BİZ NİYE GELELİM?

, , Sende yorum yap

Amerikan-Türk Dernegi ile Odalar Birligi’nin ortaklasa düzenledikleri Üçüncü Amerikan-Türk is Konferansi nin Pazartesi sabahi yapilan ilk oturumundaki konusma larda Türk Hükümeti temsilcileri bir nokta üzerinde açik likla durdular: Hükümet serbest piyasa ekonomisine inan makta, Türkiye’de serbest rekabet kosullarinin tesisi için gerekli düzenlemeleri yapmaktadir. Bu nedenle kisa dö nemde tüm koruma tedbirlerinin kademeli olarak kaldiril masi, ithalat tahditlerinden vazgeçilmesi kabul edilmistir. Böylece iç pazar, dis rekabete açilacaktir. Bu ekonomik model içinde yabanci sermayenin tesvikine büyük agirlik verilmektedir. Türkiye yabanci sermayenin ciddi yatirimla ra yönelmesini istemektedir.
Hükümet temsilcilerinin bu açiklamalarini dinleyen bir Amerikali isadami, oturumun sonunda katilanlar salo nu terkederken, Türk Hükümetinin etkili ve yetkili bir tem silcisinin yanina yaklasti “Ekselans, dedi, sabahki açikla malardan çok etkilendim. Ama, sizin ekonomik modeliniz bu ise, biz niye gelelim?”Türk Hükümetinin etkili ve yetkili temsilcisi Amerikali isadaminin ne demek istedigini anliya madi. “Herhalde dedi, biz yeterince açiklayamadik. Ya banci sermayeyi tesvik ediyoruz. Yabanci sermaye için bü yük kolayliklar getiriyoruz. Sizin Türkiye’ye gelmenizi isti yoruz…” Amerikali isadami söyle cevapladi: “Ekselans, madem ki siz Türkiye’de hertürlü koruma tedbirlerini, it halat tahditlerini kaldirarak, iç pazara yabanci ürünlerin serbestçe girmesi konusunda kararlisiniz, biz niye gelelim? Biz buraya gelip, ufak-tefek yatirimlarla mal üretmeye çali sacagimiza, Amerika’daki Avrupa’deki sinai tesislerimizde ürettiklerimizi geterir, burada satariz. Amerika’da, Avru pa’daki ekonomik büyüklükteki tesislerimizdeki maliyet ucuzlugu, mallarimizin nakliye masraflarini fazlasiyla karsi lar.”
Ayakta, uzayip giden bu konusmayi, etkili ve yetkili kisi uzatmak istemedi… “Olsun, olsun, siz gene gelin” dedi…
Yabanci sermaye bir ülkeye neden gelir ? O ülkede üretim faktörleri (emek, sermaye, toprak) ucuzdur. O ülkede, baska ülkelerde bulunmayan alt yapi avantaji ve kaynaklar vardir. Bunlar yoksa da bir ülkeye yabanci ser maye gelir. O ülkede pazar caziptir. Fakat ülke belli koru ma tedbirleriyle pazara girisi engellemektedir. Pazara gir mek isteyen yabanci üretici, belli bir yatirimla, içeriye adi mini atmis olur.
Bugüne kadar Türkiye’ye gelen yabanci sermaye, ön celikle koruma duvarini asmayi amaçlamistir. Çünkü, Türkiye’de alt yapi zayiftir. Üretim faktörleri pahalidir.
Simdi Hükümet koruma tedbirlerini tamamen kaldirma niyetini teyit etmektedir. Örnegin TV cihazi üreticisi bir yabanci sermayeli kurulus Almanya’daki tesislerinde yil da 4 milyon adet üretim yapmaktadir. Türkiye’deki mon taj tesislerinde ise yilda 60 bin TV üretilmektedir. Ithalat tahditlerinin tamamen kaldirilmasi halinde, bu yabanci sermayeli firmanin Türkiye’deki üretimini sürdürmesi “ekonomik bakimdan” gereksiz hale gelir.
ilginç olan bir nokta, Tüm dünyada ithalat tahditlerinin degisik sekillerde uygulamasinin yayginlastigi bir dönem de, Türkiye’nin tahditleri tamamen kaldirmayi hedef al masidir.
Serbest ticaret “ideal” bir hedeftir, ithalat tahditleri sag liksiz bir sanayilesmeye, spakülatif kazançlara neden olur. Fakat ithalat tahditlerinin bütünüyle ve dikkatsiz bir sekilde kaldirilmasi milli sanayiin yikilmasi sonucunu verir.
Serbest ticaret sampiyonu, dünyanin en zengin ülkesi ABD Japon, Kore, Çin, Avrupa mallarini ülkesine sokmamak için degisik uygulamalara yönelmektedir. Av rupa ülkelerinin ciliz Türk Sanayi ürünleri karsisinda uygu ladigi koruma tedbirleri ortadadir.
Bütün bunlari görmemezlikten gelip, koruma tedbirleri ni bütünü ile kaldiracagiz demek (birakiniz kaldirmayi, sa dece kaldirilacagini söylemek) sadece yerli mütesebbisleri degil, yabanci mütesebbisleri de ciddi yatirimlar konusun da tereddüde düsürür.

 

Sende yorum yap