“Fırça” ile devlet yönetilebilir mi?

, , Sende yorum yap

Gazetelere yansiyan haberler dogru ise, Sayin Basbakanimiz önüne geleni “firça”liyormus…
ABD gezisinde Disisleri Bakanligi mensuplari “iyi firça” yemisler… ABD gezisi öncesi Almanya gezisinde de Büyükelçimiz ile Disisleri mensuplarinin degisik nedenlerle “firçalandigi” basina yansimisti…
***
Ben bu haberlere inanamiyorum… Herhalde bir yanlislik vardir. Çünkü,
(1) Kimsenin kimseyi firçalamaya hakki yoktur.
(2) Bir kamu görevlisi, hiçbir sekilde firçalanamaz. Amiri, kamu görevlisinin hata yaptigini belirler ise, belli usuller çerçevesinde cezalandirilmasini isteyebilir. Kamu görevlisi suçlu ise ceza görür, kamu görevinden uzaklastirilir.
***
Allah kimsenin basina böyle birsey getirmesin…
isin “fecaatine bakiniz…” …Basbakaninizin sizi “firçaladigini” düsününüz…Ne yapabilirsiniz?
(2) “Sayin Basbakanim. Sizin beni firçalamaniz dogru degil” diye akil mi verirsiniz?
(2) “Sayin Basbakanim bu yaptiklariniz sizin gibi tahsil görmüs, sizin gibi deneyimlerden geçmis, sizin gibi bir makama gelmis bir hanima yakismiyor” diye akil mi ögretirsiniz.
(3) “Sen beni firçalarsan, ben de seni firçalarim” diye kavga mi edersiniz.
(4) “Bu bir kamu görevlisine hakarettir” diyerek Basbakaninizi mahkemeye mi verirsiniz?
(5) Basbakan beni firçaladi diyerek yillarin birikimini kariyerinizi terk edip, “Hiç yoluna Niyazi” mi olursunuz?..
Çok ters bir durum…
Allah kimsenin basina böyle birsey getirmesin…
***
Türk devlet sisteminde bugüne kadar “firça” diye birsey yoktu… Insallah bundan sonra da olmaz…
***
Kamu görevlilerini firçalayan bir Basbakan firçaladigi görevlilerden ve de bu firça olayi duyulduktan sonra diger bürokratlardan yardim göremez.
Bu çok kötü birsey…
Benim yirmi yildir tanidigim, “hayran oldugum” Tansu Çiller, yumusak, kendine güveni olan, herseyi olan, dünyanin her türlü nimetini tattigi için hiçbir kompleksi kalmamis bir “tatli hanimdir.” Tahsil dersen var… Unvan dersen var… Makam dersen var… Güzellik dersen var… Hayranlik dersen var… Aile dersen var… iyi ve mükemmel ve de yakisikli bir es dersen var… iki aslan gibi evlat dersen var… Hem de erkek evlat… Ev dersen var, havuz dersen var, araba dersen var… Simdi de Basbakan olarak, iktidar partisinin Basbakan’) olarak “povver” var… Dünyanin en büyük ülkesinin en tepesindeki adama “Bili” diyebiliyor… Eeee… Bundan sonrasi ne? “Magrur olma Padisahim, senden büyük Allah var…” iste o kadar…
Böyie bir çerçevede, “Yirmi yildir kendisine hayran oldugum” bu tatli hanim (Basbakan oldugu için “fistik” diyemiyorum) neden hirçinlassin? Bir türlü anlayamiyorum…
Herhalde firça haberlerinin tamami “hatali-yanlis” haberlerdir…
Hele hele, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayinlanan “Ankara Cumhuriyet Bürosu” kaynakli haberin dogruluguna (eski bir bürokrat olarak ve uzun yillar Yüksek Planlama Kurulu toplantilarina görevli katilan bir kamu görevlisi olarak) hiç mi hiç, inanamadim… Bugüne kadar bu haberin “yalanlanmasini bekledim”… Bugüne kadar yalanlanmadi… Herhalde “yakinda” yalanlanir… Çünkü böyle birsey olamaz…
Bakiniz Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu’nun “inanilma-
yacak haberi” nasil:
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)- Yüksek Planlama Kurulu toplantilarinin son gününde Basbakan Tansu Çiller’in, “Sinirlenerek bürokratlari azarlamasina yol açan” bir “bugday krizi” yasandigi ögrenildi. Krize Çiller’in tütünle bugday alimi politikalarini birbirine karistirmasinin yol açtigi yorumlari yapiliyor.
Basbakan Tansu Çiller’in, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin hesaplarinin görüsülmesi sirasinda, ofisin Merkez Bankasi’ndan kullandigi 20 trilyon liralik reeskont kredilerini hâlâ geri ödemedigini ögrenince, Genel Müdür Timuçin Turan’a sinirlenerek, “Biz çocuklarimiza egitim için para bulamazken, siz nasil 20 trilyon lira borçlaniliniz? Bu borcu nasil ödeyeceksiniz? Ne diye Tûrkl cumhuriyetlere reeksport yapiyorsunuz” diye sordugu, genel müdürün bu islemlerin hükümetin istegi üzerine yapildigini ve ofisin 24 trilyon lira alacagi oldugunu animsatmasi üzerine de Çiller’in sinirli tavrini terk ettigi kaydedildi.
Çiller sözü destekleme alimlarina da getirerek, “Bugday üreticisini yüksek fiyatla destekleyecegimize, tesvikleri direkt çiftçiye verelim” dedi.
Çiller’in bu sözlerine üzerine YPK salonunda “derin bir sessizligin” hakim oldugu ve bürokratlarin saskinlikla birbirlerine baktiklari kaydedildi.
TMO Genel Müdürü Turan, Çiller’e destekleme alimlarinin nasil gerçeklestigini anlatarak üreticiye direkt para vermenin sikintilar doguracagini aktardi. Turan bu sekilde ödeme yapilirsa, Türkiye’nin bugday üretiminin kagit üzerinde bir yil içinde 2’ye katlanacagini belirterek, önerinin sakincalarina dikkat çekti. Turan’-in, “Böyle bir uygulamaya ille gidilmek isteniyorsa, çiftçinin bugdayini ofisin ambarlarina “emaneten” teslim edilmesi saglansin. Çiftçiye bir sertifika verilerek emanet teminata baglansin. Çiftçinin ürettigi bugday böylece kesin bir sekilde belirlenir. Daha sonra çiftçi bugdayini istedigi yere satsin. Biz üreticiye destekleme fiyatini verelim. Çiftçinin sertifikasini kim getirirse bugdayi alir götürür. Destekleme uygulamasi da böylece sahibini bulur” diye konustugu ögrenildi.
Çiller’in, açiklamanin ardindan yatistigini ve toplantida Çiller’in önerisine benzer bir destekleme politikasinin tütünde uygulanmasi için karar alindigini animsatan kaynaklar, “Sayin Çiller herhalde tütün ile bugdayi birbirine karistirdi”yorumunu yaptilar. Turan’in bu konunun ardindan, reeskport islemlerini açikladigi ve bu islemlerin hükümetin istegi üzerine yapildigini Çiller’e aktardigi ögrenildi. Çiller’in islemlerin kendi istegi üzerine gerçeklestirildigini duyunca sinirli tavrini terk ettigi ve sakinlestigi ögrenildi.
***
Mesele “Bagciyi dövmek degil, üzüm yemektir…” Bu söz hem Sayin Basbakan için geçerli, hem bizler için… Basbakanimiz sinirlenir, ona buna “firça” atar ise, devlet isleri yürümez… Devlet isleri yürümeyince Türkiye’de her is kötüye gider…

 

Sende yorum yap