Her iş bitti de şimdi sıra Merkez Bankası Başkanı’nı yemeye mi geldi?

, , Sende yorum yap

Önüne gelen bakan “-Siyasi sorumlulugu ben tasiyorum. Ben ne istersem, onu yapmaya mecburlar. Yapmayani isten atarim!..” diyerek, bütün bürokrasiyi karsisina aliyor ise, “bu iste bir anormallik var” demektir…
Bu ülkede Merkez Bankasi Baskani o veya bu bakanin ve de basbakanin her söyledigini yapmak zorunda ise, Merkez Banka-si’na ne lüzum var? O bankaya baskan bulmaya ne lüzum var?..
***
Bu sütunda kisisel degerlendirmelerime göre hatali buldugum uygulamalar nedeniyle Merkez Bankasi Baskani’ni tenkit eden çok yazi yazdim… Fakat Merkez Bankasi’nin “bir kurum olarak” yaptigi iyi seyleri de sergiledim.
Bana göre esas olan “bagciyi dövmek degil, üzüm yemektir…”
***
Merkez Bankasi, bir itibar müessesesidir. Merkez Bankasi baskanlari. Özellikle yurt disinda bu müesseselerin itibarinin “temsilcisi” olarak degerlendirilir. Izlenir, gözlenir.
Rüsdü Saraçoglu, aile geçmisi, egitimi, yurt disi tecrübeleri, Merkez Bankasi’ndaki çalismalari, dili, fizigi ve “havasi” ile Merkez Bankasi Baskanligi koltugunun hakkini veren bir kisi olmustur.
Merkez Bankasi, sadece “baskan”dan ibaret degildir… Rüstü Saraçoglu döneminde Merkez Bankasi’nda baskana benzer yeteneklere sahip, deneyime sahip, becerili, çaliskan, genç ve dinamik bir kadro birikimi olmustur.
Merkez Bankasi, bugün Ankara’da, “çagdas çizgide faaliyetini sürdüren” bir müessesedir.
***
Merkez Bankasi Baskani gibi kisiler, “-Ben o adami sevmedim… Hele o adam gitsin de… Yerine kim gelir ise gelsin… Sonra düsünürüz…” diyerek degistirilemez…
Bu tip görevlere “söz dinleme, istenileni yapma yeteneginden baska özelligi bulunmayanlar” getirilemez.
***
Eger Türkiye, bugünkü çizginin üzerine tirmanacak ise, kamunun tepe noktalarina getirilecek bürokratlar, bir öncekinden daha iyi tahsil görmüs, daha becerili, daha yetenekli kimseler olmalidir.
Sorumluluk tasiyan politikacilar “adam harcamadan önce”, harcayacaklari adamin yerine oturtacak daha iyi tahsil görmüs, daha becerili, daha yetenekli adayi bulmak zorundadir…
“Hele o gitsin de… Yerine kim gelir ise gelsin!..” diye adam harcaya, harcaya, iste bugünkü duruma geldik…
***
Merkez Bankasi Baskani’ni (kim olur ise olsun) Basbakan’dan izin alarak karisiyla kiziyla tatile gittigi Fransa’dan “firçalamak için” Türkiye’ye getirtmek, hiç bir politikaciya “kredi” saglamaz… Tersine Türkiye’nin dis dünyadaki “kredibilitesini” zedeler…
(Surada, ayakta durabilen ender müesseselerden biri olarak bir Merkez Bankamiz kalmisti… Onu da ezip geçmeyin… Yaziktir!…)

 

Sende yorum yap