Çekirdek enflasyondaki artış faiz indirimine izin vermeyecek

, , Sende yorum yap

Enflasyon martta yüzde 11’in üzerine çıkmıştı. Temmuzda yüzde 10’un altına inince sevindik. Ağustosta yüzde 10.68 olmuştu. Eylülde yüzde 11.20’ye tırmandı.

Halkımız için önemli olan gıda enflasyonu yüzde 12.5 oranında.

Gıda enflasyonunu yukarıya iten, taze meyve ve sebzede yılık tüketici fiyatları artışının yüzde 11.07 olması, diğer işlenmemiş tarım ürünlerindeki fiyat artışının yüzde 14.97 olması, işlenmiş gıda maddelerinde yıllık fiyat artışının yüzde 10.49 olması var.

Halkı genelde fazla ilgilendiren bir başka harcama kalemi de toplam harcamaların yüzde 16’dan fazlasını oluşturan ulaştırma harcamalarıdır. Ulaştırma harcamalarında yıllık artış, gıdadaki artışın da üzerine çıktı. yüzde 16.10 oldu.

Enflasyon, başka anlatımıyla tüketici fiyatlarındaki yıllık artış, değişik mal ve hizmetlerin fiyatındaki artışların etkisinde oluşuyor.

Bazı mal ve hizmetlerin fiyat artışları küresel gelişmelerden, açık anlatımla dünya fiyatlarındaki değişimden etkileniyor. Enerji, fiyatları, altın fiyatları bizim kontrolümüz dışında değişiyor. Tütün ve alkollü içkilerin fiyatlarının oluşumunda vergi yükü önemli. İşlenmemiş gıda ürünlerinin fiyatı büyük ölçüde hava şartlarından ve üretimdeki değişimden etkileniyor.

İşte bu nedenle Türkiye İstatistik Kurumu, genel tüketici fiyatları değişim endeksi yanında “Özel Kapsamlı Enflasyon (TÜFE) Endeksi” yayınlıyor.

Bu endeks hazırlanırken, ekonomi yönetiminin genelde kontrolü dışında oluşan fiyat artışları ayıklanarak, çekirdek enflasyon hesabı yapılıyor.

Çekirdek enflasyonun değişimi, enflasyonun kontrol altına alınıp alınamayacağı konusunda bir gösterge olarak kabul ediliyor.

Çekirdek enflasyonda yükseliş eğilimi devam ediyor. Çekirdek enflasyon Şubat 2004’ten bu yana yüzde 10.98 ile en yüksek seviyede. Hizmetler sektörü enflasyonunda katılaşma devam ediyor. Hizmetler yıllık hizmet enflasyonu yüzde 9.55 ile 2009 başından bu yana en yüksek seviyede.

Çekirdek enflasyondaki yükselişin devam etmesi, TCMB’nin önümüzdeki dönemde de sıkı para politikası duruşunu korumasına neden olacak. Açık anlatımıyla Sayın Cumhurbaşkanı’nın ısrarla vurguladığı faiz indirimleri, enflasyon nedeniyle güçleşecek.

Tüketici fiyatları artışının arkasında yurtiçi üretici fiyatları artışı var. Üretici fiyatları bu yıl beklenmedik şekilde yükseldi. 2016 Yılı Nisan ayında yüzde 2.87 olan yıllık artış, bu Nisan ayında yüzde 16.37’ye ulaşmıştı. Bir türlü aşağıya inmedi. Eylül ayında yüzde 16.28 oranında.

İmalat sektöründe yıllık üretici fiyatı artışı yüzde 17.98 gibi yüksek bir oranda.

İlginç olan gıda ürünlerinde tüketici fiyatlarında yıllık artış yüzde 12.50 iken üretici fiyatlarında yıllık artışın (üretici fiyatlarındaki genel artışın yarısı kadar olması) yüzde 7.47 olması. Bu fark, önce tarımda üreticinin fiyatlarının genel artış oranının gerisinde kaldığını gösteriyor, sonra da gıdada tüketici fiyatları artışının, üretici fiyatlarından değil, perakendeci fiyatlarından kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Yurt içi üretici fiyatlarındaki yüksek artışın, üretimdeki ithal girdi ağırlığından kaynaklandığı biliniyor. Döviz fiyatlarındaki artış, ithalat girdisinin ağırlığına göre, üretim maliyetini artırıyor.

Önümüzdeki dönemde yıllık enflasyonun ekim ve kasım aylarında da yükseldikten sonra, Aralık’ta baz etkisiyle gerilemesini bekleniyor. Beyaz eşya ve mobilyaya getirilen vergi indirimleri sona erdi. Petrol fiyatları artıyor,içeride döviz fiyatı kıpırdamaya başladı. Vergiler artacak.

Bunlar önümüzdeki dönemde enflasyonu aşağıya çekmeyi güçleştirecek gelişmeler.

Yeni açıklanan Orta Vadeli Program’a göre yıl sonunda enflasyonun yüzde 9.5’a inmesi, 2018 yılı sonunda ise yüzde 7.0’ye çekilmesi bekleniyor. Ne var ki eylül fiyat artışları, enflasyonda beklenen hedeflere ulaşmanın güç olduğunu işaret ediyor.

Enflasyon ekonomimizin en önemli sorunu olmaya devam ediyor. Enflasyonun yüksekliği sadece gelir dağılımının düzelmesini engellemiyor, yatırımları, üretimi de engelliyor.

Enflasyonun yüksekliği faiz oranlarının ucuzlamasına imkan vermiyor. Gerçekçi olalım. Enflasyon yüzde 11’lerde dolanırken Hazine yüzde 11’in altında borçlanamıyor. Hazine’nin borçlanma faizi, en düşük para maliyetini belirliyor. Bu maliyetin üzerine kanuni ve operasyonel yükler binince bankaların kredi faizleri aşağıya inecek yerde yukarıya çıkıyor.

Bugüne kadar enflasyonu sadece gıda fiyatlarına bağladık. Tarım ürünleri fiyatlarını, et fiyatlarını aşağıya çekerek enflasyon sorununu çözme arayışına girdik.

Enflasyonun, üretim yapımızdan, üretimde ithalata bağımlılığımızdan kaynaklandığını fark ettiğimizde, enflasyonu aşağıya çekmek için daha gerçekçi yaklaşımlar içine gireceğiz.

 

Sende yorum yap