DEMOKRASİ KORKUSU” İÇİNDE “DSP”NİN OLUŞUMU

, , Sende yorum yap

Hasan Cemal’in 12 Eylül Günlügü’nün birinci kitabi olan Tank Sesiyle tlyanmak büyük ilgi gördü. Kisa sürede bes baskisi yapildi. 12 Eylül Günlügü’nün ikinci kitabi Demokrasi Korkusu Agustos ayi içinde çikti. Bir ayda iki basimi yapildi. 1982 Yili Temmuz ayi ile 1985 Yili Eylül.ayi arasindaki olaylarin perde arkasini veren ve “Demokrasi Korkusu” basligi altinda toplanan notlar, Türkiye’de olup bitenleri “daha iyi anlama, daha iyi degerlendirme” sansi veriyor.
Hasan Cemal’in günlüklerindeki “gözlemler”, Türkiye’de basari çizgisini asabilen bir gazetecinin “olaylari izleme ve degerlendirme yetenegini” sergiliyor.
içinde bulundugumuz “ara seçim” ortaminda, “Demokratik Sol Parti”nin sürdürdügü “çabâlarin” “nedenini ve de hedefini” anlamak, bu çabalarin ardindaki liderin “kamu oyunda açiklikla bilinmeyen görüslerini ögrenmek” isteyenler için “Demokrasi Korkusu” isimli kitapda yer alan Hasan Cemal’in notlarini okumalari tavsiye olunur.
10 Kasim 1982 tarihinde Ecevit hasipten çiktiktan sonra, kendisini Oran’daki evinde ziyarete gelen CHP Genel Yönetim Kurulu üyelerine sunlari söylüyor: Eski liderler ise yarar, eski kadrolar ise yaramaz…
Kapatilan partilere çalisina imkani verilmeyecek. Eski partileri diriltmek mümkün degil, özellikle CHP için mümkün degil. Digerleri için belki. Eski kosullara göre eski kadrolar harekete geçecek zannediliyor. Bunu gerçekçi bulmuyorum. Partinin üst düzey kadrolari bunun farkinda degil. CHP bir süreçten, -tarihten gelmistir. Böyle bir partide eskilerle bir yere varilamaz. Yeni kadrolar kurmak lazimdir.
Partiler kapatildi. Koca CHP’ye sahip çikan olmadi. Ne siyasi mücadele ne de hukuki mücadele yapildi.
CHP ne kadar kötü bir parti imis de, basta Ecevit olmak üzere kimsenin bundan haberi yokmus…
CHP bir burjuva partisiydi, sosyal demokrat harekete oturmamisti. Demokratik sol, yüzeyde kalmisti. Ben Genel Sekreter olarak da, Genel Baskan olarak da çok ugrastim. Ancak çizgisini degistirebildik, yapisini degistiremedik. Devlet partisi idi, burjuva partisi olarak devam etti. Eski A P de, eski MSP de tabandan örgütlenmislerdir. Biz halk içinde örgütlenmedik. Ocaklar kapanmamis olsaydi, belki biz de halk içinde örgütlenme yoluna girebilirdik.
örgütte demokratik sol olma yolunda bir egilim görmüyorum. Ayni parti kurulsa, alinacak en iyi netice 1977’de aldigimiz netice olur. iki yil sonra da 1977 neticesine döneriz. Her sey eskisi gibi olsa, eski CHP binasi, parasi, otobüsü ve kadrosu ile hazir bekliyor olsa, benim için heyecan verici degil. Simdi kendimi serbest hissediyorum. Sanki elimdeki, ayagimdaki zincirler kopmus gibi rahatladim.
CHP Baskaninin, CHP’lilerden kurtulmus olmakdan duydugu sevinç…
, Ben solculugu ciddiye alirim… Beni, bir sosyal demokrat olarak toplumda ilgilendiren sosyal demokrat yapilanmanin olusturulmasidir. Sosyal demokrat hareketin kültürü bu topraklarda vardir. Bu harekete geçirilirse oylarin yüzde 60’i alinarak iktidara gelinir. Ama bu zaman alici bir çalisma gerektirir, emek ister. Tabanda bu tür bir örgütlenme bes yilda mi, on yilda mi olur, bilemem. Siyaset yasagi beni böyle düsünmeye itiyor.
Ben, politikayi toplumsal örgütlenme yapanlarla yapacagim. Ben bu isi biraz da zevk için yapiyorum.
Toplumsal örgütlenme olursa, sosyal demokrat hareket, geçmiste CHP içinde sorun yaratanlardan da kurtulmus olacaktir. Ciddi sosyal demokrat hareketi birakalim, serbestçe olussun. Benim bu düsüncelerimi içlerine sindirenler benimle beraber olurlar. Aksi halde herkes istedigi siyaseti izlemekte serbesttir. .., ,Hasan Cemal’in degerlendirmesi….
Hasan Cemal Ecevit’in bu sözleri karsisinda, su degerlendirmeyi yapiyor:
Türkiye gibi insan malzemesinin son derece kit oldugu ve özellikle tabanda politika yapmaya merakli olanlarinin sayisi ile onlarin niteliklerinin hayli sinirli oldugu bir ülkede “yepyeni” kadrolar bularak, “toplumsal örgütlenme”yeyönelmek ne ölçüde gerçekçidir, dogrusu bilemiyorum.
Ecevit, eski CHP’yi ve onun tepe kadrolarini istemiyor, anladik; ama “yeni” bulacaklari ne olabilir merak ediyorum.
Hasan Cemal 24 Kasim 1982 Çarsamba günü Ecevit’i Oran’daki evinde ziyaret ediyor. Bu ziyarette Ecevit’in açiklamalari, Hasan Ce-mal’in (- yeni bulabilecekleri ne olabilir?) merakini giderecek yönde. Konusmayi Hasan Cemal söyle anlatiyor:
Sinirli görünüyordu.
Bize Dunhill sigarasi tuttu, kendisi de yaktibir tane.
Söylediklerini satir baslariyla söyle özetleyebilirim:
1) Kendiliginden, tabandan yükselen bir örgütlenme gerekli. Sendikalar, dernekler, vakiflar, kooperatifler… Ekonomik çikarlarini kovalayan örgütlerin tabandan yükselmesi… Ve bir asamada, bir noktada bu tabandan gelen hareketin siyasal nitelige kavusmasi, yani partilesmesi…
2) Bugüne kadarki parti örgütlenmeleri öyle olmadi. Hep tepeden asagiya inmek istedi. “CHP gibi bir sosyal demokrat parti olur mu?” Köksüz oluyor; kapatiliyor ve ses seda çikmiyor.
“Bir de bana açilan davalara gösterilen ilgi sorunu Var. Bana açilan davalar kisiligimle ilgili degildir. Atatürk’ün partisi kapatildi, demokrasi askiya alindi. Ben bunlara karsi tavir aldigim için mahkeme ediliyorum. Mahkeme salonu tenha. Disarda kimse yok. Hapishane önüne on bin kisi gelmis olsaydi, durum baska türlü gelisirdi.,,
3) Düsünün CHP’yi 67 U baskaninin sadece 2 ‘si son dönemde isçi kökenli idi; biri Zonguldak, digeri Kayseri. “Kayseri ti Baskani öldürülünce ben israr ettim de atamayla getirmistik…”
5) “Bu tür örgütlenmenin en çarpici örnegi Polonya”daki Dayanisma… Ve dogal liderlerin, hareketin içinden çikan liderlerin en çarpici örnegi de Walesa…,,
Ve bir gün Gdansk’da tersanede hareket, kaynasma… Ve sokaktan geçen bir insanin hareketin basina geçmesi… Yine baslangiçta siyasi olmayan bir örgütlenme örnegi: KOR… Sonradan her seyi Dayanisma’ya birakmasi… Ekonomik nitelikte bir hareketin, bir asamada, siyasal nitelik kazanmasinin çarpici örnegi: Dayanisma… (ilginçtir, Ecevit sürekli olarak “Dayanisma”yi vurguladi).
6) Ecevit’e göre iskandinav ülkelerinde oldugu gibi “Dayanisma” hareketi de “partisiz” baslamisti. Ben bu arada, ‘ ‘bir parti hareketi ile asagidan gelen ekonomik nitelikte bir hareketin bir noktada kesismesi”nden söz ettim.
Hata etmisiz.
Ecevit, “Benimsöyledigim ile sizinki arasinda bir nüans var. Kesisme degil, nitelik degisimi” karsiligini verdi. 7) Tabandan, kooperatifle, dernekle, sendikayla yepyeni bir örgütlenme. ..
Sonuç: 1980 yilindan buyana kooperatifler, dernekler, sendikalar “siyasi çekismelerin” disina çekilmis ve disinda kalmislardir.
Demek ki, DSP’nin basarisi için ilk arayis, kooperatifleri, dernekleri ve sendikalari önce politikanin içine çekmek, sonra bunlarda DSP yanlilarinin yönetime gelmelerini saglamak olacaktir.
Bunlari ve baska “ilginç – heyecan verici – dehset ve vahset sahneleriyle dolu olaylari – 36 kisim tekmili birden görmek/ögrenmek” ve de böylece Türkiye’de politika sahnesindeki oyunculari tanimak isteyenler için Hasan Cemal’in 12 Eylül Günlükleri tavsiye olunur.

 

Sende yorum yap