Demoklesin kılıcı bankaların tepesinde

, , Sende yorum yap

28 Mayis 1986 günü TBMM’de “iftarla sahur arasinda” kanun haline gelen öneri ve tasarilardan biri ile “bankalara hükümet denetimi” getirildigi gazetelerde_yazildi.
Bankalara hükümet denetimi getirilmesi, “ne kadar masum ve ne kadar tenkit edilemeyecek” bir davranistir. Hükümetin bankalari denetlemesinden daha tabii bir sey olamaz.
Ama nasil? Acaba TBMM’nde kanunlasan teklif ne getiriyor?
Bankalar Kanununda bundan önce yapilan degisiklikte, 63’üncü madde ile Hükümete bankalara denetçi atama yetkisi getirilmis, 64’üncü madde ile de “Mali Bünyeleri” zayif duruma düsen bankalara Hükümetin müdahale hakkinin sinirlari belirlenmistir.
Bundan önceki degisiklige göre adi geçen maddeler su sekli almistir:
“Idâri Denetim”
Madde 63. Mevduat toplayan bütün bankalara Bakanlik bir denetçi atayabilir. Bu denetçi, bu kanunun ve Türk Ticaret Kanununun hükümlerine göre denetim yapar.
Mali Bünyenin Güçlendirilmesi
Madde 64. Denetleme sonucu, bir bankanin mali bünyesinin ciddi bir sekilde zayiflamakta oldugunun tesbit edilmesi halinde, Bakanlik uygun bir süre vererek, banka yönetim kurulundan belli tedbirler alinmasini isteyebilir.
Alinacak tedbirleri de yeterli görmez ise, bankanin yönetim sorumlulugunu üstlenebilir. Yönetim kurulunu dagitir. Bir kisim üyelerini degistirir veya bütün bunlara ek olarak yönetim kuruluna yeni üyeler atayabilir.”
Bu arada bankalarin denetimi için Merkez Bankasi’hin üstlenecegi sorumluluklarin belirlenmesi için çalismalar yapilmis, bankalar üzerinde “gözetim” sistemi kurulup isletilmesi yolunda önemli adimlar atilmistir.
Geçtigimiz günlerde ise, Bankalar Birligi’ne baskanlik eden Merkez Bankasi temsilcileri birlikteki banka temsilcilerine Bankalar Kanununda yapilmasi düsünülen madde degisiklikleriyle ilgili bilgi vermislerdir. Merkez Bankasi yetkilileri, bankalarin hesaplarinin düzenlenmesiyle ilgili 2 maddede uygulamayi kolaylastiracak”teknik düzeltme” yapilacagini açiklamislardir.
28 Mayis 1986 günü TBMM’de “iftarla sahur arasinda” bu iki teknik madde ile ilgili tasan görüsülürken, bir Milletvekili önerge vermis ve Bankalar Kanununun 63’üncü maddesine bir kelime eklenmesini istemistir. Milletvekilinin önergesi kabul olunup, tasan bu eklemeyle çikinca, Hükümet, her bankanin yönetim kuruluna bir Hükümet temsilcisi tayin etme hakkini elde etmistir.
Cumhurbaskaninin tasdiki ile Resmi Gazetede yayinlanarak yürürlüge girecek kanuna göre “Mevduat toplayan bütün bankalara Bakanlik bir yönetim kurulu üyesi ve bir denetçi atayabilecektir.”
Burada üzerinde durulmasi gereken nokta sudur: Bankalar Kanununun 64’üncü Maddesine göre Hükümet, (Mali Bünyesi zaafa ugradigi tesbit edilen) bankalarin yönetim kurulunu degistirme, yönetimlerine el koyma konusunda genis imkanlara sahip iken, mali bünyesi iyi durumdaki her bankada da yönetime katilma hakkini ele geçirmektedir.
Degisiklik “salt” mali bünyesi zaafa ugrayan veya böyle bir tehlike içindeki bankalar için sözkonusu ise, Bankalar Kanunundaki mevcut 64’üncü madde zaten bu imkani hükümete tanimaktadir. Degil bir üye atama, üyeleri bütünüyle degistirme veya istedigi kadar üyeyi yönetim kurulunda görevlendirme Bakanligin etkisi dahilindedir.
Demek ki, Hükümetin amaci, mali bünyesi zaafa ugrayan bankalara degil, bünyeleri kuvvetli bankalar yönetim kurulunda birer Hükümet temsilcisinin bulundurulmagidir.
Ne gibi bir durum ortaya çikmistir’!1
(1) Yönetim Kurulu üyesi, (bir gözlemci veya denetçi degildir). Yönetim sorumlulugunu paylasacak bir kisidir. Oyu ile kararlari yönlendirecek kisidir. Yönetim kurulu üyesi, kanunlara ve nizamlara uymak sartiyla temsil ettigi belli bir sermaye payinin hak ve menfaatlerini korumak için çalisir. Serbest piyasa ekonomisinde “bir özel sektör kurulusu statüsündeki bankanin yönetiminin amaci” daha fazla kâr etmektir.
Bakanlik temsilcisi yönetim kurulu üyesi yönetim kurulunda “hangi sermaye payinin menfaatini koruyacak”, hangi sermaye payinin yaninda oy verecektir?
Çogunluk oyu esas olduguna göre, azinliktaki Bakanlik temsilcisi sadece “sorumluluklari paylasmakla mi yetinecek”, yoksa tasvip etmedigi her çogunluk kararini “bakanligina duyurarak, banka hakkinda yaptinm arayisinda mi olacaktir”?
(2) Anayasa “tesebbüs serbestisinden” sözetmektir. Isbasinda-ki partinin ve Hükümetin ekonomik politikasi “serbest piyasa ekonomisi” esasina dayanmaktadir. Serbest piyasa ekonomisinde sermaye sirketlerinin yönetimine pay sahibi olmayan Hükümet Temsilcilerinin katilmasi ne ölçüde bagdasabilir.
(3) Hükümet özellestirme arayisinda Killerin yönetimini özel sektöre devri karannda israrli ise, özel sektörün en önemli kuruluslarindan bankalann yönetimine “devlet müdahalesi” sayilabilecek bir girisim çeliski tesil etmez mi?
(4) Yönetim Kurulunu teskil hakki, sermaye payi sahiplerinin-dir. Bu hakka müdahale “mülkiyet hakki ve serbest piyasa ekonomisi” ilkelerine ters düsmez mi?
(5) Türkiye’de birçok yerli ve yabanci bankada yönetim kurullarinin yapisi, sermaye dengesine göre ayarlanmistir, örnegin, yerli sermaye 4, yabanci sermaye 4 yönetim kurulu sandalyesi sahibi olmus ve kararlann 5 oyla alinmasi hükme baslanmistir. Simdi Bakanligin temsil ettigi ilave yönetim kurulu üyesi bu oy dengesini ters-yüz edebilecektir.
(6) Bakanlik temsilcilerinin yönetim kurulunda bulunmasi, herhangi bir bankanin yönetiminde iyilesmeyi sagliyacak diye düsünülüyor ise”, yönetim kurullari Bakanliklar tarafindan teskil olunan bankalarin durumlarinin incelenmesi tavsiye olunur. Eger bugüne kadar yönetim kurulu üyeleri Bakanliklarca tayin olunan bankalarin durumlari digerlerinden daha iyi ise, böyle bir karar belli ölçüden tasvip edilebilir.
Açik anlatimiyla, olmayan bir nedenle sermaye payi özel sektöre ait olan bankalarin tepesine “Demoklesin kilici” asilmistir.
Bakanligin tayin edecegi yönetim kurulu üyesi tek basina bankanin yönetiminin düzelmesini saghyamaz. Fakat “degisik sekillerde ve degisik zamanlarda tekere çomak sokma” imkanina sahiptir. Bankalari”korkutan da” Budur

 

Sende yorum yap