AET’ye tam üyelik müracaatından sonra neler olabilir?

, , Sende yorum yap

Türkiye’nin AET’ye tam üyelik için müracaat yazisi Ba kanlar Konseyi’ne ulastiktan sonra, Brüksel’de neler olabilir?
IKV’nin Brüksel’deki bürosunda görev yapan, ve AET üst dü zey yöneticileriyle yakin kisisel iliskileri bulunan Dr. Hayri Ürgüp lü Türkiye’nin tam üyelik müracaatindan sonra “olabilecekleri” söyle degerlendiriyor:
“Müracaat Konsey’e yapilir, Konsey de Komisyon’un görü sünü ister…” Simdiye kadar yapilan tüm müracaatlarda, Kon sey’e yapilan her müracaat, otomatik olarak derhal (müzakere edilmeden) Komisyon’a gönderilmistir. Fakat bu noktada bir bos luk var. Yani Konsey’in kendisine yapilmis olan müracaati oto matik olarak Komisyon ‘a göndermesi sart degildir.
Delegasyonumuz, “Konsey müracaati Komisyon’a göndermek zorundadir…” görüsündedir, veya simdiye kadar bu görüstey di.
Geçen ay bu konuyu AET Komisyonu Genel Sekreteri Emile Noel’e sordum. Emile Noel ilginç bir cevap verdi, dedi ki: “Kon sey politik bir organdir, kendi bünyesi içinde bagimsizdir, iste digi gibi tasarrufta bulunabilir. Müracaati degerlendirmek için bize de gönderecektir… ” Bu ifade müracaatin müzakere edil meden otomatik olarak havale edilecegi “teminatini” içerme mektedir.
Mehmet Ali Birand, önümüzdeki günlerde yayinlanacak 32.ci gün programi için yaptigi söyleside ayni soruyu simdiki dönem baskani Belçika Disisleri Bakani Tindermans’a sordu. Tinder mans ise zaten su sirada bu konunun görüsülmekte oldugunu ve müracaatin Komisyona gönderilmeden evvel Konsey’in için de görüsülebilmesi sorununun AET Hukuk dairesince arastirildigini”söyledi. Tindermans’in kelimelerinin ardindaki anlam sudur: “müracaatiniz daha Komisyon’a gitmeden önce Konsey katinda durdurulabilir”, Türkiye’ye açikça cephe almis olan Yunanistan, Danimarka ve Luxemburg’un itiraz etmeleri üzerine, Konsey Türkiye’nin müracaatini tetkik edilmek üzere Komisyona yollayamayabilir. Türkiye’de bilinmeyen durum, bu oyunun aylardan beri hazirlanmakta oldugudur.
Bu durumda Türkiye’nin yapacagi tam üyelik müracaatinin iki farkli sekilde degerlendirilmesi ihtimali vardir;
(1-) Müracaat müzakere edilmeden tetkik edilmek üzere Ko misyon’a gönderilecektir. Komisyon da muhtemelen 1,5 veya 2 yil içinde Türkiye’nin durumunu inceleyip “evet, ama…” diye bir cevap verecektir. Yani zimnen Türkiye’nin üyeligi kabul edi lecektir. Fakat özellikle ekonomik ve sosyal konularda uyum sag lanabilmesi ve gümrük birliginin olusturulabilmesi için müzakereler baslayacaktir. Bilindigi gibi bu cevabin alinmasi tspanva için 17 av, Portekiz için de 14 av sürmüstür. Türkiye için de iki yil sürebilir. Ancak müracaatimizin Komisyon’a ha vale edilmesi halinde artik AET’ye tam üyelik prosedürü resmen baslamis olacaktir.
Komisyon ‘un Türkiye’yi tetkik edecegi 2 yillik süre içinde bir çok temas olacak ve muhtemelen Türkiye’nin, Yunan sorunu da hil bir çok konuda daha degisik bir politikaya dogru yönlenme si gerekebilecektir!
(2-) Konsey katinda bir müzakere açilirsa, bunun Türkiye’ nin aleyhine olacagi asikârdir. Tam üyelik gibi önemli konular da AET, Ortak Görüs benimsemek durumundadir. Bu da ancak oybirligi ile mümkündür.
Bugünkü kosullarda bir ortak görüs benimsenemeyecegine gö re, Konsey hem Türkiye’ye bir AET görüsünü bildiremeyecek, hem de müracaati Komisyon ‘a havale edemiyecektir.
Baska bir deyimle Türkiye’nin müracaati havada kalacak, za man zaman gündeme gelecek ve bu durum devam edecektir.
Ne zamana kadar? Muhtemelen Yunanistan’in ve Avrupa Par lamentosu’nun istedigi konularda Türkiye bir tavize yanasinca-ya kadar. Zira demokrasi ve insan haklari konusu 1988 seçimle riyle bir nebze çözülse bile, Yunanistan ‘la olan sorunlarda her halde Türkiye’den taviz istenecektir. Kürt ve Ermeni sorunlari nin -agirligi da gözardi edilmemelidir.
Caude Cheysson veEmile Noel gibi AET yetkililerinin Türki ye’ye cevap verilmesi “.çok uzun zaman alabilir…” demeleri ele yukarida açiklamaya çalisilan sorunlardan kaynaklanmakta dir.
Elbette AET Türkiye’yi gücendirmek ve Türkiye’nin baska bir alternatifi düsünmesine sebeb olmak istememektedir. AET için mesele hem Türkiye’yi oyalamak, hem de kendine yakin tutmak tir.
Su sirada Komisyon ‘da ve Konsey ‘de yapilan çalismalarda da bu konulara formül arandigi duyulmaktadir.
Dr. Hayri Ürgüplü’nün kisisel degerlendirmelerinin önemi bü yüktür. Çünkü konuyu bilen bir iktisatçinin, Brüksel’de devamli olarak yasayarak ve karar verecek kisilerle devamli kisisel iliskiler sürdürerek elde ettigi bilgilere dayali degerlendirmeleri, herhalde, Türkiye’de oturup, gazete haberlerini okuyarak yapilan degerlen dirmelerden daha gerçekçidir.

 

Sende yorum yap