Az vergi vermenin “fazileti”

, , Sende yorum yap

Siz hiç ekonominin “vergi vermeyen vatanseverler” sayesinde ayakta kalabildigini, batmadigin: düsünebilir mi idiniz..
Hiç böyle bir seyin “dogru olabilecegine inanabilir misiniz?” Birakiniz dogru olabilmesi, hiç böyle bir seyi “tartismak akliniza gelir mi?”
Ama ne yaparsiniz ki, Türkiye’de ekonomi bugün “vergi vermeyen vatanseverlere minnettar” hale geldi…
***
Önce bu tebiti yapan Ahmet Altan’in 16 Mayis 1993 tarihinde Nokta Dergisi’nde “Kum Saati” kösesinde, “Enflasyon niye patlamiyor?” baslikli yazisini size aktarayim.
“Türk ekonomisi, perili kösk gibi esrarengiz bir yapiya sahip… Devletin hovardaca harcamalarina, devlet bankalarinin bol keseden dagittigi kredilere, tarim ürünlerine dünya fiyatlari üzerinde verilen fiyatlara, Kirlerdeki personel kalabalikligina dagitilan maaslara, iç ve dis borçlarin patlamasina ragmen ekonomi batmiyor.
Bu isin sirri ne peki.
Eski bir KIT Genel Müdürü olan bir okurumuz bir mektup yazmis.
“Bizim devletimiz gerek yapilanmasi, gerek çürümüslügü, gerekse ugradigi siklorosis ile yikilan komünist rejimlerin devletinden pek farkli degil… O rejimlerin yikilip bizim devletin hâlâ sistemini bozmadan ayakta kalmasinin sebebi acaba nedir beyefendi?
Kanaatimce bu devlet özel tesebbüsün gayretiyle, özellikle devlet kontrolüne girmemekte direnen, zorla kazandigi paraciklarini ziyan etsinler diye devlete teslim etmeyen, isleri küçük gayretleri büyük yüzbinlerce insanin yani yeralti sektörünün sayesinde ayakta duruyor. O insanlar çalisiyorlar, devletin büyük ziyankarligina ragmen bu ekonomiyi ayakta tutuyorlar… Bir de bu devletin bütün insanlarimiza hakim olup herkesten vergisini tam olarak aldigini düsünün. Ekonomimizden kopardigi bu kaynaklari kim-bilir nasil ziyan ederdi.”
Eski genel müdür, sistemin bütün çapaçulluguna karsin ekonomimizin hâlâ ayakta kalmasini, özellikle küçük is sahiplerinin vergi vermemesine bagliyor… O insanlarin vermedigi vergiler, ekonomiyi canli tutuyor…
Devlet bize, “verdiginiz her vergi size hizmet olarak geri dönecek” diyor… eski genel müdür ise, “verdiginiz her vergi ekonomi disina kayarak, ona buna peskes çekilip, ekonominin ölümüne yol açacak” diyor. Isadamlarina dagitilan avantalara ve cumhuriyetin kurulusundan bu yana hiç bitmeyen yolsuzluklara bakilirsa eski genel müdür hakli gözüküyor. Verdigimiz her vergi “avantacilara hizmet olarak” degerlendiriliyor. Anlasilan gelismis kapitalist ülkeler, “vergi veren vatanseverler” sayesinde kalkmiyor.
Biz ise… “Vergi vermeyen vatanseverler” sayesinde…”
***
Biliyorum…. Sayin okuyucularim simdi hemen itiraz edecekler…
Diyecekler ki, 1993 yili bütçe açigi yillik olarak 53.2 trilyon lira olarak tahmin ediliyordu. Ilk dört ayda 35.8 trilyon lira oldu. Yil sonunda 110 trilyona ulasir… Bu olumsuz gidis neden? “Vergi vermeyenler sayesinde” bu duruma düsmedik mi?
Bana sorarsaniz, ben Ahmet Altan’a yazan okuyucusunun görüsüne katiliyorum. Suç vergi vermeyenlerde degil… Vergiyi hesapsiz kitapsiz harcayanlarda…
***
Su sorulara cevap veriniz:
– Vergilerle toplanan paralar nereye gidiyor? Bunlari toplayanlar, “kendi âlin (erleriyle kazanmis para gibi” akilli-hesapli harciyor mu?
– Vergileri harcayanlarin eline daha çok para geçse bunlar ne yapar? Bu para ile ekonomiyi harekete getirecek yeni yatirimlar mi gerçeklestirir, yoksa kendi maaslarini artirir, para bol diye daha çok hovardalik eder, zarara-zarura daha çok mu göz yumarlar?
***
Bugün toplanan vergilerin yüzde altmisi veya yetmisi dogrudan veya dolayli olarak personel ödemelerine gidiyor. (Dikkat buyurunuz bütçenin degil vergilerin) Mevcut personel ödemesi rakamlarindan kimse memnun degil. Vergiyi artirsaniz, ilk yapilacak is personel ödemeleri artirilacak…
Bugün toplanan vergilerin personel ödemelerinden kalani KIT’lerin açiklarina, KIT’lere tranfser harcamalarina gidiyor… Iste bu sadece Sümerbank yilda 10 trilyon lira, Kömür isletmeleri 15 trilyon TEK 6 trilyon, Demiryollari 4 trilyon Seker Fabrikalari 1 trilyon, TZDK 1 trilyon, MKE 1 trilyon lira zarar ediyor da, bu islerin sorumlulari ortada kahraman olarak dolasiyor…
Vergileri agirsaniz, onlara zararlarini daha da büyütme cesareti ve firsati vereceksiniz…
***
Bir ülke tasarruflara dayali olarak kalkinir. Ülkedeki tüm tasarruflari kamu ye özel sektör aralarinda paylastirirlar…
Kamu ülkenin tasarruf havuzundan payini cebri tasarruf (vergi) yoluyla veya gönüllü tasarruf (borçlanma yoluyla) alir.
Önemli olan tasarruflarin kimin eline geçtigi degil, kimin elinde üretken alanlara yönlendirildigidir…
Eger kamu kesimi tasarruf havuzundan aldigi payi üretken alanlarda kullaniyor ise “helal olsun…”
Yok, tersini yapiyor, özel sektörün üretken alanda kullanabilecegi tasarruflara el koyup, bunlan çar çur ediyor ise “yaziklar olsun…”
***
Devletin tasarruf havuzundan aldigi payi degerlendirirken sadece vergilere bakmayiniz… Vergilerin yaninda cebri tasarruf araci olarak devlet, Sosyal Güvenlik Fonlarina el koyuyor, fon uyguluyor, harç aliyor, mevduatlardan kanuni karsilik ayirtiyor, mevduatlarin bir kisminin Hazine bonosu ve devlet tahviline baglanmasini zorunlu kiliyor…
Bunlar yetmeyince sermaye piyasasina giriyor… Sermaye faizi yükselterek gönüllü tasarruflari piyasasina çekip, sermaye piyasasinin hacmini büyüttükten sonra, buradaki fonlann yüzde seksenini emiyor.
***
Siz devletin topladigi verginin milli gelire oranina bakarak “ahkam kesmeyiniz…” Devletin toplam harcamalarinin (açiklarini da ekleyerek) milli gelir oranina bakiniz… Iste devletin bu ülkenin halkindan topladigi tasarruflardan kullandigi paranin hacmi budur.
***
Özel sektör ise tasarruflardan elinde kalabilmis para ile ekonomiyi yürütmeye çalisiyor.
Cebri veya gönüllü yollardan devlet özel sektörün elinde kalan tasarruflarin daha çoguna, daha çoguna el koyar ise, bundan zarar görecek, ülkedir… Çünkü giden para, üretimden çekilen para olacak…
*** Görüyorsunuz? ne acayip günler yasiyoruz… Ekonomi “vergi
vermeyenlerin gayreti ile” ayakta kalabilir hale gelmis.

 

Sende yorum yap