DAHA ÇOK ÜRETİM DAHA ÇOK, DAHA YAYGIN DAHA SAĞLIKLI TÜKETİM

, , Sende yorum yap

OLAYLARIN IÇINDEN / Tevfik Güngör

Dün CHP'nin 80'inci yaş günü idi…CHP başkanlık çekişmeleri nedeniyle eriyip gittiği için bu önemli günde kimse CHP'nin geçmişini geleceğini tartışmadı.

CHP Türk siyasi hayatında, Türk ekonomik ve sosyal hayatında önemli bir müessese idi…Ne yazık ki artık değil…

CHP, "Demokratik Sol" misyonuna soyunan ve bu misyonu ile Türkiye'ye iyilikler getirmesi şansı olan bir parti idi. Ne yazık ki, önce Ecevit sonra Baykal "Demokratik Sol" hareketi öldürdü…Bu harekete CHP sahip çıktığı için de, daha sonra başkaları sahiplenemedi. Ve bu nedenle Türkiye'de "Demokratik Sol" yok oldu…Halbuki sağlıklı bir politik, sosyal ve ekonomik yapı için "Demokratik Sol “un katkısı büyük önem taşıyordu.

Demokratik Sol bakışının günümüzde de önem taşıdığını, eksikliğinin faturasının ne büyük olduğunu hatırlatmak için CHP'nin 1976 yılında toplanan 23'üncü Kurultay’ında kabul edilen programdan, "üretim ve tüketim" kavramlarına Demokratik Sol'un bakış açısını sayın okuyucularıma hatırlatmak istiyorum.

Bakınız CHP'nin o günkü yönetimi "Daha çok üretim, daha çok, daha yaygın, daha sağlıklı tüketim" başlığı altında Demokratik Sol'un hedefini nasıl açıklıyor:

Çağımızda hiçbir ülkenin ekonomik ve toplumsal sorunları dünya durumundan bir ölçünün ötesinde soyutlanamaz. Gelişme sürecindeki ülkeler, sorunlarını çözmeye uğraşır ve gelişme atılımlarını yönlendirirken, dünya durumunu özellikle göz önünde tutmak zorundadırlar.

Çağımızda gelişme sürecindeki ülkelerin gelişmiş ileri sanayi toplumlarıyla aralarındaki açıklığı kapatmaları çok güçleşmiştir. Zengin doğal kaynakları bulunanlar bile bu güçlükle karşı karşıyadırlar.

Kapitalist yoldan gelmiş ülkelere o yoldan erişebilme olanağı kalmamıştır artık. Çağımızda gelişme sürecine giren ülkeler, ancak kendi koşullarına ve olanaklarına uygun başka bir yoldan ve değişik bir gelişme kavramıyla, bağımsızlıklarının ekonomik dayanaklarını güçlendirmeyi ve gelişmiş sanayi ülkeleriyle aralarındaki açıklığı günün birinde kapatmayı umabilirler.

Bu ülkeler ekonomik büyümelerini ve gelişmelerini hızlandırmak için tüm güçlerini ve kaynaklarını en verimli biçimde ve düzeyde harekete geçirmelidir. Bunu başarabilmenin bir gereği hisli gelişmeye katkısı olmayan kazanç yollarını tıkamak, öylece tüm kaynakları ve tasarruflarını üretken veya gelişmeyi hızlandırıcı alanlara yöneltme olanağını sağlamaktır. Bunu başarabilmenin bir başka gereği de toplum yaşamında ve tüketim eğilimlerinde değişik değer ölçüleri benimsemek ve gelişmenin niceliği kadar niteliğine de önem vermektir.

Gelişme sürecindeki ülkeler, gelişmiş kapitalist ülkelerin değer ölçülerini olduğu gibi benimser, onların tüketim eğilimlerine özenirlerse, ekonomilerini o eğilimlere göre düzenler ve yönlendirirlerse, gelişmiş ülkelerle aralarındaki açıklık sürekli büyür ve bağımsızlıklarının ekonomik dayanakları hızla çürür.

Yapmaları gereken, halkın tüketimini kısmak değildir. Tersine, halkın tüketim olanaklarını sürekli yükseltmelidirler. Ancak bu yükseliş, kaynaklarını dışarıya aktarıcı ve ekonomilerinin dışa bağımlılığını artırıcı yönde olmamalıdır. Halkın tüketim olanaklarını yükseltirken, bunu, ulusal üretimdeki artışla desteklemeli, sağlıklı ve dengeli bir gelişme içinde gerçekleştirmelidirler.

Toplumda saygınlık, gösteriş tüketimi yarısıyla değil, topluma hizmet yarısıyla kazanılmalıdır.

Toplumsal değer ölçüleri, toplum üyelerini, gösteriş tüketiminden çok yaşamın niteliğini yüceltmeye, insan kişiliğini geliştirmeye ve toplumun mutluluğu ve gönenci için dayanışmaya yöneltmelidir.

Gelişme sürecindeki bir ülkede genel tüketim eğiliminin öncelikleri:

– Herkesin iyi beslenmesi.

– Herkesin sağlıklı bir evde yaşaması.

– Herkesin tüm sağlık gereksinimlerinin karşılanması.

– Herkesin kişiliğini ve yeteneklerini geliştirebilmek için sürekli ve yeterli eğitim ve kültür olanaklarından yararlanabilmesi.

– Herkesin dinlenme eğlenme ve boş zamanlarını değerlendirme gereksinmelerini sağlıklı biçimde karşılayabilmesi olmalıdır.

Ekonominin yapısıyla ve üretim erekleriyle bu tüketim eğilimi öncelikleri arasında da uyum sağlanmalıdır, biri öbürünü engellememelidir.

Toplumda böyle bir tüketim eğilimi oluşturabilmeyi, sağlıklı ve yaygın tüketim olanaklarını üretimle birlikte yükseltebilmeyi önleyen başlıca etken, gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Toplumda emeksiz veya az emekle aşırı kazanç sağlayabilen bir azınlık varsa, onlar, gelişmiş kapitalist toplumların tüketim eğilimlerine özenirler. Kendi çevrelerinde o eğilim doğrultusunda girdikleri gösteriş tüketimi yarışı bütün toplumu etkiler ve giderek bütün toplum, kendi olanaklarını zorlayarak ve saptırarak o yarışın ardından sürüklenir. Çocukların iyi beslenmesinden ve okuyabilmesinden, sağlıklı ve mutlu bir yasam sürebilmesinden önce, ülkenin de ailelerin de olanaklarını aşan gösteriş tüketiminin yarısı uğrunda gelirler savrulmaya tükenmeye baslar. O yüzden insanlar da insan ilişkileri de sağlıksızlaştığı gibi, üretimi artırıcı, gelişmeyi hızlandırıcı atılımlar ve yatırımlar aksar. Çünkü artırımlar ve kaynaklar, temel sanayilerden, kilit sanayilerden, yatırım malları ve ara malları sanayilerinden çok, gösteriş tüketimi sanayilerine yönelir. Bu yönelişten önce yeterli gelişme sağlanmamış, ülkenin ekonomisi ve sanayii kendi gücüyle büyüme olanağına kavuşmamış olduğu için, o gösteriş tüketimi sanayileri de sürekli dışa bağımlı olacak biçimde kurulup gelişir. O yüzden ülke görünürde sanayileştikçe daha çok dışa bağımlı duruma gelir. Ekonomisi görünürde büyüse de temelsiz ve çürük kalır, desteksiz ayakta duramaz. Sonuç olarak insanlar ve toplum sağlıksız, halk mutsuz, ülke bağımlı olur ve ülkenin gelişmiş ülkelerle arasındaki açıklık daralacağına genişler.

Demokratik Sol gelişme kavramını benimseyen Cumhuriyet Halk Partisi, çağın bu gerçeklerini de göz önünde tutarak, daha çok üretim ve daha hisli gelişmeyi, daha çok ama daha sağlıklı ve yaygın tüketimle bir arada ve uyumlu biçimde sağlamayı amaçlar.

Türkiye'de bunun için gerekli olanaklar vardır. Tarımda verim ve üretim büyük ölçüde artırılabilir. Tarımdaki verim ve üretim artışından alınacak güçle sanayileşme hızlandırılabilir.

Sanayi kuruluşlarında verim ve üretim yükseltilebilir. Sanayimizin yapısındaki eksiklikler çarpıklıklar kısırlıklar kısa sürede büyük ölçüde giderilebilir.

Altyapılar daha hızlı bir sanayileşmeyi destekleyecek güce eriştirilebilir.

"Sanayide atılımlar yapabilmenin temel gereği olan eğitilmiş insan gücü bakımındansa Türkiye, gelişme sürecindeki birçok ülkeden zengindir.

Bu olanakları gereğince değerlendirebilmek için, Cumhuriyet Halk Partisi,

– Gösteriş tüketimine özendiren gelir dağılımı adaletsizliklerini giderecek,

– Emeksiz veya topluma da gelişmeye de yararsız kazanç yollarını tıkayacak,

– Ülkenin tüm kaynaklarını ve halkın tüm emeğini gücünü ilgisini hızlı ve gerçek gelişme atılımlarına yöneltecek,

– Türkiye'nin bağımsızlığını güçlendirecek,

– Herkesin yaşamını maddi ve manevi yönden zenginleştirecek

İnsanca ve hakça bir düzen kurmaya kendini adamıştır.

O düzenle Türkiye, cılız kalmış bir tarıma, yetersiz altyapıya, çarkları taşıma suyla dönen temelsiz ve yüzeysel sanayileşmeye, işsizliği gizli işsizliğe dönüştüren erken büyümüş dengesiz ve şişkin bir hizmetler kesimine dayalı aldatıcı bir büyüme yerine, sağlam temellere dayalı gerçek ve hızlı bir gelişme sürecine girecektir.

Ekonomisi daha hisli büyüyecektir.

Üretimi daha çok artacaktır.

Tüketim düzeyi daha yaygın ve sağlıklı biçimde yükselecektir.

O düzenle Türkiye, güçlü bir tarım kesimiyle de beslenen bir doğurgan sanayiler ülkesi olacaktır. Türk toplumu giderek artan ölçüde kendi kaynaklarıyla ve olanaklarıyla güçlenen kendi gücüyle büyüyüp gelişen bir toplum durumuna gelecektir.

Sayın okuyucularım, CHP 1976 yılında açıklanan bu parti programına bağlı şekilde ülkede "Demokratik Sol" kavramını yerleştirebilse idi bugün daha iyi noktada olmaz mi idik?

O zamanlar kuşku ile karşılanan "Demokratik Sol" kavramının ve hedeflerinin günümüzdeki bekleyişleri nasıl cevapladığı yukarıdaki anlatımda açıklıkla görülüyor. Demokratik Sol kavramının serbest piyasa kavramıyla çelişmediği görülüyor.

CHP yöneticileri Demokratik Sol kavramına sahip çıkmakla, düzeni değiştirecek yerde düzene uymakla hem kendilerini hem partiyi harcadı hem de ülkeye kötülük etti.

 

Sende yorum yap