Gerçekçi döviz kuru uygulamasına veya konvertibiliteye geçişten sonra diğer koruma tedbirlerinden vazgeçilebilir mi?

, , Sende yorum yap

Türkiye’deüretiminsadece”döviz kuru politikasiyla” korunmasi imkani bulunmamaktadir. Maliyetlerin tesekkülünde döviz fi yatina bagli olarak degisen girdi fiyatlarinin “zincirleme maliyet ar tirici etkisi” sadece döviz kuru aracinin kullanilmasi sansini kaldir maktadir.
Açik anlatimiyla, belli sanayi ürünlerindeki ortalama% 70 koru ma için kullanilan (gümrük vergi ve resimleri ile fonlari) kaldirip, ayni oranda döviz kurunu yükseltmek, korumada esit sonuçlar vere mez.
Bu nedenle Türkiye’de ithalat rejimleri, gümrük vergi, resim ve harçlari ile, ithal mallarina uygulanan “fonlar” en etkili koruma araç lari niteligini kazanmistir.
Son yillardaki degisiklikler ile Hazine ve Dis Ticaret Müstesarli gina “gümrük vergi oranlari ile fonlari % 50 oraninda degistirme” yetkisi taninmistir.
Hazine ve Disticaret Müstesarligi, sektör izleme, üretim birim lerinin durumlarini yakindan gözleme ve inceleme imkanlarindan yoksun bir kurulustur. Bu imkanlar sadece Devlet Planlama Tes kilatinda toplanmistir. DPT ile Müstesarligin isbirligi halinde hare ket etmemesi durumunda, bazi sektörlerde ve bazi üretim birim lerinde ciddi sorunlarin ortaya çikmasi sözkonusudur.
Koruma oranlari (gümrük vergisi ve fon miktari) tesbit edilirken, sadece (yurt içi fiyatlari ile yurt disi fiyatlari karsilastirmak) yeterli olmaz.
Ülkede mevcut üretim birimlerinin yapisinin, maliyetlerinin, ge lisme potansiyellerinin mutlaka dikkate alinmasi gerekir.
Aksi halde üretim birimlerinin kapanmasiyla sadece kaynak kay bina ugranilmaz, istihdam olanaklari da kademeli sekilde azalir.
Ithalatin cazip hale getirilmesi sonucu son yillarda üretimden ti carete bir kayma izlenmektedir. Üretim birimleri sahiplerinden kendi konularindaki ithalati üstlenebilenler, ithalat kâri ile ürerim birimi zararini dengeleme sansina kavusanlardir.
Bunu yapamiyan üretim birimlerinden ciddi sorunlarla karsila sanlar çogunluktadir.
Gereksiz ithalatin kisa vadeli borçlari artirici etkisi ve dis ticaret açiginin büyültücü etkisi gözden uzak tutulmamalidir.
Türkiye’nin uzun dönemde, iç ve dis pazarda yasama sansi olan üretim birimlerinin (gerçek rekabet gücüne ulasilincaya kadar) korunmaya devam etmesi kaçinilmaz bir zorunluluktur.
önemli olan, koruma oranlarinin (gerçekçi) biçimde tesbitidir.
Koruma oranlarinin gerçekçi olarak tesbitinden sonra yapilma si gereken, bu koruma oranlarinin (azaltilma takviminin) belirle nip, açiklanmasi ve uygulamada bu (takvime uyuma özen göste rilmesidir) .
Çünkü ancak bu durumda yeni üretim birimleri kurulur. Mev cut üretim birimleri kapasite artirimina gider.
Bu belli olmaz, (koruma oranlari) belli bir makamin (güncel ka rarlariyla), (istenilen gün azaltilip-artirilabilir ise) bu tip bir belirsiz lik ortaminda, hiçbir yerli veya yabanci mütesebbisin hiçbir sek törde (ciddi boyutlu yatinmlar) gerçeklestirmesi söz konusu olamaz.
Mevcut döviz birikimi tükeninceye kadar ithalat yapilir. Üretim birimleri üretimleri sürdüremiyecekleri için tükenecek döviz kay-naginin dengelenme sansi ortadan kalkar.
Döviz dengesi bozulunca ithalat (zorunlu olarak) kisilir. Fakat bu kere de üretim birimleri kapandigi veya yeni kapasiteler yara tilamadigi için ihraç edilecek mal bulmak bir yana, iç talebi karsila ma bile sorun teskil edebilir.
Yapilacak olan ne (gözü kapali) bir koruma uygulamasi ve ne günlük veya kisa dönemli gelismelere cevap veren) oynak koru ma uygulamasidir. Türk ekonomisinin bugünkü gücü (koruma nin tamamen kaldirilmasi)ni kaldiramiyacak kadar zayiftir,
Bütün bunlar dikkate-alinarak, ülke için- hayati ödenm tasiyan
(tarim ve sanayi kesimindeki) belli üretim birimlerinin durumlari degerlendirilerek, uzun dönemli (koruma politikalarinin) ve (ko ruma araçlarinin) belirlenmesi ve açiklanmasi zorumludur.
Ancak bu uygulama, mevcut üretim yapisi potansiyelini tam olarak degerlendirmeye imkan verir, kapasite artirici yeni yatirimlari tesvik eder.

 

Sende yorum yap