Ahlak nasıl “sukut” eder?

, , Sende yorum yap

Rahmetli babam, ikide bir “Eyvah ahlak sukut ediyor!..” diye dövünürdü…..
Ben o zamanlar ahlakin nasil sukut edebilecegini pek anlayamazdim. Geçen hafta bir gazete haberi rahmetli babaminkine benzer bir tepki göstermeme neden oldu: “Eyvah ki eyvah.. Ahlak sukut etmis!…” Etmis de bizim haberimiz olmamis…
***
Semra Özal’in temelini atip, 1988 yilinda da açilisini yaptigi Antalya Zübeyde Hanim Çocuk Sitesi’nde korunma altindaki yaslari 13 ile 18 arasinda degisen kizlar isyan ediyor:
“Akranlarimiz disarida, diskolarda, barlarda, lüks otellerde erkeklerle hayatini yasarken, biz burada hapiste gibiyiz. Bizim yasamaya, stres atmaya hakkimiz yok mu?”.
***
Hürriyet Gazetesi’nin Akdeniz Ilavesi’nde 14 Kasim 1992 günü Hüseyin Demir ve Deniz Akgün’ün bir haberi yayinlandi. Antalya Zübeyde Hanim Çocuk Sitesi’nde barinan 13 ile 18 yasindaki kizlar, hava karardiktan sonra yurdun tel duvarlarini asip, kaçiyorlar… Yurdun hemen yakinindaki yollarda her aksam çok sayida otomobil kaçan kizlari bekliyor… Kizlar bu otomobillere dagiliyor.. Sonra gün agarirken yurda dönüyorlar.
15 Kasim 1992 tarihinde gazetede korunmaya muhtaç olduklari için Zübeyde Hanim Yurdu’nda barinan kizlarin konusmalari yayinlandi… Belli bölümlerini size aktaracagim:
Kizlar, kaçis nedenini söyle açikladilar:
“Yurtta sosyal hiçbir faaliyet yok. Tek tesellimiz televizyon. 60-70 genç kiz, televizyonla avunuyoruz. Akranlarimiz disarida, diskolarda, barlarda, lüks otellerde erkek arkadaslariyla hayatini yasarken, biz burada hapiste gibiyiz. Bizim yasamaya eglenmeye, stres atmaya hakkimiz yok mu? Erkek arkadas edinmemiz suç mu? Yöneticilere göre suç. Bir kafeterya ya da çay bahçesine oturup, erkek arkadasimizla sohbet etsek, sivil polisler bile yaka paça emniyete götürüyor. Neden? Çünkü, yanimizda kimligimiz yok. Yurt kizi oldugumuz açikça ortada. Bunun sorumlusu da yönetimdir? Garip uygulamalari, bizi çildirtiyor. Bundan önceki yönetim de çok acimasizdi. Küçük bir hatayi affetmiyordu….
Umudumuz, yeni yönetimin ayni kati davranislara girmemesi..”
“Yurttan nasil kaçiyordunuz? Sizi gören olmuyor muydu?” sorusuna da ilginç cevaplar veren kizlar, “Artik, bu isin uzmani olduk. Yataga giriyoruz, bizi uyudu saniyorlar. Saat 23.00-24.00’ten sonra yataga yastik yatirip, üzerine örterek, sessizce bahçeye çikiyoruz. Birbirimizin yardimiyla tel duvarlari kolayca asip, çevrede bekleyen herhangi bir otomobile binerek uzaklasiyoruz. Bekçiler görse bile, biz disari çikinca seslerini çikarmiyorlar. Çünkü, is isten geçmis oluyor. Sabaha karsi yurda dönmezsek, dogrudan okula gidiyoruz” dediler. Zübeyde Hanim Çocuk Sitesi yöneticilerinin bir baska uygulamalarindan da yakinan korunmaya muhtaç genç kizlar, “Bize fahise muamelesi yapiliyor. Bundan önceki yönetim, ne zaman disari kaçsak, doktora sevkediyordu. Hastaneye götürüyorlar ve kizlik zari kontrolü yaptiriyorlar. Biz kaçiyorsak, vücudumuzu satmaya gitmiyoruz. Eglenmek, erkek arkadaslarimizla konusabilmek, stres atmak için yurttan kaçiyoruz. Serbest biraksinlar, kaçmayalim. Biraz da yöneticilerle inatlastik. Çogu kez onlari kizdirmak için kaçiyoruz” diye konustular.
***
Televizyon programlari, gazetelerin sosyete sayfalan, filmler bakiniz Türkiye’de gençleri ne tip bir hayat çizgisine dogru itiyor..
Gençlerimizin “ahlaksizligi” dogal bir hâk olarak kabul etmeye baslamalarini ve “ahlâksizlik mücadelelerini, bir hak-hukuk mücadelesine dönüstürmelerini” siz nasil karsiliyorsunuz sayin okuyucularim?

 

Sende yorum yap