“Çare” tükenmez ama “ekonomi” tükenir

, , Sende yorum yap

Demokrasilerde “çare” tükenmez:.. Nasil olsa bir hükümet
kurulur. Meclis içinde “çözüm” tükenmez. Meclis nasil olsa
bir hükümet “çikarir”…
Fakat, “demokrasi”, “meclis”, “hükümet” denilen seyler
halkin mutlulugu için gelistirilmis sistemlerdir, müessesel-
erdir. Halk, meclislerin, hükümetlerin oynadiklari demokrasi
oyununu seyrederek karnini doyuramaz. Mutlu olamaz.
Halki mutlu edecek istir, astir.
– Demokrasilerde çare tükenmez. Meclis çözüm üretir”
diyerek vakit harcandikça, ülke ekonomisinde üretim tikanir:
Ekonomi çöker.
Ekonomi denilen seyin esasi “üretimdir”. Üretim halkin
refahini mutlulugunu saglamanin esasidir. Üretim laf ile art-.
maz. Üretim yatirim ile artar.
Hükümetler hem kendileri yatirim yapmaz, hem de halkin
yatirima tahsis edebilecekleri kaynaklarin tümünü emer ve
çilginca harcar ise, ülke ekonomisi “kavrulur-kurur”…
Türkiye geçmis bes yillik dönemde yatirim yapamadi.
Kamu hem kendi kaynaklarini cari harcamalarda kullandi
hem de yüksek faizle özel sektörün yatirima gidebilecek kay-
naklarini emip; bunlarla cari harcama açigini kapatti.
Türkiye alt yapi ve üst yapi yatirimlari konusunda durgun
geçen bir dönem yasiyor. Yani alt ve üst yapi yatirimlari
gerçeklestirmeden üretim artisi saglanamaz.
Üretim ayni yerde dururken nüfusun artmasi, ülkenin
giderek fakirlesmesi demektir. Ülke zaten zengin bir ülke
degil ki… Zengin olsa, bir süre fakirlik makul karsilanabilir.
Zaten fakir bir ülkede, fakirligin artmasi, sosyal huzursuzluk-
lari besler.
Demokratik sistemler, meclisler “san olsun-nam olsun”
diye islemez. Hükümetler, o gitsin bu gelsin diye kurulmaz,..
Esas olan “is yapmaktir”…
Kimsenin is yapmaya niyeti yok… Kimse ekonomide üreti-
mi nasil artiracagini, hangi kaynaktan yatirim yapacagini
söylemiyor… Tam tersine Türkiye “çilgin bir” mevcudu
dagitma, mevcudu paylastirma dönemine giriyor.
Üretimi artirmadan is yapmanin tek yolu paylastirmaktir.
Üretimi artirmadan yapilacak paylastirma,. “birinin cebinden
alip, öbürünün cebine akitmakla olur:.,”
Sesi çikan, gücünü gösteren, bastiran, daha fazla alir…
Sayin okuyucularim, dikkat buyurunuz… Gözünüzü
açiniz… Türkiye ekonomisi yeniden üreten konuma gelinc-
eye kadar, kimin “reel geliri” artiyor ise, o mutlaka bir
baskasinin cebinden kendi cebine gelir “hortumlamanin yol-
unu bulmus” demektir.
`- Olur böyle durumlar… Bu da geçer… Bu durum geçici
bir durum” denilemez.
Türk ekonomisi geçmis bes yildir normal biçimde islemiy-
ordu ki… Yeniden yapilanma, istikrar falan filan
hikâyeleriyle “dengesizlikler üzerinde denge kurmak ile” vak-
itler geçti gitti. Simdi tehlike surda: “Dengesizlikler üzerinde-
ki dengeyi bile koruma sansi ortadan kalkiyor… ” Çünkü
Türkiye, sahipsizlik dönemine otorite boslugu dönemine
giriyor.
– Ara hükümet, ardindan seçim dönemi, ardindan yeni
hükümet, ardindan bakanlarin koltuklarina alismasi,
hükümetin kadrolasmasi, yeni politikalar belirlemesi…
derken en az bir yil geçer…
Bu dönemde koltuklara oturanlar; etrafa hos görünmek
için kolayi tercih eder… Dagitimi bozar… Ondan alip, buna
verir… Bu gümbürtüde hep güçsüzler, sesini çikarmayanlar
“zokayi yer”…’ Sonra da politikacilar halki uyutmak için
radyoda, televizyonda her aksam masal anlatirlar:
– Sayin vatandaslarimiz… Türkiye’de önemli olan
demokrasidir… Demokratik parlamenter sistem içinde
gelismek bu ülkenin en büyük sansidir… Onlar gitsin,. biz
gelelim… Hükümeti biz kuralim… Bakanlar bizden olsun…
Demokratik sistem islesin… Dünya bizi alkislasin… Biz bu
kadar önemli meselelerle ugrasirken simdi halkimizin kalkip
da isten, asdan sözetmesinin anlami var mi? Demokrasi…
Isten, astan önemlidir…”
Hani eskiden babalarimiz mars söylermis: “Vatan bizim
canimiz, feda olsun kanimiz…” diyerek…
Simdi bize de demokrasi marsi söylüyorlar: “Sandalyelere
bizim oturmamiz esastir…
Sandalye bizim canimiz… Feda olsun vatanimiz.

 

Sende yorum yap