Babalar ve oğullar

, , Sende yorum yap

Otuzbir yasindaki Cem Hakko, yetmis yasindaki babasi Vitali Hakko’ya, ‘”…babacigim, kurdugun ekip ve ben, senin baslattigin isi daha ileriye götürecegiz. Buna emin olabilirsin…” dedikten sonra babasinin boynuna sarildiginda, baba ogul “agliyordu”. Bu sahneyi izleyenlerin de çogunun gözü yasarmisti.
Bütün bunlar, 26 Subat 1987 Cuma aksami Vakko kuruluslari tarafindan Sheraton Oteli’nde, 1987 ilkbahar giysilerini tanitmak amaciyla düzenlenen gecede oldu.
Bundan 50 yil Önce Mahmutpasa yokusu basindaki küçük bir sapkaci dükkaninda ise baslayarak, Vakko kuruluslarini bugüne getiren Vitali Hakko, 1987 yilinda, Vakko kuruluslarinin ellinci atan yilini, Vakko Magazalarinin yirmibesinci gümüs yilini kutluyor. Vakko Magazalarinin yirmibes yillik faaliyet döneminde kaç defile düzenledigini hatirlayamiyor ama, “her defilenin bir öncekinden daha iyi olmasina, her adimda, bir önceki adimi asmaya çalisarak bugüne geldik, basarili olabildikse, bu basariyi saglayabildik” diyor.
Vakko kuruluslarinin ve bu kuruluslarin üst yöneticisi olarak Vitali Hakko’nun, Türk giyim sanayiine bir farklilik getirdigi ortadadir. Bu farkliligin temelinde, “kalite” yatmaktadir. Maliyeti düsürme endisesiyle kaliteden fedakarlik yapmamak, “bir farklilik” yaratmistir.
Bu “farklilik” ise, “Vakko” markasinin, iç pazarda ve belli ölçüde dis pazarda “belli bir yere yerlesmesini” saglamistir.
Bir baska “yönetim becerisi” veya “stratejik karar”, müsteri kesiminin seçimi ve sadece bu kesime dönük pazarlama faaliyetidir. Özellikle giyim sanayiinde, “her kesimi, her gelir ve zevk grubunu memnun etmenin imkansizligini görenler”, kendilerine hedef olarak “üst gelir grubunu” seçmisler, ve sadece bu gruba dönük faaliyetlerle kendilerini sinirlamislardir.
Devamli yenilik arayisi, kopyaciligin ötesinde yaraticilik, disda-ki gelismeleri yakindan izleme, müessesenin büyümesine süreklilik kazandiran faktördür.
Nihayet tedarik etmek, üretmek ve vitrine koymakla isin bitmedigini fark edip, “etkin pazarlama”ya (gene) maliyetden ve faturanin büyüklügünden korkmadan agirlik verme becerisi çabalari paraya dönüstürme yolunu açmistir.
Dikkat edilir ise, Vakko en fazla reklam harcamasi yapan kuruluslardan biridir. Vakko’nun alim gücü yüksek aile gruplarina PTT araciligiyla belli araliklarla ulastirdigi, brosürleri, kagidi, baskisi ve düzenlemesi ile masrafli tanitim araçtandir.
Vakko Kuruluslari, her mevsim, halka açik olan ve belli bir ücret karsiligi izlenen defilelerinden önce, üst gelir grubundaki müsterilerine “yemekli davetler düzenlemektedir.”
Persembe aksami istanbul’da düzenlenen yemekli davet, salonun dekorasyonundan, davet öncesi Cem Mansur yönetiminde küçük orkestranin müzik sölenine kadar, ve daha sonraki 1987 ilkbahar giysilerinin tanitildigi defile ile, herhangi bir batili moda kurulusunun organizasyonu ile esit düzeye ulasmistir.
Bütün bunlarin önemi nedir?
Elli yillik tecrübe birikimi ve daha önce yaptiklari ile Vitali Hakko’nun bunu yapmasi normal sayilabilir.
Normal olmayan, ve bu uzun anlatimin ardindaki nokta sudur. Vitali Hakko’nun, “bu düzenleme daha öncekilerin üzerinde, defilede teshir edilen giysiler daha öncekilerden güzel” seklinde yaptigi degerleme, bu islerin artik “Vitali Hakko”suz da yürür hale gelmesinden kaynaklanmaktadir.
Elli is yilinin yorgunluguyla kalbinin tikanan üç damarini balonla Sanfransisko’da açtiran ve Türkiye’ye yeni dönen baba Hakko, diger davetliler gibi dekorasyonu ve defileyi ilk defa izliyordu. Bu isler “bensiz olamaz” diyen bir baba olmak yerine, “oglum bu isleri benden daha iyi yapmis” diyebiliyordu.
Bu Türkiye’de is alemi için “örnek bir harekettir”. Çünkü Is aleminde, çogu aile isletmesi olan kuruluslarda “babalar” yaslari kirklari, ellileri assa da “ogullarina” bir türlü güven duyup, bir türlü isleri devredememektedirler. Kendileri isin basindan ayrildiginda, firmanin çökecegine inanmaktadirlar. Burada bir hata vardir, Ya yular geçtigi halde, kur- j duldan gelistirdikleri isletmeleri “müesseselestirmemis-ler”dir, ya da “ogullarina” gerekli sorumlulugu verip, onlari geregince yetistirememislerdir.
Bir “ogul”u, hem isletmenin içinde yasatmak, hem de ona güvenmemek, herhalde kabul edilebilecek bir davranis sayilamaz.
Baba Hakko’nun özelligi, ayricaligi ve de basansi, Vakko Müesseselerini elli yilda bugünkü çizgiye getirmenin ötesinde ogul Hak-ko’yu, askerlik görevini tamamladiktan üç yil sonra, tüm müessesenin basina geçebilecek sekilde yetistirmesidir.
Darisi diger babalarin, diger ogullarin basina.

 

Sende yorum yap