AB’ye Üyelik Başka, Avrupalı Olmak Başka

, , Sende yorum yap

AB’ye Üyelik Başka, Avrupalı Olmak Başka

Bugün, Türkiye için önemli bir gün. Hepimiz Avrupa Birligi’ne Türkiye’nin üyeligi konusunda alinacak karari merakla bekliyoruz. Ancak, bugüne kadar kamuoyuna verilen mesaj, Türkiye’nin Avrupa Birligi’nden üyelik sözü almasiyla her seyin düzelecegi seklinde. Düzelecek olan ne? Düzelmesi beklenen, insanlarin refahinin artmasi, insanlarin daha iyi yasam kosullarina kavusmasi. Burada bir maddi, bir de kurumsal degisim arayisi söz konusu. Kurumsal degisim arayisinda bekleyis, insanlarin daha iyi çevre sartlarinda, adil, düzenli, rahat sartlarda yasamasi. Bu kanunlarda, kanunlarin uygulamasinda bir degisim gerektiriyor ama her seyden önce kafa yapisinda da bir degisim gerektiriyor. Insanlar devlete, devlet insanlara karsi daha saygili olacak, daha adil, daha saglikli bir çevrede, insanlara daha iyi egitim imkanlari saglanacak. Demokrasi, insan haklari konularinda baska ülke insanlarinin sahip oldugu imkanlara, Türk insani da sahip olacak. Maddi degisim arayisinda bekleyis, insanlarin ve devletin zenginliginin artmasi. Maddi zenginligin kaynagi, gelirdir. Gelirin artmasi ise, üretim artisina bagli. Üretimi artirmadan, Avrupa Birligi’ne üyelik Türkiye’ye hiçbir sey getirmez. Avrupa Birligi’ne üye olmakla da, Türkiye’de üretim kendiliginden hiçbir sekilde artmaz. Avrupa Birligi’ne üyelik Türkiye’nin eksik sermayesinin tamamlanmasina yardimci olabilir. Türkiye’ye belli ölçüde yabanci sermaye akisini saglayarak, Türkiye’de yatirima, üretime, istihdama ek imkanlar gelmesine sebep olabilir. Ama, bütün bunlarin ötesinde, üretim artisi Türk insanina baglidir. Bugüne kadar Türkiye’nin medeni dünya ile arasinin açilmasinin nedeni, üretimdeki geri kalmadir. Türk insani, yilda üç bin dolarlik üretim yapabiliyor. Üç bin dolarlik bir gelir elde edebiliyor. Üç bin dolarin sinirlari içinde bir yasam sürdürebiliyor. Avrupa insani yilda otuz bin dolarlik bir yasam siniri içinde hayatini devam ettiriyor ama, bunun ardinda, Avrupa insaninin yilda kisi basina otuz bin dolarlik üretimi ve bu üretim karsiliginda elde ettigi gelir var. Demek ki, tek basina Avrupa Birligi’ne üyelik, Türkiye’de maddi degisimi saglayamayacak. Maddi degisimi saglamak Türk insaninin elinde. Türk insani, Avrupa Birligi’ne üye olduk, üye olmanin sonucunda kisi basina gelirimiz artacak, bekleyisine girerse, daha çok bekler. Ne yazik ki, biz bugüne kadar Türk insanina, Avrupa Birligi’ni daha iyi yasama imkan verecek bir firsat olarak anlatirken, Avrupa fikrinin bir yasam biçimi oldugunu anlatmakta basarili olamadik. Osmanli’dan bu yana Türk insani, Avrupali’ligi zenginlik, daha iyi yasam, çagdaslik olarak görüyor ama, bunun bir farkli yasam biçimi oldugunu henüz anlayamadi. Biz, Anayasa’da ve kanunlarda Avrupalilar’in bekleyisleri dogrultusunda degisiklikler yapmakla, onlari tatmin edebilecegimizi saniyoruz. Onlarin bekleyisi, yasalardaki degisikligin ötesinde, yasam biçimindeki degisim. Çünkü, Avrupa Birligi denilen seyin ardinda, bir “entegrasyon” bir “ekonomik bütünlesme” söz konusu. Sadece yasa degisiklikleriyle, bütünlesmenin imkani yok. Yasam biçimlerinde uyum sart. Bugüne kadar, diger adaylara gösterilen kolayligin, Türkiye’ye gösterilmemesinin bir nedeni de, 1960’lardan sonra Avrupa ülkelerinde yasamayi sürdüren Türk isçilerinin bütünlesme ve uyum konusunda gösterdikleri direnç. Biz nasil köyden büyük sehirlere göç ettigimizde, sehirli olmaya direniyor, sehirleri köy haline getirmede basarili oluyorsak, bugüne kadar Avrupa’da da (maalesef) ayni seyi yaptik. Bu deneyimi yasayan ülkeler, Türkiye’nin bütünlesme ve uyum konusundaki dirençlerinden korktuklarindan, diger adaylara göstermedikleri tepkiyi, Türkiye’ye gösteriyorlar. Burada, bizim yapacagimiz, karsi tarafi elestirmeden önce, kendi durumumuzu elestirmektir. Biz madem ki, Avrupa ile bütünlesme arayisindayiz. O halde bütünlesmenin geregi uyuma da razi ve hazir olacagiz. Bugün nasil bir karar çikarsa çiksin, Türkiye artik dönülemez bir yola girdi. Bu yolun sonunda Avrupa var. Bundan sonra bize düsen, baskalarinin gelip, bize yardim etmeleri yerine, bizim eksiklerimizi görerek, üretim artisina daha fazl

 

Sende yorum yap