Alan Suçlu da Veren Suçsuz mu?

, , Sende yorum yap

Alan Suçlu da Veren Suçsuz mu?

TÜSIAD, dernek tarafindan yaptirilan “Kamu Reformu Arastirmasi “na dayali olarak halkin devletine
güveninin kalmadigini açikladi.
TÜSIAD tarafindan yaptirilan arastirmaya göre halkin yüzde 79,5’i kendileri disindakilerin yolsuzluga
karistigini iddia ediyor. Demek ki Türk halkinin yüzde 20’si yolsuzluga bir sekilde bulasmis. 15 yas üstü
nüfusa bakilirsa durum feci. Önce arastirma için bir degerlendirme yapalim.
(1) Bu tip çalismalar arastirma ‘ olamaz, bir anket, bir egilim tespitidir.
(2) Bu tip arastirmalari rakama dökerek Türk halkinin yüzde 20’si-nin yolsuzluga bulasmis demek çok yanlis
bir degerlendirme olur.
(3) TÜSIAD çalismasinin yapilis sekli itibariyle sorgulamada hep kamu kuruluslari ve kamu çalisanlari hedef
alinmis gözükmektedir.
Sayin okuyucularim, bu tip rakama ve gerçege dayanmayan arastirmalar ne yarar sagliyabilir? Bunlarin tek yaran
Türk toplumunun kalitesizligini sorusturan iç ve dis çevrelere malzeme vermektir.
Hangi kamu kurumlarinda rüsvetin yaygin olduguna iliskin tespitler çok ilgi çekici.
Gümrükler, vergi daireleri, tapu daireleri rüsvet alan kuruluslarin basinda geliyor. Bu kuruluslar siradan
vatandasin degil, genelde TÜSI-AD’a üye veya üye olabilecek kesimin en fazla is yaptigi kuruluslar.
Bu kuruluslarda çalisanlar rüsvet aliyorsa demek ki birileri de veriyor.
Rüsvet genellikle kanuna karsi belli avantajlar veya kolayliklar için verilir. Demek ki rüsveti bazi
kisiler veriyor, bu rüsvet ile belli bir rant elde ediyor, sonra da yolsuzlukla sahip oldugu bu randi
kendisine verenleri suçluyor.
Türkiye’de yolsuzluk olmadigini, rüsvet olmadigini kimse iddia edemez. Ama sirf kamuoyu yoklamasina dayali
bir sekilde, seçim sonuçlari konusunda tahmin orani verir-
cesine devleti, devlet kurumlarini, devlette çalisanlari yerin dibine batirmayi hedef alan çalismalar ne
yarar saglar?
Yolsuzluk ve rüsvet sadece kamu kesiminde degil, bütünüyle toplumda ortaya çikan yozlasmanin bir sonucudur.
Türkiye’de yolsuzluga ve rüsvete yönelen kisiler ve kurumlar genelde, büyük projelerle ilgili kisi ve
sirketlerdir. Yolsuzlugun ve rüsvetin büyügü küçügü olmaz. Ama büyük bir kamu ihalesinde, banka alim
satiminda, yol ihaesi aliminda, uçak alimi satiminda söz konusu olan yolsuzluk ile trafik polisinin aldigi
rüsvetin niteligi degil ama niceligi farklidir.
Türk toplumunu üretmeden kazanmak, hakkindan fazlasini almak, kisa sürede köseyi dönmek arayisina yönelten
ahlak bunalimi, toplumda yolsuzlugu ve rüsvetin olagan kabul edilmesine yol açmistir.
Insanlar kendi karistiklari yolsuzlugu, kendi verdikleri rüsveti ve bunlarin karsiligi aldiklari ranti
küçük görerek ve önemsemeyerek devamli olarak daha büyük rant kiskançligi içinde baskalarini itham eder
hale gelmistir.
Rüsvet de, yolsuzlukta alan kadar verenin de sorumlulugu oldugunu kabul etmezsek bu sorunu çözemeyiz.
Bu ise toplumda çok genis çapli bir ahlaki yapilanmayi gerektirir. Rüsvet vererek hakki olmayani alma
arayis ve çabalasinda olanlarin sayisi azalmadan rüsvet ve yolsuzluk da azalmaz.
TÜSIAD arastirmasi ile yolsuzluk ve rüsvet gerçeginin ve sorununun gündeme getirilmesi dogrudur. Yanlis
olan gerçegi yansitmasi imkansiz oranlar ve rakamlar vererek konunun önemini vurgulama arayisinda devleti
ve devlet kurumlarini oldugundan kötü bir görünüm içine sokmaktir.

 

Sende yorum yap