Ankara piyasanın peşinden koşuyor koşuyor…(..fakat bir türlü yetişip önüne geçemiyor…)

, , Sende yorum yap

Önce Tansu Çiller, Osman Unsal ve Bülent Gültekin’e takdirlerimi arz edeyim…Helal olsun onlara!…Dogru yapiyorlar, egri yapiyorlar ama, her sey onlardan bekleniyor. Onlar da, “benim adim Hidir, yapabilecegim budur…” diye yapabileceklerini yapiyorlar.
Ekonomiyi bu hale kim getirdi, nasil getirdi?…Onu sonra tartisiriz. Ama ekonomi kötü durumda…
Simdi saniliyor ki, hiç kimse zarar görmeyecek, borsa devamli kazandiracak, dolar hep ucuz kalacak, faizler hep tavanda duracak, insanlar çalismayacak, KiT’ler kapanmayacak, soygun vurgun düzeni sürecek, ama Ankara’dakiler iki karar alip herseyi düzeltecek.
Bu is ne TBMM’nin isi, ne mebuslarin isi, ne partilerin isi…Hatta hükümetin bu konuda yapacagi hiçbir sey yok. Tansu Çiller, Osman Unsal, Bülent Gültekin “becerikli olsalar” bu isi “siiiiippppp” diye cözerler!…
Fakat “siiipppppp” diye çözülebilecek isi çözemeyip, bas agritiyorlar… Ama iki asprin, bilemedin üç asprin ile bu bas agrisi geçer…
Is bu kadar basit degil. Halka gerçegi anlatmak zorundayiz. Hiç bir seyin farkinda olmayan politikacilarin, partilerin, milletvekillerinin kafalarina gerçegi sokmak zorundayiz.
Türk ekonomisinin acil olarak “ameliyata ihtiyaci var.”
Vücutdaki ur, ameliyat olmadan disari atilamaz. Asprin ile ur tedavi edilemez.
Ur: Kamunun finansman açigidir.
Kamunun finansman açigini Tansu Çiller, Osman Unsal, Bülent Gültekin tek baslarina kapatamazlar. Ancak TBMM kapatir. Bu ciddi bir ameliyat isteyen önemli bir dendir. Bu ameliyat acitir. Pahalidir. Bu ameliyatin faturasini bir kisi, bir grup kaldiramaz. Herkese faturanin bölüstürülmesi gerekir. Onun için herkes üzerine düseni yapmadan bu deriden kurtulunamaz.
Iki de bir “Istikrar Paketi’nden sözediliyor…” Istikrar paketi denilen seyi artik eskisi gibi (Turgut Özal’in yaptigi gibi) hükümetler yapamaz.’Bir kisi yapamaz.
Bu paket TBMM’den geçecektir:
(1) Vergi düzeni yeni bastan yapilandirilacaktir.
(2) KIT’lerin zarar edenleri hemen kapatilacak, yasama sansi olanlar hemen satilacaktir. Ama buna TBMM karar verecek, bu is kanuna baglanacaktir. Hemen (kanun yayinlandigi günün ertesi günüdür).
(3) KiT’leri hemen tasfiye edecek kanuna ek olarak bu Kirlerdeki islerini kaybedeceklerin sosyal güvenlik yüklerinin 60 milyon insana adil olarak dagitilmasini saglayacak, faturayi bölüstürecek kanun da çikarilacaktir.
(4) Iç borç yükünün tasfiyesi ye kisa sürede kamu dengesinin saglanmasi için istisnai bir vergileme sekli, örnegin Ingiltere’deki uygulama benzeri kelle vergisi alinacaktir. (Dikkat ediniz. Beni yanlis anlayip hemen karalamaya kalkmayiniz: Servet vergisinden sözetmiyorum. Kelle vergisi ile servet vergisi farkli seylerdir.)
TBMM’den, böyle bir ciddi “paket geçmeden” Hazine’nin, Ma-liye’nin Merkez Bankasi’nin, Basbakanligin alacagi tedbirler sadece atesin üzerine su döküp, yangini geciktirmeye yarar…Sonucu etkilemez.
Tam tersine…Çünkü kur ve faiz yükselince kamu finansman açigi büyümüyor. Artiyor.
***
Ortaligi ates kapladiginda, Ankara isi küçümsedi. Alevler bir ara yatisinca, yanginin söndügü sanildi. Müdahalede gecikildi.
Faizler yükseltildikten sonra, isler düzeldi sanilip, gene indirildi. Devalüasyon, ve de yüzde 13.6 gibi bir kur ayarlamasi yapilmasi söz konusu iken, devalüasyondan bir gün önce, ucuz fiyatla 300-500 milyon dolar satildi. Bu para birilerinin cebine girdi.
Bu sütunda neler yapilmasi gerektigini bir haftadir yaziyorum. Bunlar benim kendi buldugum tedbirler degil, benim önceden ha-ber aldigim kararlar degil…Normal bir iktisatçinin , böyle durum- larda yapmayi düsünmesi gereken seyler.
Bunlar yapildi:
(1) Merkez Bankasi’nin döviz kurunu, serbest piyasada olusan kurun hemen altinda bir yere çikarip, buraya oturtmasi lazimdi. Merkez Bankasi döviz büfelerinin 17.500 liraya dolar sattiklari bir günde 15.231 lira olan satis fiyatini yüzde 13.6 oraninda artirarak 17.031 liraya çikardi.
(2) Merkez Bankasi’nin döviz kurunu çikardigi yerde oturtabil-mesi için faizi artirip, para emmesi ve de ilan ettigi fiyatdan piyasayi dövize bogmasi gerekiyordu.
Faizler artirildi.
Fakat piyasayi dövize bogmada biraz gecikildi. Bunun ne demek oldugunu size anlatmaliyim.
***
Bu son panik döviz büfelerinde çikti. Döviz büfelerindeki arz ve talep Tahtakale fiyatini olusturdu.
Döviz büfeleri efektif (kagit para) ile çalisir. Kendilerine gelen parayi satarlar. Özel kaynaklari yoktur. Birisi getirecek ki, onlar da satacak.
Döviz fiyatlarinin devamli tirmanisa geçtigi ve spekülatif bekleyislerin devam ettigi bir ortamda döviz giselerine efektif döviz girisi tikandi.
Bu durumda Merkez Bankasi’nin bankalara döviz tanzim satisi yapacak yerde, hedef almasi gereken nokta döviz büfeleri oldu.
Açik anlatimiyla Merkez Bankasi’nin dün sabah döviz büfelerini 17.301 liradan efektif dövize bogmasi gerekirdi.
Bu yapilmayinca, ögle saatlerinde dolar ortalama 18.500 liradan satildi. Dolari 17.200 liradan satin alip, 19.000 liradan satan döviz büfeleri vardi.
Dövizin 18.500 liradan satilmasi, Merkez Bankasi ve Tahtakale döviz fiyatlari arasindaki makasin yüzde 7 dolayina çikmasi demektir. Normalde bu makasin yüzde 2’nin üzerine çikmamasi sarttir. Ancak böyle bir uygulamada Merkez Bankasi kurunun gerçekçiliginden ve piyasada spekülatif hareketin ortadan kalkmasindan sözedilebilir.
***
Ankara gene de durumu erken fark etti. Ögle saatlerinde Merkez Bankasi Kapaliçarsi’ya dolar sevketti. Böylece dolar 17.700 liraya kadar indi. Dolari 17.700 liraya satan büfeler, 17.600 liradan aliyordu.
Bu Ankara’nin hatayi görerek, zamaninda düzeltmesinin, müs-bet ürünüdür. Alkislanmalidir.
***
Bu arada bazi bankalarin kötü niyetli denebilecek bir uygulamasini yazmadan geçemeyecegim.
Bu önemli operasyonun uygulandigi dün, bazi bankalar dolar için 17.600 lira alis, 20.000 lira satis fiyati ilan ettiler. Bu “ise tas koymakdan baska birsey” degildi. Alis ve satis fiyati arasinda yüzde 14’e yakin bir fark ne ile, hangi samimiyet ile izah edilebilir?
***
Ankara döviz büfelerini ihmal etmez ise, halkin güveni tazelenecek, bu panik sona erecektir.
Fakat panigin sona ermesi esas sorunu ortadan kaldirmiyor…Esas sorun durdukça, önemi büyüdükçe, benzer paniklere nazir olmaliyiz.

 

Sende yorum yap