” olmustur. Önemli olan bu cipsleri birbirine ekleyip, high-tech’de ileri gitmektir.
Bütün bunlar olurken Türkiye’de “manzafa-i umumiye” oldukça kötüdür. Çünkü Türkler etraflarinda olup bitenden haberdar degildir. Hâlâ verimsiz tohumlar, kisir hayvanlarla tarimda birseyler yapmaya çalismakta, el sanatlarina ve küçük sanayie dayali bir sanayi modelinde, Avrupa ülkelerine sanayi ürünü satmayi hayal etmektedirler.

 

Sende yorum yap