Acele etmeyin…

, , Sende yorum yap

Birseyler yapmis olmak için yanlis yapmayin…Önce ögrenin…Ne yapacaksaniz sonra yapin… Sonra konusun…
Bugün size Sabah Gazetesi’nden Güneri Civaoglu’nun kösesinden iki aktarma yapacagim…
Güneri Civaoglu basarili gazetecilik çizgisini devamli yukari tirmandirarak sürdürüyor… Gelisime, degisime ragmen’bunu yillardir yapabilmesinin bir sebebi var: Yazilarinda okuyucularina haber veriyor… Okuyucunun ilgi duyacagi konularda onu aydinlatiyor. Ve anlatimi çok yumusak… Insanlari sikmadan bilgilendiriyor. Asagida birinci sütundaki yazi 3 Aralik tarihinde, ikinci sütundaki yazi 13 Aralik tarihinde Güneri Civaoglu’nun kösesinde yayinlandi. Simdi onlari (eger daha önce okumadiniz ise) okuyunuz:
Ekonominin dümenini elinde Man Tansu Çiller yakiniyor.
“Hazinenin açigi bu ögle saatine kadar 28 trilyon liraydi. Ögleyin bir baktik 55 trilyonu buldu. Birkaç dakika sonra 18 trilyon daha eklendigini dehsetle gördük. Yani 73 trilyona vardi.
Çiller’den dinliyorum:
“KIT zamlari yapmislar. Bu zamlarla enflasyonu düsüreceklerini sanmislar ama, bu zamlarin KIT ürünlerine maliyet artisi yapabilecegini, enflasyonu hangi oranda artirabilecegini düsünmemisler bile…”
Çiller’in anlatmak istedigi sey su…
Örnegin elektrige zam yapilinca bunun, Sümerbank ürününe, yahut sekere maliyet artisina etkisini ihmal etmisler. Sekerin, Sümerbank ürünün fiyat artisini çapraz etkilenmelerini dikkate almadan fiyat saptadiklari için, KIT açiklari hiç kapanmamis…
Çiller vergi oranlarinda degisikligi de anlatiyor. “Vergi orani degistiginde, vergi geliri yükselir. Ama, böylece enflasyon düsünce, dolayli vergiler de düser” diyor. Bunlarin hiç hesaplanmadigini ve yanlis hesaplar yapildigini söylüyor.
Böylece basi, sonu belli olmayan, hesapsizliklar olusmus.
Ekonominin yeni kurmaylari, istedikleri bilgileri alamiyorlar. Hesaplari eseleye eseleye bulmaya çalisinca, dünkü gibi Ankara’da bir ögle vakti belirsizligi yasaniyor.
Düsünün ki… Hazine açiginin ne olduguna ve yil sonuna kadar ne olacagina dönük hesaplar tam perisanlik…
Bu baglamda, Anavatan Genel Baskani ve eski Basbakan Mesut Yilmaz’in, DYP/SHP ortak hükümetine yönelttigi “12 buçuk milyar dolarlik döviz rezervi biraktik. Bu rezem savuracaklar, yiyecekler. Bu parayla ithalat yapip enflasyonu düsürmeye, yatirimlar yaparak vitrin güzellestirmeye çalisacaklar. Sonunda giderken gene tamtakir bir Merkez Bankasi birakacaklar geride” kaygisi için yanitlan yansitayim:
Çiller’e göre 12 buçuk milyar dolar döviz rezervi yok. Bu paranin döviz alacaklilari da var. Yani net bir rezerv degil bu. Sahipli, vadeli paralar. Ayrica Türkiye ekonomisinin de her yil dis borç ödemeleri için 5 milyar dolar kadar da dis para temin etmesi gerek.
Kisacasi böyle savrulacak, altindan girip, üstünden çikilacak bir döviz rezervi birakildigi Çiller’e göre söz konusu degil.
Ekonominin, yeni takiminin kurmaylariyla konusuyoruz. Onlar da belirsizlikten, bilgi eksikliginden yakiniyorlar.
Bir örnek:
Yil sonuna kadar Hazine ‘n/n, Merkez Bankasi kaynaklarinin ne kadarindan daha yararlanabilecegine bakiyorlar. 14-15 trilyon lira gibi bir rakam görülüyor. Sonra 7 trilyon rakami çikiyor. Bunun 7’si de kullanilabilir mi diye arastiriyorlar… Önlerine sadece 3.2 trilyon gibi bir miktar çikiyor: Peki tiangisi dogru?.. Kurmaylarin deyimi sudur: “Her saat basi rakam degisiyor…
Peki böylesine bir durumu Hazine kadrosu nasil içine sindirebildi? Nasil hesap Kitap bilme iddiasi gerine gerine dile ‘getirilebilen. Eski kadrodan teknisyenler “zaten bu durum görüldügü içindirki seçim karan alindi” diyorlar,’ ‘böyle devam edemeyecegi anlasilmisti” diye ekliyorlar.
Nitekim yilin ilkbaharinda Hazine Müstesar Yardimcisi Mahfi Egil-mez’in gazete sayfalarina manset olan sözlerini animsayin.
O da ayni manzaradan sikâyetçi oldugunu ilan ediyordu. “Devletin hesabinin artik elden kaçtigini” açiklamisti. Yer yerinden oynamisti.
Mülkiyeli bu genç Müstesar Yardimcisi, Özal/Taner ikilisinin gözbebegiydi. Onlarin her yurtdisi gezisinde vardi. Bütün toplantilara katilirdi. Yani Anavatan yönetimine bir kirginligi, bir kompleksi oldugu için böyle bir çikis yapmasini gerektiren durumu yoktu.
Sadece vicdaninin ve aklinin dogrultusunda konusmustu.
Nitekim aradan, 7-8 ay geçmistir… O zaman söyledikleri dogrulanmaktadir.
“Sayin Güneri Civaoglu
Geçen sali günü “Ankara’da bir ögle vakti” adli makalenizi okudum. Arkasini bekledim, simdi size hu konu ile ilgili bir açiklama yapmak istiyorum. Çünkü, yaziyi okuyan devletin hesabinin kitabinin tutulmadigi ve tamamen daginik bir durum varmis intibaini almaktadir. Bu da vatandasi haksiz yere yeise düsürür, karamsarliga iter. Bu milletimize zulümdür, idaremize bühtandir.
Sayin Civaoglu, devlette pek çok rakam üretilir, her gün binlerce rakam üretilir. Önemli olan belirli tarif altindaki rakami yetkilisinden belirli bir tarih soru itibari ile istemenizdir. Bu rakamlar her gün degismektedir. Mesela yazinizdaki konu olan Hazine ‘nin açigi nedir? Hangi tarif altindakini aliyorsunuz? Bakiniz ekim ayi sonu itibari ile konsolide bütçe Hazine durumu, bütçe açigi içinde nakit dengesi ile bütçe dengesi farkli seylerdir. Hazine’nin durumuna fonlari ve KiT’leri katarak mi rakam aliyorsunuz ve hangi tarih itibari ile rakamlari istiyorsunuz? Çünkü devlet çalisma günleri itibari ile her an tahsilat ve tediye yapar. Hazine durumu ile ilgili aylik olarak dört adet kitap yayinlanir. Kasim sonu itibari ile kitaplar Aralik 15’e dogru yayinlanir. Bu kitaplari her hafta yayinlamak mümkündür. Tasrada ödeme ve tahsilat Ziraat Bankasi ‘nda bulunan tek hesaptan yapilir ve hafta ortasinda bütün Ziraat Bankasi subelerinden rakamlar toplanarak tasra hesabi bulunur.
Merkezde ise merkez saymanligi (iç ve dis ödemeler) günlük hesabini çikarirlar. Ülkenin; yalniz Hazine’nin degil, özel sektörün de borçlarinin hesabi bankalarda ve Hazine’nin borç kütügünde elektronik bilgi islem makinelerinde tutulmaktadir.
Ekim ayi sonu itibari ile bütçenin fiili gelir gider farki (buna bütçe dengesi diyoruz) 20.064 milyar TL idi. Nakit dengesi ise 20.494 milyar açik idi. Yine ayni tarih itibari ile bütçe Hazine durumu ise (Hazine ‘nin nakitleri alacaklari, verdigi avanslar ve gelir tahakkuk artiklarindan, hazine bonolari, Hazine’nin aldigi avans ve kredileri, ödenecek çekler, bütçe emanetleri, emeklilik kesenekleri çikildigindaki açik 29.47ü miyar li’dir. Bu açik içinde Hazine’nin konsolidasyon disindaki her türlü borçlarini gösterir.
Sayin Çiller’in size aktardigi rakamlar anlamsiz, tarifi belli olmayan seyler, ögleden sonraki rakam olsa olsa konsolide borçlar dahil Hazine’nin yil sonu projeksiyon borçlari olabilir. Yetkiliden, isi bilenden, tarifli bir rakam ve belirli bir zaman dilimi için olani istendiginde, p rakam tektir.
KiT’lerin açiklari yalniz Hazine’den yapilan transferlerle giderilme-mektedir. KiT’ler iç ve dis borçlanma yaptiklari gibi ürettikleri mal ve hizmetlerin fiyatlarini degistirmektedirler. Bu yil bütçeden (ok bütçe dahil) KiT’lere yil sonuna kadar 12 trilyon TL aktarilirken ilave KIT açiklari 6 trilyondan fazladir. Tabiyatiyle bütçeden transfer yapildikça bütçe açigi da büyümekte ancak kamu borçlanma geregi bulunurken, mükerrerligi önlemek için de transferleri toplam açiktan düsmek gerekmektedir. KIT ürünlerinin fiyat artislari ekonomiye hangi oranda etki yapar, enflasyonu ne kadar etkiler, buna ait çok kompleks çalisan modellerimiz var. Bunlari bilmemek Sayin Çiller’in hakki olabilir ama sorup ögrenmesi de görevidir.
Döviz rezervlerimiz ile ilgili haksiz yorumlar getirilmek istenmektedir. Uluslararasi rezerv herkesin istegine göre sekillenen bir tarif degildir. Bunun tarifi adi üzerinde oldugu gibi ulusjararasidir. Ekim ayi içinde bu rezerv 12.5 milyar dolara çikmisti. Döviz devletin malidir diye suuraltimizda kalmis bir kavram oldugunda, dövizin kime ait oldugunu arar dururuz. Döviz bu milletin dis varligidir. 1983 yilinda ayni tarife göre rezervlerimiz 2.1 milyar dolardir.
Sayin Civaoglu,
Sizlere bu açiklamam, kamu bültenleri hesabi ve bütçe bülteni yayinlarinin ekim ayi sonuçlarinin fotokopilerini göndererek tamamliyorum. Ilginize tesekkür ediyor, saygilar sunuyorum.
Ekrem Pakdemirli”
***
Izininizle size bir de 15 Aralik 1991 tarihinde Hürriyet Gazetesi’-nde yayinlanan Ege Cansen’in yazisindan iki paragraf aktarayim:
“1. Ekonomiden sorumlu bakanlarimiz sürekli bir “durum tes-piti”nden söz ediyorlar. “Hele bir bakalim ne devraldik, ona göre is zaman biçelim” diyorlar. Bir ülke ekonomisinin ne halde oldugu, gizil bir kasanin gizli bir kösesindeki, gizli bir dosyada yazili degildir. Ekonomik durum “kabak gibi” ortadadir.
2. Ekonomiyi iyilestirmek, sadece ekonomi bilmekle de halledilebilecek bir mesele degildir. Öyle olsaydi, isin basina ayligi yüz bin dolara Nobel ödüllü bir iktisatçi getirir, isi ona havale ederdik.”
***
Sayin Süleyman Demirel’e ve hükümetine büyük bir güven var… Kamuoyu ümit ile bekliyor… Beklenen “mucize” degil… Daha iyi, daha basarili, daha adil bir “yönetim”…
Sayin Süleyman Demirel, on yillik bir aradan sonra tekrar devlet gemisinin dümeninin basina geçti.
Seçim olali iki ay, hükümet kurulali bir ay oldu… Hükümet üyelerinin çogu “her gün konusuyor’… Ve de yanlis “seyler söylüyor”…
Bunun nedenine inmek gerekir…
Sayin Süleyman Demirel “mevcut bürokratik yapiyi tümüyle ANAP kadrosu olarak” bir yana itip, ise kendi ekibiyle baslamaya niyetli görünüyor.
Sayin Süleyman Demirel’in kendi ekibi simdilik iki grupta toplaniyor:
1. Birinci grup, Sayin Süleyman Demirel ile “On Yil Önce iktidardan Ayrilip, On Yil Sonra Masalarina Dönenler.”
Geçen on yilda, iyi veya kötü Türkiye’de çok sey degisti… Onlar on yil önceki aliskanlikla kendi dosya dolaplarinda biraktiklari evraklara bakip, ekonomiyi izlemeye çalisiyor…
Halbuki artik o dolaplardaki dosyalara evrakin ikinci kopyasi takilmiyor… Bilgiler kompütürde… Ne olup, ne bittigini anlamak için kom-pütür ekraninin dügmesini çevirmek gerekiyor…
Sonra onlar on yil önce kendileri ile çalisan arkadaslarindan bilgi almaya çalisiyor… On yilda bürokratik yapi degisti… Birtakim genç bürokratlar sorumluluk üstlendi… On yil önceki bürokratlar onlarla ayni kulvarda kosamadigindan, geride kaldilar. Bürokrasideki genç kadronun hepsi “tüüü kaka…” onun bunun adami degil… Bu ülkenin bürokrati…
2. Ikinci Grup, Sayin Demirel’in “taze kan olarak kabul etligi” genç Dogru Yol’lular…
Bunlarin devlet, bürokrasi ve Ankara deneyimi olmadigindan, neyin ne oldugunu ögrenmelerinin zaman almasi tabiidir. Ancak bu genç Dogru Yol’lularin bazilarinin’ daha önceden Türk ekonomisiyle yeterince ilgilenmedikleri, neyin ne oldugunu belli koltuklara oturduktan sonra ögrenmeye çalistiklari görülüyor.
Su anda ekonomi ile ilgili tüm bilgiler, sadece hükümet üyelerinin degil, Türkiye’de konu ile ilgilenen herkesin yararlanabilecegi sekilde yayinlaniyor.
— Merkez Bankasi’nin günlük, haftalik, aylik, üçer aylik, yillik yayinlarinda banka ile ilgili döviz durumu ile ilgili her türlü bilgi var.
— Maliye Bakanligi’nin yayinlarinda vergi ve bütçe ile ilgili tüm bilgiler var.
‘— Hazine bülten yayinliyor.
— DIE her konuda ayrintili istatistige ek olarak aylik degerlendirme kitabi yayinliyor.
— DPT her konudaki bilgilere ek olarak Aylik Temel Göstergeler kitabi yayinliyor.
— Ayrica DPT, Hazine, Maliye Bakanligi bilgisayar ekranlarinda son bilgileri izleme sansi var…
Bütün bunlari bir yana birakin “ANKA Günlük Ekonomi Bülteni”ni ye (övünmek gibi olmasin ama) bizim DÜNYA gazetemizi her gün izlemek, ekonomideki temel rakamlari izleme sansini veriyor.
Simdi söyleyin bakalim… “Insaffffff beeeee kardesim… iktidara talipsiniz… O zaman “durum tespiti” yapmadiniz mi? Durum tespiti yapmadan nasil vaadlerde bulundunuz? Hadi o zaman yapmadiniz… Iki aydir hâlâ ne yapilamaz seymis su durum tespiti?” diyen olur ise, ona gücenme hakkiniz var mi? ***
Bilmemek ayip degildir… Ögrenmemek ayiptir.
Ancak, bilmeden, ögrenmeden, “aman birseyler yapmis olalim” telasi ile yola çikmak, çok çok çok kötü birseydir…
Ekonominin dogru veya yanlis birtakim dengeleri Vardir… Tabii ki bu dengelerin yanlis olanlarini, kötü olanlarini yeniden kurmak gerekiyor…
Iktidar onun için degisti… Sayin Süleyman Demirel’den halk bunu bekliyor… Sayin Süleyman Demirel bu hükümeti bunun için kurdu… Bu ekibi bunun için olusturdu ve olusturuyor…
Fakat, “bilmeden, ögrenmeden, yanlis bilgilere ve varsayimlara dayali olarak” yeni dengeler kurulamaz… Eski dengeler bozulamaz…
Hatta ve hatta “zam bile yapilamaz…” Zam yapmanin bile bir “hesabi, kitabi”, Anadolu deyimi ile “bir raconu” vardir.
Onun için, aceleye gerek yok…
Neyin ne oldugunu iyice ögrenin… Hem ögrenmek, hem de icraat için, “Bürokrasinin genç ve dinamik kadrolarindan mutlaka yararlanin…”
(Kusura bakmayin… Sizlere akil vermek bizlere düsmez ama… Biz sizin basarinizi istiyoruz… Ve de biz de bu ülkede yasiyoruz… Laf ile peynir gemisi yürümüyor… Sonra fatura bize çikiyor… Testiyi kirmadan uyaralim da hiç olmaz ise günah bizden gitsin…)
Tevfik GÜNGÖR^

@

 

Sende yorum yap