Faizsiz Banka: Faisal Finans Kurumu

, , Sende yorum yap

Dünya bankacilarinin izledigi taninmis yayin organi “The Banker” isimli aylik derginin Subat sayisinda Türkiye’deki bankacilik kesimindeki ge lismeler anlatilirken, su habere yer verilmektedir.
1984yilinda Hükümet 2 büyük Suudi kökenli lsian< Bankasi 'nin Türk iye'de "Özel Finans Kurumu" kurmalarina müsaade etmistir. Bunlar dan biri "Al Baraka" digeri ise Faisal Finans K u mm udu r. Mani Bankaciligi laik Türkiye'de gelecekle ne vapabilir? Bunu hiç kimse kesin olarak bilmemektedir. Finans kurumlarinin sermayeleri nisheten küçüktür (13 milyon ABD Dolari). Bu kuruluslarin faaliyetlerinden biri gelir ortakligi sertifikasi uy gulamasidir. Böylece Islamiyet'le yasak olan faiz gelirinden kaçinma im kanini yaratmaktadir. Her iki kurulusun uzun dönemde potansiyelleri Turkive nin Orta-Dogii ülkeleri ile ticaretinin anmasina baglidir. Bu haberde adi geçen Faisal Finans Kurumunun Yönetim Kurulu Bas kani ve Murahhas Azasi Salih Özcan. 23 Mart 1985 tarihinde Tercü man Gazetesi'nde Taylan Sorgun ile konusmasinda faizsiz banka fikrini ve ne yapacaklarini söyle anlatiyor: Faizsiz bankacilik modeli görüsünü H itler döneminde Alman iktisat çilar ortaya altilar. Bunlarin görüsleri söyle idi: "Faizi kaldirirsak ikti sadiyatimiz sagliga kavusur. " Bu görüsün karsisindaki görüs ise yüksek faiz idi, fakat neticede Alman iktisatçilarinin model fikri galip geldi ve bilindigi gibi A iman iktisadi hayatinda bir kalkinma görüldü. Karsi fik ri, yani faiz modelini savunan iktisatçilar arasinda Musevi asilli/ar ço gunluklaydi. A/manya'da o dönemde faiz miktari yüzde yarima kadar düstü Çok iyi bir iklisad tahsili yapmis olan Ahmed-ül Neccar ikinci Dünya Savasi sonrasinda yaptigi bir etüd sonucunda bu görüsünü Misir 'da tat bikata koydu. Biliyorsunuz Islam 'da faiz haramdir. Neccar bu görüsten de faydalanarak Misir'da küçük bir kasabada bir banka kurdu. Banka kisa zamanda gelisti ve diger bankalar bundan rahatsiz oldular. O tarih lerde Nasir'in devletçilik fikri agir basligindan banka devletlestirilmisti. Bu, Dünya islam Birligi'nin kurulusu sirasinda genis bir sekilde gün deme geldi. Bu birligin öncüsü de Kral Faysal'di. Hadisede suradan çik ti: Nasir Arap milliyetçiligi fikrini savunuyordu. Kral Faysal ise islam dayanismasi fikrini ortaya koymustu ki, islâm Birligi de bu fikirden dogdu. I96S yilinda yapilan Büyük Kongre'de ise bir müsterek islâm pazari ve islâm devletlerini finanse edebilecek faizsiz bir banka sistemi gelistiril mesi kararlastirildi. islâm Müsterek Pazari, Islâm Bankasi ve benzeri kuruluslarla ilgili ilk konusmalarimiz rahmetli Kral Faysal'm evinde kendilerini ziyaret emi gimiz zaman olmustu. Bu görüsmede islâm dünyasinin önemli isimleri de vardi. Buradaki teshillerimizden sonra kongre baskanligina bir takrir verdik ve kongre tekliflerimizi ittifakla kabul etti. Böylece banka hayata girdi. Karardan sonra merhum Faysal, Ahmed-ül-Neccar'i çagirdi ve ken disine bankanin kurulmasi görevini verdi. Bankaya bütün islâm devlet leri ortak olacak ve Islâm dinarini esas alan para birimi hazirlanacakti. Türkiye bu bankaya IS milyon islâm dinari ile ortak oldu. islâm para birimi isletilemedi. Bunun birçok sebebi vardi. Temel se bep ise islâm devletleri arasinda istenilen sekilde bir birlik saglanama inasina dayaniyor. Islâm devletleri iktisadi bakimdan köklü bir dayanis mayi ve Islâm Müsterek Pazari'ni ortaya koyabilselerdi bu para birimi de yerlesirdi ki o zaman tslâin devletleri bugünkü mali sikintilari çek mezlerdi. Benim bir idealim vardi ki, o da Türkiye ile Islâm ülkeleri arasinda bir köprü kurulmasaydi. Islâm ülkelerine her gittigim zaman onlara pa ralarini Türkiye'de kullanmalarini, Türkiye'de yatirim yapmalarinin lü zumunu anlattim. Fakat onlar hep tereddüt içindeydiler. 12 Eylül son rasi 1981 yilinda Muhammed bin Faysal buraya geldi ve kendisi ile gö rüstüm, sunlari söyledim. "Babanizin bir ideali vardi, Türkiye sizinde ikinci memleketiniz sayilir çünkü anneniz Türk. Türkiye'de neden bir ban ka kurmuyorsunuz?" Bu konu üzerinde konusmalarimiz devam etti ve nihayet bildiginiz gibi bankanin k.-.irulus çalismalarina basladik ve bunu gerçeklestirdik. Biz bankayi kurmaya karar verdigimizde Sayin Bülend Ulusu Pasa bas bakandi. Onunla görüstük, ki o toplantida Osman Siklarda bulunuyor du. Sayin Bülend, Ulusu böyle bir bankanin lüzumuna inaniyordu. Yine o tarihlerde basbakan yardimcisi da Sayin Turgut özal'di. Ilk temasla rimiz böyle basladi ve gelisti, daha sonraki dönemde ise Bankalar Kanu :nu 'ndaki ilgili gO'inci maddeye bir f irka eklenerek bize bu yolun açilma si saglandi. Biz ana sermayeyi çok büyük tutmak istedik. O zaman bize gelen pa ranin hemen Türk para sina çevrilmesi icap ettigi söylendi, öncelikle bu ise böyle baslayacagimiz ve daha sonra dolari sermaye olarak kullanabi lecegimiz ifade edildi. Fakat muameleler uzun sürecekti ve TL. de deger kaybediyordu. Eger biz baslangiçta çok büyük miktarda dolarla ise gir seydik para asinacak ve getirdigimiz para deger kaybedecek ve sermaye kendiliginden zayiflayacakti. Onun için öncelikle 5 milyar lira ile ise bas ladik. Simdi ise çok yakin zamanda bunu artiracagiz, bütün tslâm ülke terinden genis teklifler aliyoruz. Bizde esas, kâra ve zarara ortak olmak, Söyle diyelim; Meselâ siz bir tesis alacaksiniz fakat paraniz yok. Bize müracaat edeceksiniz, biz sizin hakkinizda bir tetkikat yapacagiz, o tetkikatimizmüsbet netice verirse siz gidip disardan bir inakina alacaksiniz. Dünyanin neresinden alirsa niz alin, bize fizibilite raporunu getireceksiniz. Orada iki durum karsiniza çikacak, ya siz bize bunun parasini belli bir dönemde ödeyeceginizi taahhüt edeceksiniz, yahut biz satin alip bu nu size kiraya verecegiz. Tabii bunun detaylari da var. Bir baska husus su: Diyelim ki bir imalât yapmak isliyorsunuz. Paraniz yok. Bize gele ceksiniz, konusacagiz, bunu bizim destegimizle yapip piyasaya sürecek siniz. Biz size diyecegiz ki, bundan elde edilen kârin su kadari sizin su kadari bankanin. Diyelim ki, basarili olamadiniz, o zamanda da sizin emeginiz bizim paramiz gitmis olacak. Biz iki türlü mevduat kabul ediyoruz. Bunlardan birisi emanet-usülü yani sizden ne faiz aliriz ne de faiz öderiz. Yani paraniz emanet olarak bizde kalir, ikinci husus su: Kâra ortak olmak. Paraniz o günden itiba ren kompütüre girer, bankanin her isleminde ne kadar kâr veya zarar edilirse paraniza da o hisse düser. Diyelim paranizi bir sene için koydu nuz. Bizde kârlar günlük olarak hesap edilir. Bir sene sonunda banka ne kadar kâr ettiyse ve bu kârdan paraniz nisbetinde size ne düsüyorsa, o kârinizi alirsiniz. Hakikaten Türkiye muazzam bir memleket. Fa kat bir noksanimiz var, tazepara. iste o taze para, kan geldigi zaman Türkiye'nin yapamayaca gi hiçbir sey yok ve olamaz da. iste maksat, /s/âm alemindeki kani bura ya aktarmak. Ben de bu taze kani Türkiye'ye getirmeyi düsündüm. Bu kant önce on sektöre bölecegiz. Bunlar söyle siralanabilir: Entegre olan zirai yatirimlar, sanayi, meyvacilik, konservecilik, madencilik, pamuk.. Ki pamugumuz çok önemli fakat onu A ET'ye baglamisiz. A vrupa lütfe derse lamam, yoksa. yok. Halbuki simdi pazarimiz var, o da bizim ban kanin pazari Meselâ Afrika önemli bir pazar. Nisan basinda Nijerya' dan önemli 60 isadami gelecek. Bunlar igneden ipliklerini A vrupa 'dan aliyorlar. Fakat onlara Türkiye'den mal satacagiz. Onlara her istedikle rini A vrupa 'dan ucuza verecegiz. Sudan, Misir, Nijerya ve çok sayida Afrika ülkesi benim pazarim. Alin, Dakar, Senegal, Güney Asya... Bu sene ben 500 milyon dolar getirecegim, bu 500 milyon dolar Türk iye'deki sanayiye yatirilacak. Diyelim ki entegre sanayeye ortak olaca giz O, is gücünü ben de sermayemi koyacagim. Bakin, serbest bölgeler ile bizim için büyük imkan. Oralarda meyva ve sebze paketleyip islâm alemine sevkedecegim. Yi ne sanayi mamulleri için ayni yolu kullanacagim. Bazi çalisamayan sa nayi kollarimiz var, on/ara da ortak olup çalistiracagiz. Bes yil sonra da çok agir ve çok uzun vade/i yatirimlara geçecegiz. Bu bes y il içindeki ya lirimlarin mahsulünü devlet ve halk görünce o zaman baska islerimiz de olacak. Önce sunu gösterecegiz; Sizinle bir is yapmissak ve basarama mtssaniz, ben sizin malinizi, mülkünüzü salip parami kurtarmak yoluna girmeyecegim. Yani aglarsam da beraber, gülersem de beraber. Hayirda ve serde beraber olmak. Türkiye bizi bir kere böyle görsün. Arkasindan petrol islerine girecegim. Bunlar için yatirimlar yapilacak re bu is petrol aramaya kadar sarkacak. Dünyanin en büyük petrol ara ma teskilatlari Türkiye'ye getirilecek. Orada da kazanirsak kazaniriz, ka zanamazsak paramiz burada kalir. Salih Özcan'in açiklamalarinin bu kadar genis olarak aktarilmasinin özel bir nedeni vardir. Faizsiz bankacilik. Türkiye için yeni bir konudur. Kamu oyunda yaygin kanaat "bu tip bankaciligin" tamamen Islami inançlardan kaynaklandigidir. Halbuki Salih Özcan "faizsiz bankacilik" uygulamasinin "Hitler döneminde Alman iktisatçilar" tarafindan öne atilan fikirlere dayali olarak gelistigini açiklamaktadir. Salih Özcan'in açiklamalarinin diger ilginç bir yani. mevduat ve kredi konularinda nasil çalisacaklari konusunda yaptigi açiklamalardir. Nihayet, kisa dönemde Türk ekonomisine aktarabilecekleri kaynaklara iliskin açiklamalar önem tasimaktadir, berbe piyasa ekonomisi arayisi içinde, yabanci bankalara genis kob; liklar saglanan dönemde, "faizsiz bankalara"da izin vermek. Hükümetin en isabeti kararlarindan biri olmustur. Ekonomiye pahali faturalar yükletmemeleri için gözetim ve denetim ko nusunda dikkatli davranmak sartiyla, bu tip "iddiali kuruluslara", kendile rini gösterme sansi tanimak, belli kisi ve kesimlerde ki ".icaba su da bir de nense idi" tereddütlerinin silinmesine imkan verir. Faisal FinansKurulusu'nun en yetkili sorumlusu, amaçlarini, çalisina il kelerini ve hedeflerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek sekilde açiklikla ortaya koymaktadir. Türkiye'nin iyiligini isteyen herkesin temennisi Faisal Finans Kurumu ve benzerlerinin basarili olmasidir.

 

Sende yorum yap