Banka patronu için “medya” sektörüne girmek riskli bir iş

, , Sende yorum yap

Türkiye’de müesseselesme diye bir seyin adi var,
kendi yok. Bu nedenle fimralar kisilerin, ailelerin
firmasi olmayi sürdürüyor. Firmalar sahipleriyle “özdes-
lesmis durumda.”
Zamanla baska ülkelerde oldugu gibi büyük pay sa-
hipleri ile kurumlarin göbek bagi bir zaman sonra kesi-
lecek. Ama bugün bu göbek bagi devam ediyor.
Bu giristen sonra bir ufak hatirami nakledeyim. Ban-
kacilikta basarisini ispat etmis genç bir mütesebbis
medya konusunda yatirima niyetlendiginde “kendi ak-
limla, kendime göre” (çizmeyi asarak, vazifem olmadigi
halde) uyarmistim: “-Bankacilikta basarili oldunuz:
Medya sektörüne girince bankada iliskiniz olan kamu
kuruluslari ve müsteriler ile ilgili haberlerede bulasacaksi-
niz. Hem kamu kesimi hem müsteri kesimi hassas ke-
simlerdir. Ana isinizide yaralayacaksiniz. Iki is birbirine
karismamali.”
Medya (ister TV olsun, ister dergi olsun, ister gazete
olsun) habere dayanir.
Bankalar kamu kesimi ile hassas iliskiler içindedir. En
objektif uygulamalar çerçevesinde bile, kamu sorumlu-
larinin bankanin mali bünyesini etkileyecek yetki ve so-
rumluluklari vardir.
Özellikle Türkiye gibi konjonktürü oynak ülkelerde,
bankalar mutlaka zaman zaman kamunun destegini
arar. Bu destek dogal bir destektir. Kamuda çalisanlar
en küçük bir bankanin bile zora düsüp, sistemin yara
almasini istemez. Ama onlar da “insandir”. Onlar da
belli duygularla kararlarini degistirebilir.
Genelde bankalar bir güven müessesesi olduklari için
bürokrasi ile olan iliskilerinin, mali bünyelerindeki kisa
süreli dalgalanmalarin ortaya dökülmemesi gerekir.
Ammmaaaa… Banka sahibi medya sektörüne girmek
“gafletinde” bulunur ise, dertler baslar: ‘
(1) Banka sahibinin medya kuruluslari her “gelen hü-
kümete agam, her gidene pasam” demek zorundadir.
Hükümet aleyhindeki haberlere, hele hele banka kesi-
minden sorumlu bakan ve bürokrat kesimi ile ilgili ha-
berlere yer veremez. Karsi yayin yapamaz.
(2) Banka sahibi reklam veren, kredi alan; mevduat
yatiran her müsteri için medya kuruluslarinda övgü düz-
mek zorundadir. Bir kurulus veya kisinin hosuna gitme-
yecek haberi yayinladiginda müsterisini kaybeder.
Türkiye’de bugün medya kuruluslari “büyük kârlar”
(daha dogrusu yatirilan sermayeye reel getiri) saglami-
yorlar. Buna ragmen acaba banka sahipleri medya sek-
törüne neden giriyor? Cevap basit “güç arayisindalar.”
Banka gücü yetmiyor. Ek güç ariyorlar.
Ama farkinda degiller ki, iki güç birbiriyle çelisiyor.
Sonra unutulan bir sey daha var. Hiç bir güç sinirsiz
degildir.
“Bir bankamiz, bir de sigorta sirketimiz olsun” diye
yola çikanlar simdi; “bir gazetemiz bir de TV istasyonu-
muz” olsun demeye basladi.
Gazete ve TV istasyonunun giderlerinin bankayi erit-
mesi bir yana, yayin politikasinin bankayi batiracagini
henüz kimse göremiyor. Yakinda örnekleri ortaya dö-
külünce belki banka sahipleri neyin ne oldugunu an-
layacak.. , Tevfik GÜNGÖR^,^C:\EASYWARE\Import\dunya2-1.001\38.bmp^

 

Sende yorum yap