Destekleme politikasında geriye dönüş

, , Sende yorum yap

1994 krizinden çikmak için yapabileceginiz 3 sey var:
{1) KIT açigini kapatacaksiniz. Bunun için KIT’lerin bir kismini özellestirecek, öbür kismini verimli hale getireceksiniz.
(2) Maas ve ücretleri donduracaksiniz. Nisbi olarak ücretli kesimin reel gelirini düsüreceksiniz.
{3) Tarim kssimindekilere akitilan parayi keseceksiniz:
Destekleme alimlarini sinirlayacaksiniz.
(4) Bir süre kamu yatirimlarini durduracaksiniz.
Hükümet 5 Nisan kararlarini açiklarken bunlan yapacagini söyledi. Bugüne kadar KIT’ter konusu hariç, diger üç konuda sözünü tuttu:
Derken, bir de ne görelim: Tarim ürünleri destekleme politikasinda da eskiye dönülmüyor mu?
5 Nisan kararlarinda ve IMF’ye veren niyet mektubunda sadece 3 tarim ürünü (hububat, tütün ve sekerpancari) disinda destekleme aliminin yapilmayacagi sözü verilmis iken, destekleme alimlari kapsami genisletildi. Destekleme alimlarinda cömert fiyat artislari açiklandi.
Osman S.Arolat, bu politika degisikligini “bir erken seçim kararinin isareti “olarak degerlendiriyor.
Bu politika degisikligi küçümsenecek bir degisiklik degildir. Çünkü bunu yapan hükümet, memur, isçi ve emekli maas ve ücretlerindeki polikasinda israr edemez. Tarim ürünleri fiyatlarindakine benzer biçimde yüzde 100’ü asacak artislara “evet” demek zorunda kalir. Iste o zaman, bugüne kadar ödenen faturalar bosa gider. Sil bastan… Eskiye döneriz.
***
Desteklemenin faturasini, Levent Akbay dünkü DÜNYA Gazetesi’nde 70 trilyon lira olarak açikliyor. Geçen yl 43.3 trilyon lira olarak faturadaki büyük artisa isaret ediyor.
Unutmayiniz, bu rakam, tarim ürünlerine, teslim aninda ödenen paranin toplamidir.
Gerçekte desteklemenin yükü bu rakamin çok üzerindedir. Çünkü, herseyden önce “destekleme sistemi” diye bir sistem var.
– Depolar yapilmis, kiralaniyor. Bu isin sorumlusu memurlar var, isçiler çalisiyor. Koskocaman teskilatlar isliyor. Otomobiller, kamyonlar, is makineleri çalisiyor. Bunlarin yatirimi var, isletme gideri var, maasi var, ücreti var.
– Alinan mallar depolarda saklaniyor. Bir kismi çürüyor. Bir kismi yakiliyor. Bir kismi denize dökülüyor.
– Alinan mallarin pek azi satilabiliyor.
– Bu islemler için bankalardan krediler aliniyor , faizler ödeniyor.
Açik anlatimiyla 70 trilyonluk alim bedelinin üzerine en az 700 trilyon lira daha ekleniyor.
Devlet mali satin almakla kurtulamiyor….Esas dert daha sonra basliyor.
***
Üretici feryat ediyor:
– Devlet bizi tüccara muhtaç etmesin. Tüccarin elinden kurtarsin.
Politikaci beyanat veriyor:
– Köylümüzü çfftçimizi tüccara muhtaç etmeyecegiz. Tüccarin elinden kurtaracagiz.
Tüccar kim?
Tüccar serbest piyasa sisteminin temel çarki. Tüccar bizim mali neden almaz? (1) Kalitesi kötüdür. (2) Fiyati pahalidir. (3) Pazari yoktur.
Tüccar bir mali almiyor ise, o malin üretimi hatalidir. Yanlis bir kaynak kullanimi sözkonusudur.
Dedlet, kalitesi kötü, fiyati pahali, pazati olmayan tarim ürünlerini destekleme alimi adi altinda topladigi sürece ülkede tarimsat gelisme saglanamaz. Topraklarin hatali kullanimi sürer gider.
Ve de “serbest piyasa ekonomisi denilen sey” islemez… Bu ne biçim serbest piyasa ekonomisi ki, Ankara’da politikacilar, masa basinda, hangi ürünün kaç para edecegine karar veriyor. Bu fiyatla miktarina, kalitesine, bakmadan
ne getirilir ise, alinip, depolaniyor.
“Köylümüzün alin terini degerlendirmeliyiz. Her ülkede tarim kesimi destekleniyor. Çiftçiye giden üç kurusa göz dikmeyin… ucuz edebiyat ile, ülke tarimi batiriliyor. Kimse bir sey yapamiyor. Sadece tarim batsa iyi… Tarimi batirmak için de Hazine batiriliyor. “Bir o yandan, bir bu yandan” iste böylece sürünüp gidiyoruz.

 

Sende yorum yap