Durumu kurtarmak

, , Sende yorum yap

Yeni bir “kurtarma” dönemi basliyor. Bu konuda hazirlanan mevzuatin amaci, “ekonomiyi kurtarmanin ötesinde”, “durumu kurtarmak” oldugu anlasiliyor. Çünkü:
(1) Devlet acaba “neyi kurtaracak?”. Kötü duruma düsen mütesebbisi mi, belli bir sinai tesebbüsü veya hizmet kurulusunu mu, yoksa ‘sirketler topluluklarini” (veya holding sirketleri) mi? Bu konuda açiklik yoktur. Baska ülkelerde de “ekonomi için yari büyük olan, istihdam ve üretim açisindan yasamalari gereken bir tesebbüsün kurtarildigi görülmüstür.”
Dikkat edilir ise burada söz konusu olan “üretim veya hizmet kurulusudur”. Herhangi bir mütesebbis, veya o mütesebbisin sirketler toplulugu degildir.
(2) Yasamasi “gereken”, ekonomik ve sosyal açilardan “kapanmalari ülke yaraRIna görülmeyen” kuruluslar kurtarilir. Her durumu bozulan firma kurtarilamaz.
(3) Bankalara borcunu ödeyemeyen her firmanin kurtarilmasi, ne bankalar ve ne de ekonomi bakimindan dogrudur. Kurulus yeri, teknoloji seçimindeki yanlisliklar, ürününün pazarinin bulunmamasi gibi temel sorunlarin mevcuduyeti halinde ne yapilirsa yapilsin, ne kadar para harcanirsa harcansin bazi kuruluslarin kurtarilmasi mümkün olamaz.
Bu gibi firmalara “kurtarma ümidiyle” ek kaynak tahsisi ekonomik bakimdan hatali bir yaklasim olur.
(4) Serbest piyasa ekonomisinin fazileti “yasama gücü, rekabet gücü olan kuruluslarin yasamasi, gelismesidir”. Serbest piyasa kurallarinin tasfiyeye ittigi “sagliksiz” her kurulusu, “mutlaka yasatmaya çalismak” hatalidir. Herseyin ötesinde “imkansizdir.”
(5) Hükümetin ülke yararini düsünerek, ekonomik büyüklügü olan, faaliyetini tatil etmesinden ülke ekonomisinin ve sosyal yapisinin büyük ölçüde etkilenecegi bir veya birkaç kurulusun faaliyetinin aksamamasi için özel tedbirler almasi dogaldir.
Fakat, “batacak durumdaki her kurulusun durumunu inceleyip, su kurtulsun, bu kurtulmasin” yetkisini yaygin biçimde kullanmak, Hükümetin icraati üzerinde süphelerin dogmasina neden olur.
(6) Finansman sikintisina düsen kurulusun “kurucusu veya çogunluk payina veya önemli bölümüne sahip hissedari durumundaki” kisi, kurulus veya holdingin, mali gücünün bulunmasi halinde “kurtarma operasyonunun” sözkonusu olamamasi gerekir.
Mali gücü bulunan kisi kurulus veya holdingler, finansman güçlügüne ugrayan sirketlerinin faturalarini “sorumluluk ortaklik payi ile sinirlidir gerekçesi ile” bankalara yüklerler ise, hatali yatirim kararlarinin veya hatali yönetimin faturasini, halk ödemis olur.
Bu gibi kisi, kurulus veya holdingler, “kârli yatirimlarina fon akitmaya devam eder, bu yatirimlarin sermaye paylarini ve kârlarini özenle ellerinde tutar iken” basarisiz kuruluslarini “ortada birakirlar ise” bu çeliski ciddi yaralar açar.
(7) Finansman sıkıntısına düsen kuruluslardan alacakli bankalardan, alacagini “güçlü teminata baglamis” olanlar ile, hiç bir teminat almadan bu kurulusa kredi veren bankalari ayni sandalyeye oturtmak, hukuk düzeniyle çelisir.
(8) Yeni sermaye düzeninde birden fazla bankanin toplam sermayenin % 51 inden fazlasina, örnegin % 55 ine sahip olmasi, sirketi kurtarilmaya muhtaç duruma getiren ortaklarin payinin % 45’de kalmasi, bankalarin tamami açisindan ciddi bir güvence teskil edemez. Eski ortaklarin % 6 dolayinda pay sahibi bir banka ile birlikte hareket etmeleri halinde tekrar çogunluk hakimiyeti kurmalari mümkün olabilir.
(9) Düsünen, doguran, yönetimde tecrübe kazanan ortaklarin basariya ulastiramadiklari isletmelerin, konuya tamamen yabanci bankalarca düstükleri çukurdan çikarilip, basariya ulastirilmalari çok güçtür.
Iste bunun içindir ki, yeni mevzuat “durumu kurtarmak”dan baska ise yaramiyacaktir.

 

Sende yorum yap